Emtia fiyatlarında yaşanan yükselişler bu ürünleri ithal eden ülkelere nasıl ki daha fazla olumsuz yansıyorsa, tam tersi bir durumda da daha pozitif etkilerin öne çıkması beklenir. Geçen hafta Orta Doğu’da ilan edilen ateşkesin ardından yaşananlar, bu anlamda Türkiye piyasalarında ilk tepkiler itibarıyla önemli sonuçları beraberinde getirdi;
-Türkiye’nin 2 yıllık gösterge tahvil faizi %42,50’den %40,00 sınırına çekildi.
-CDS risk primi 310 seviyesinin üzerinden hızla gerileyerek 240’ın altında düştü.
-TCMB’nin rezervlerinde artış başladı. 3 Nisan ile biten haftada (-ki henüz ateşkes yokken) toplam rezervler 6,3 milyar dolar yükselişle 161 milyar doları aştı.
-Borsa İstanbul’da BİST 100 endeksi haftalık bazda %8,79 gibi yüksek bir primle 14.073,79 puandan kapanış yaptı. Borsa, savaşın bütün kayıplarını geri aldığı gibi daha yukarı seviyelere yöneldi.
***
‘Brent’ varil fiyatının geçen hafta %-13,70 düşerek 94,25 dolara gerilemesiyle birlikte bu yaşananlar “Petrol aşağı, Türkiye yukarı” fiyatlaması gibi görünüyor. Çünkü petrol fiyatlarındaki gerileme; enflasyonist baskıların hafiflemesi, daha fazla döviz ihtiyacının ortadan kalkması, TL ve faiz üzerindeki stresin azalması ve cari dengede daha fazla açık riskinin gerilemesi anlamına geliyor.
Ancak bundan sonra yol biraz yokuşlu… 2 haftalığına ilan edilen “kırılgan ateşkes” ortamının “kalıcı bir çatışmasızlık” ortamına geçiş yapması kritik önem taşıyor. Enerji fiyatlarının geldiği nokta, dezenflasyon programının süresini biraz uzatabilir. Şimdi ateşkesin (şayet bir anlaşma olmazsa) sona ereceği ve TCMB’nin faiz kararının geleceği 22 Nisan, çok daha önemli bir tarih… Bu süreçte haber akışına çok hassas olabilecek piyasalarda, endeks için de “temkinli iyimser” bir bakışla 13.500-14.500 bandının yeni takip aralığı olabileceği ifade ediliyor.

