İfade özgürlüğünde lafa gelince mangalda kül bırakmayan CHP Genel Başkanı’nın, belediyelerinde patlak veren yolsuzluk skandallarını kamuoyuna aktaran medya kuruluşlarını nasıl tehdit ettiğini görüyoruz.
Oysa, bu skandalların pek çoğunda şikâyet ya da ihbarlar yine kendi içlerinden…
İhbar yapılmış, teknik takip ve inceleme tamamlanmış, bunun neticesinde savcılık vazifesi gereği soruşturma başlatıp, ilgililerini gözaltına almış.
Ortaya konulan deliller neticesinde de mahkeme ya tutuklama kararı vermiş yahut bazı isimler için tutuksuz yargılama süreci işletmiş.
Tıpkı, kamuda görevli olan veya iktidara yakın bilinen isimlerin gözaltına alındığı, tutuklandığı soruşturmalarda olduğu gibi.
***
Bugüne kadar suçlamalarla ilgili ortaya konan delillere, raporlara, şahitlerin ifadelerine cevap vermeden, aslında “Ne yaparsak yapalım, bize dokunamazsınız” demeye getiren Özgür Özel’in de bizzat belediye başkanlarından para aldığını öğrendik itiraflarda.
Biri Antalya Büyükşehir’in, diğeri Uşak’ın belediye başkanıydı üstelik söyleyenler…
Buna rağmen, muhalif kanallarda böylesine büyük rezaleti eleştiren, tepki gösteren, CHP’ye isyan eden, CHP Genel Başkanı’na meydan okuyan, yerden yere vuran kimseyi görmedik.
Asrın yolsuzluğu yapılmış, belki de tarihin gördüğü göreceği en büyük rezillikler, ahlaksızlıklar yaşanmış, muhalif kanatta ses yok.
Bir tek delegelere pavyon önlerinde para dağıtılarak koltuktan indirilen eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na yakın az sayıda isim söyleyebiliyor bunları…
O da muhalif kanallarda değil, yine Özgür Özel’in çok rahatsız olduğu yayın mecralarında yahut sosyal medyada.
CHP tarafında durum böyle…
Peki ya iktidar kanadını eleştirmeye gelince durum böyle mi?
***
FETÖ gibi terör örgütleri ve bu örgütleri yöneten başkentlerle ağız birliği eden muhaliflerin ve medyalarının, AK Parti’nin iktidara geldiği 2002’den bu yana ne yaptığı ortada.
Darbe yürüyüşlerine destek mi vermediler, 367 garabeti gibi krizlere destek mi çıkmadılar, Türkiye ekonomik özgürlüğüne kavuşurken IMF goygoyculuğu mu yapmadılar, Cumhuriyet tarihinin en iyi rakamları yakalanmışken ekonomiyi bozacak Gezi darbe girişimine aparatlık mı etmediler, terör azınca siyasi kolunu iktidara taşımaya mı uğraşmadılar, 15 Temmuz işgal ihanetinden FETÖ’yü aklamaya mı çalışmadılar, MİT tırı ihanetine çanak mı tutmadılar, Suriye’de terör örgütü tutunsun ve Türkiye kaybetsin diye mi uğraşmadılar?..
Yıllarca Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde altın klozet yalanını yazanlar, bugün CHP’li belediyelerden, üstelik CHP’li isimlerin ihbarlarıyla ortalığa saçılan milyarlarca dolarlık soygunu, Ekrem İmamoğlu’nun özel şirketinin genel müdürünün başında durduğu para kulesini, İmamoğlu’nun babasına teslim edilen, özel şirketine havale edilen kaynağı belirsiz milyonları, komik rakama üstüne devrettiği villaları-arsaları, sevgililere ödenen maaşı, poşetlerde-çantalarda taşınan milyonlarca avroyu-doları ağzına bile almıyor.
Oysa bugün CHP medyası tarafından ‘yasaklı listesine’ konulan muhalif isimlerin bile seslerini duyurabildiği ‘iktidara yakın’ medya öyle mi?
Emeklilerin sıkıntısı, piyasa pahalılığı gibi konuların, yıllardır iktidara en yakın görünen kanallarda bile dile getirildiğini görmüyor muyuz?
Kendi adımıza, yanlış olduğunu düşündüğümüz hemen her konuda biz fikrimizi açıkça dile getirdik, hatta manşetlere taşıdık.
Bundan kimi zaman bakanlar rahatsız oldu, kimi zaman okuyucularımızdan bile sitemler aldık, ama asla ‘yapıcı eleştiri’ vazifemizi yapmaktan geri durmadık.
