Küresel piyasalarda altın fiyatlarında martta yaşanan %-11,55’lik değer kaybının ardından nisanda da %-1’lik düşüş gerçekleşti. Onstaki bu fiyatlama iç piyasada ‘gram’a da yansıdı. Savaşın başladığı ilk ay %-9,90 düşen gram altın, nisanı ‘primsiz’ tamamladı.
Altın fiyatlarında nadir görülen şekilde petrole bağımlı bir dönem yaşanıyor. Brent varil fiyatı vadeli işlemlerde nisan ve mart aylarında %41,00 ve %7,65 yükseldi. Hikâye “yüksek petrol-yüksek enflasyon-yüksek faiz ortamı” şeklinde yazılmıştı. Ons, dolarla fiyatlandığı için ABD’den gelen sinyallere karşı hassas. Bu alamda 3 kritik göstergeye baktığımızda;
-ABD Merkez Bankasının geçen haftaki faiz kararının ardından 4 üyenin karar metninde “gevşeme” ifadesine karşı çıktığı görüldü. Ülkede enflasyonun %3’ü aşması, daha fazla FED üyesini rahatsız etmeye başlıyor.
-ABD 10 yıllık tahvil faizleri savaş öncesinde bulunduğu %4 seviyesinden %4,4’e doğru yöneldi.
-Dolar endeksi aynı süreçte 97,60’tan başladığı hareketi, martta 100 seviyesinin üzerine taşımıştı, son kapanış 98,16’dan gerçekleşti.
Özellikle 10 yıllık tahvil faizlerinin yükselişe geçmesi ve FED’den faiz indirimi beklentisinin zayıflaması, altını elde tutmanın maliyetini artırarak ons fiyatını baskılıyor. Ocak ayında 5.600 dolarla zirve yapan ons altın, 1 Mayıs kapanışını 4.614 dolardan gerçekleştirdi. 2026’da en düşük seviye ise martta 4.099 dolar ile görüldü. 200 günlük ortalama kritik bir destek olarak gösteriliyor. Son kapanış itibarıyla bu seviye 4.275 dolarda bulunuyor.
Cuma günü İran’ın ABD’ye yeni bir teklif gönderdiği haberleri, petrolde ve dolar göstergelerinde gevşemeye sebep oldu. Muhtemel bir anlaşma, petrolde hızlı düşüş ve altın fiyatı üzerindeki baskının azalmasını beraberinde getirebilir.

