Kemal Kılıçdaroğlu, Kasım 2023’te yapılan 38. Kurultay’da, genel başkanlık koltuğunu kaybetti… Ona göre “sırtından hançerlenme” ve ihanet söz konusu idi. Ve işin arkasını bırakmıyor! Mutlak bir hesaplaşma peşinde…
Kılıçdaroğlu, yaklaşık on üç yıl CHP’nin başında kaldı. Özgür Özel ise iki buçuk yıldır genel başkanlık koltuğunda… Bakalım Kemal Bey kadar partinin başında kalacak mı? Bu köşede, Cumhuriyet Halk Partisi’nin mevcut yönetiminin çifte kıskaç içinde olduğunu daha önce belirtmiştik. (12 ve 16 Mayıs 2026) Siyasi ve hukuki boyutta, CHP Yönetimi galiba en zor günlerini geçiriyor… Mutlak Butlan Davasının duruşması 1 Temmuz tarihine ertelendi. Aynı dosyaya, yakın zamanda bazı belgeler yollandı. Son zamanlarda, 38. Kurultayı yok hükmüne sokabilecek bir kararın istinaf mahkemesinden çıkabileceğine dair ihtimal yüksek… İşte bu hengâmede CHP eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, parti içinde “mutlak butlan” tartışmalarının alevlendiği süreçte yayımladığı bir video mesajla, dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu, CHP'ye arınma çağrısı yaparken kendisine yönelik eleştirilere de sert sözlerle karşılık verdi. Malum olduğu üzere, 2023 Kasım'ından bu yana, Özgür Özel’e yakın ekip içerisinden, Kılıçdaroğlu’na yönelik zaman zaman ağır ifadeler kullanıldı ve bu karşılıklı sert tartışmalara yol açtı. 2025 kurultayında; Kılıçdaroğlu yeniden aday olmayacağını açıklarken, şöyle bir izah da getirmişti: “Aday olmamamın sebebi, 'Aday olursan yüzüne tükürürler' diyen siyasetçilerin tehditleri değildir. Çünkü çalanların yüzüne tükürülür ve ben çalmadım…” Elbette Kemal Bey’in kendisine yönelik tehdit ve hakaretleri bir kenara not ettiğini tahmin etmek zor değil. Ve fırsatı bulduğunda bunlarla ilgili bir hesaplaşmaya girmek isteyeceği de tabiidir. Nitekim parti merkezi üzerinde âdeta kara bulutların dolaştığı bir dönemde, “CHP’deki kirlenme” ile ilgili olarak bir çıkış yapma ihtiyacı duyduğu belli oluyor… Sosyal medya platformu X üzerinden paylaştığı video ile hayli dikkat çekici açıklamalarda bulundu.
Kendisinden susmasının veya farklı şeyler söylemesinin beklendiğini ifade eden Kılıçdaroğlu’nun mesajı şöyle:
"Değerli dostlarım, cesur yol ve dava arkadaşlarım ve bu güzel ülkenin vicdan sahibi asil yurttaşları... Bir milletin geleceği siyasetin aklıyla, vicdanıyla ve ahlakıyla şekillenir. Milletin helal sofraları temiz siyasetle bereketlenir. Çünkü kirlenen siyaset önce vicdanı çürütür, sonra ahlakı yok eder ve en sonunda da gözünü milletin ekmeğine diker. İşte bu yüzden siyaseti temiz tutmak ve milletin sofrasına bereketi taşımak bu ülkede siyaset yapan herkesin namus borcudur. Ve dostlarım... Bu ağır sorumluluk herkesten önce ve herkesten daha fazla Cumhuriyet Halk Partililerin görevidir. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi koca bir çınardır. Cumhuriyet Halk Partisi bu milletin yokluk içinden ayağa kalkma iradesidir. Darbeler görmüştür, boyun eğmemiştir. Kapatılmıştır, teslim olmamıştır. Baskılar yaşamıştır ama asla diz çökmemiştir, teslim alınamamıştır. Dostlarım... Cumhuriyet Halk Partisi, kurucusu büyük önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk olan ve milletimizin istiklal iradesinin üzerinde tecelli ettiği bir ruhtur. Ruhaniyete ihanet olmaz. Cumhuriyet Halk Partisi bize bırakılmış bir miras değildir. Partimiz bizlere kutsal bir emanettir. Emanet kirletilemez, emanete kara çalınamaz…”
Kılıçdaroğlu’nun bu çıkışı, İstinaf Mahkemesinden mutlak butlan yönünde çıkabilecek bir karar neticesinde, CHP yönetimin tekrar kendisine teslim edilme ihtimaline binaen bir ön alma hamlesi olabilir mi? Çünkü bu ihtimal üzerinde son günlerde pek hararetli tartışmalar devam ediyor. Daha önce de bu konu yüzünden hücuma uğrayan Kılıçdaroğlu asla pes etmeyeceğini rakiplerine göstermek istiyor… Şu meydan okuma başka türlü nasıl yorumlanabilir?
“Kardeşlerim... Hele ki bu ulu çınarın gölgesi haramın ve kirlenmişliğin sığınağı asla ve asla olamaz. Gerektiğinde arınmasını da bilir, iç muhasebesini yapmasını da. Ama yolundan asla dönmez. Çünkü bu yürüyüş bir iktidar yürüyüşüdür. Çünkü bu yürüyüş halkın umudunu yeniden ayağa kaldırma yürüyüşüdür. Benden susmamı veya başka şeyler söylememi bekleyenler var. Beni iyi dinleyin: Kemal Kılıçdaroğlu milletin ve partisinin çıkarlarını kendi ikbali için müzakere etmez! Bin kere toprak olur da bin kere çiçek açar namuslu, dürüst evlatlarının elinde ama eğilip bükülmez! İftiralarınız da tehditleriniz de vız gelir! Ben doğruyu söylerim, ben hakikatin yanında dururum. Bakınız; yetmiş yılı aşkın ömrünü bu halkın adalet kavgasına adamış, boğazından tek bir haram lokma geçmemiş ve evlatlarına bırakacağı tek mirası verdiği ahlak kavgası olan Bay Kemal'den hiç kimse başka bir şey söylemesini asla beklemesin!”
Evet, Kemal Bey gerçekten kararlı görünüyor ve ilk yakaladığı fırsatta da daha önce de dile getirdiği “CHP’de esaslı bir arınma” için gücünü kullanacağı kesin görünüyor… Bu noktada son zamanlarda parti üst yönetimine yönelik akçeli itham ve suçlamalar, itiraf ve ifşalar, Kılıçdaroğlu’nun elini epeyce güçlendirecek cinsten! On üç yıllık parti başkanlığı döneminde, cumhurbaşkanı adayı olarak, yüzde kırk sekizlik ittifak oyları dışında, kayda değer başarısı bulunmayan Kemal Bey adına, haleflerinin acemilik ve patavatsızlığı önemli bir avantaj olabilir… Ama bu, Kılıçdaroğlu’nun bahsini ettiği iktidar yürüyüşü için yeterli olabilir mi? İşte orası meçhul. Zira bu hamur daha çok su kaldırır… Kemal beyin ifadesine göre arınmanın parti merkezinden başlaması gerekiyor!.. Peki, bu iş düşündüğü kadar kolay mı?..