Örneği çok… Gıda fiyatları en başta geleni… Zamanlaması bakımından geçen sene Kurban Bayramındaki radar ve hız tabelası tepkilerini de hatırlatayım mesela.
Yaptığımız yayınlar neticesinde son bir yılda yüz binden fazla tabela ya düzeltildi yahut kaldırıldı.
Aynı şekilde, sokak köpekleri meselesi…
Ve bunun gibi daha niceleri.
***
Bunlar, halkın sesini duyurmak, ülkemizi yönetenlere yol göstermek, en azından yapılan işin bir daha gözden geçirilmesini sağlamak için üstlendiğimiz samimi gayretlerdi.
Lakin, ‘muhaliflik’ adı altında fitne yaymayı, yalanla iktidar değiştirmeyi, başka başkentlerden beslenip ülkesine ihanet etmeyi gazetecilik kılıfı altına gizleyenleri bu çizginin de memnun etmediğinin farkındayız.
Onlar yapıcı eleştirilerden de hazzetmezler zira… Çünkü iktidarın hata yapmasına mâni olur.
İstedikleri, bir zamanlar AK Parti ve Erdoğan sayesinde zirvelere çıkan, yaptıkları hata ya da düştükleri ihanet tuzağından dolayı tasfiye olan kimi isimleri çektikleri çukurdur.
Neler gördük…
367 krizinde, Erdoğan’ın vesayet rejimine meydan okuyup Cumhurbaşkanı yaptığı Abdullah Gül’ün, bir gün vesayetin merkezi CHP’nin Cumhurbaşkanı adaylığına kalkışacağını kim düşünebilirdi?
28 Şubatçıların iktidardan indirip kapattığı partinin genel merkezinde, bir CHP adayının ilan edileceği kimin aklına gelirdi?
Bunların, CHP’lilerle ve FETÖ’cülerle kol kola girip, Saraçhane önünde sevinç gösterileri yapacağına, rüyada görülse inanılır mıydı?
Erdoğan sayesinde bakanlık, başbakanlık yapan, AK Parti’nin liderliğine kadar taşınan Ahmet Davutoğlu’nun, Erdoğan’a yaptıkları yenilir yutulur şey miydi?
Daha nice isimler var, aynı çukura savrulan…
Şu gün olmuş hâlâ CHP’nin hırsızlıklarına, soygunlarına, ahlaksızlıklarına çıtlarını çıkarmıyorlar, hatta aklamaya çalışıyorlar.
Ve her gün, gecesini gündüzüne katarak, burnumuzun dibine kadar gelen tehlikelerden Türkiye’yi korumak, ülkemizi kalkındırmak, eksiklerini gidermek, güçlü ittifaklarla Türkiye’nin önümüzdeki yüzyıla yeni küresel güç olarak damgasını vurması için çabalayan Erdoğan’ı hedef almaya devam ediyorlar.
Erdoğan, dünkü duygu yüklü grup konuşmasında işte buna vurgu yaptı.
İdamı bile göze alarak yola çıktığını, çok nankörlük ve ihanet gördüğünü söyledi.
Kendilerinden gördüğü birilerinin, eleştiride izan sınırlarını aştığını, bunun da canlarını acıttığını belirtti.
“Mükemmel değiliz, hatasız değiliz. Eksiğimiz vardır… Bir engeli aşmak için bin engelle mücadele etmek zorunda kaldık.
Sağdan soldan klavye kahramanları AK Parti'nin tesis ettiği konfor ortamında ahkam kesiyor olabilirler. Bunlara soruyorum; Siz hiç hayatınızda risk aldınız, hiç ölümle burun buruna geldiniz mi? Menderes'in akıbeti dururken hayattan vazgeçecek bir harekete dâhil oldunuz mu?
Biz hapislere düşmeyi, işkence görmeyi, idam edilmeyi göze alarak geldik. Bizi acımasızca eleştirenler, siz ne yaptınız? Hangi bedeli ödediniz?” diye sordu.
Çok haklı bir sitemdi bu.
Daha iktidar olmadığı hâlde iktidara gelmeyi ümit ettiği gün için tehditlerde bulunan Özgür Özel gibi parmak sallamadan, isimler sayıp kişileri doğrudan hedef yapmadan, haklılığını izah edici, yapılanların neye rağmen yapılabildiğini, yapılamayanlar için öz eleştiriyi de içine alan samimi bir sitem.
Derseniz ki, bunun muhataplarına bir etkisi olur mu?
AK Parti ve Erdoğan’ın sağladığı özgürlükler ortamında çok zor!

