Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Kırsalı kalkındırarak aile ve nüfusu korumak…
0:00 0:00
1x
a- | +A

Bir yıl değil, önümüzdeki 10 yıl gündemimiz ‘aile’ olacak.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının, dün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Hanım’ın katılımıyla açıkladığı Aile ve Nüfus 10 Yılı Vizyon Tanıtım Programı'na davetliydik.

Yıllardır “Üç çocuk” diye diye dilinde tüy biten Cumhurbaşkanı’mız, konuşmasında çarpıcı veriler açıkladı.

Türkiye’de tek kişilik hane oranı yüzde 20,5’e ulaşmış.

İlk evlenme yaşı erkeklerde 28,5’e, kadınlarda 26’ya çıkmış.

24 yaşına kadar hiç evlenmemiş kadın oranı yüzde 79, erkek oranı ise yüzde 94’müş.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletçe endişelenmemiz gereken bu oranları açıkladıktan sonra “Çözüm için acil harekete geçmemiz gereken bir tablo var” dedi.

Elbette bu, dünyada sadece bizim derdimiz değil…

Avrupa’da, Uzak Doğu’da durum daha vahim ama, bizi ilgilendiren, kendi geleceğimiz.

***

“Önümüzdeki 10 yıl ne yapılacak?” derseniz, bunun yol haritasını da açıkladı bakanlık...

Yuva kuracak gençlere destek tutarı 150 binden 250 bin liraya yükseltilmişti biliyorsunuz.

Doğum yardımı, doğum izninin 24 haftaya çıkarılması, sosyal konutlardan yararlanmada üç ve daha fazla çocuklu ailelere öncelik tanınması gibi pek çok adım atıldı ama, bundan sonraki süreçte meseleye daha köklü çözüm stratejisi izlenecek.

‘10 Yıllık Vizyon Belgesi’nde birinci öncelik, aile kurumu ve nesillerin korunması.

İkincisi evliliği teşvik…

Üçüncüsü, doğurganlık hızının artırılması…

Son iki madde; gençlerin nitelikli yetiştirilmesi, yaşlı refahı, kırsalın yerinde kalkınması ve nüfusun dengeli dağılımı.

İçlerinde en önemlisi de bu son madde.

***

Kırsal kalkınma ve gençlerin göç etmeye mecbur kalmadan köylerinde, kasabalarında yaşaması; uygulaması zor, ancak belki de bu meseledeki en temel problemlerimizden birinin çözümü olacak.

Cumhurbaşkanı, laf olsun diye bir vizyon belgesi açıklamadıklarını; kamu kurum ve kuruluşlarının stratejik plan, bütçe ve performans hedeflerini aile ve nüfus eksenini ihtiva edecek biçimde geliştireceklerini, kendisinin de bunun bizzat takipçisi olacağını deklare etti.

Bu vizyon, başta taşımalı eğitim olmak üzere, köylerin boşalmasına sebep olan hatalardan dönüleceğine işaret ediyor.

Özellikle tarım ve yerel kalkınmada önem arz eden genç nüfusun ata topraklarında kalması için hemen hemen her bakanlığın üzerine düşen görevler var.

Daha önce de yazmıştım; eğitim, sağlık ve istihdam imkânlarının yanı sıra kırsalda kaliteli hayat standardının yakalanması elzem.

En güzel örneği; deprem bölgesine yapılan köy evleri ve TOKİ konutları.

Köyünde kasabasında evlenecek gençlere işte böyle iyi evlerde, iyi imkânlarla yaşama şartları sunulmalı ki, mesele kökten çözüme kavuşsun.

Bu devirde, yeni evlenecek bir çift, yıkık dökük, sıvasız bir sobalı evde yaşamak, su kaynatarak çocuğunu yıkamak istemez.

Bunun gibi sebeplerle boşalıyor işte köyler.

Oysa, gelişmiş ülkeler bunun tam aksi örneklerle dolu.

İngiltere, Kanada gibi pek çok ülkede imkânı olan insanlar şehirlerde değil, kırsalda yaşıyor, çocuklarını da kırsalda yetiştiriyor.

Bizde ise kırsal ‘yokluk’ olarak görüldüğü için genç kızlar haklı olarak olabildiğince ‘şehirli’ ile evlenmek istiyor, bundan dolayı genç erkekler şehirli olmaya mecbur kalıyor, güzelim köyler boşalıyor, sadece yaşlılara kalıyor.

Verimli topraklarını terk edip, büyükşehirlerde bulduğu asgari ücretli işle kıt kanaat geçinmeye çalışan milyonların çok çocuk yapması akıl işi mi?

Oysa -kazançlı olması şartıyla- tarım demek, çok nüfus ihtiyacı demektir.

İşte bu maddeyi çözersek, vizyon belgesindeki öteki maddelerin çözümü de kolaylaşacaktır.

Dünyanın gıda krizine sürüklendiği böyle bir dönemde bu adımları atmak, sadece aileyi korumak adına değil, ülkemizin istikbali için de hayati önemdedir.

Yücel Koç'un önceki yazıları...