Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Dananın kuyruğu koptu!..
0:00 0:00
1x
a- | +A

Ve “Bay Kemal” geldi… Göreve de başladı! İlk iş olarak partinin üç avukatını azletti. Uzun lafın kısası CHP’de artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Peki, yeni parti kurulur mu? EKİM’den ekin yeşerir mi?

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi'nin, Cumhuriyet Halk Partisi ile ilgili olarak verdiği “mutlak butlan” kararı, Türk siyasetinde derin izler bırakacak mahiyette… Önceki gün akşam saatlerinden beri, bu kararla alakalı olarak daha çok gelip geçici şeyler tartışılıyor. Bahse konu karar henüz hukuken tam olarak kesinleşip tamamlanmış değil. İstinaf Mahkemesinin kararına karşı temyiz yolu (Yargıtay) açıktır. Temyiz mercii nasıl bir karar verir? Verilen hükmü teyit edip kesinleştirir mi yoksa kararı bozup başka bir hukuki tartışma başlatır mı? Bunu bekleyip göreceğiz. Bu arada mutlak butlan kararı ilan edildiği andan itibaren hüküm ifade etmeye başlamıştır...

Özet olarak 4-5 Kasım 2023 tarihli, 38. CHP Kurultayı artık yok hükmünde. Yani CHP’yi bundan böyle yönetecek kadro 25-26 Temmuz 2020 yılında yapılan 37. Kurultayda seçilen heyettir. Bu kadronun başında da genel başkan olarak Kemal Kılıçdaroğlu bulunmakta. Dolayısıyla hâlihazırda en sıcak konu, Kılıçdaroğlu’nun fiilen ne zaman Yönetimi tamamen ele alabileceği… Çünkü Özgür Özel ve ekibi bir direniş içinde. Yani artık yetkisi kalmamış olduğu hâlde, Parti’nin yönetim mekanizmalarını fiilen boşaltıp teslim etmemekte ısrar ediyor. Bu arada bazı hukuki teşebbüslerde de bulunmaya çalışıyor. Bu cümleden olarak tedbir kararına yapılan itiraz Ankara Bölge Adliye Mahkemesi tarafından reddedildi. Aynı şekilde dijital ortamda Yüksek Seçim Kurulu’na yapılmış bulunan bir tedbirin iptali talebi var. Henüz onun sonucu belli değil. Mahkeme kararının bilfiil tebliği ve görev tevdii için, dün icra heyeti önce Kemal Kılıçdaroğlu’nun ofisine gitti. Ardından CHP Genel Merkezi'ne gitmesi şimdilik ertelendi. CHP Genel Merkezi'ne tebliğ edilecek butlan kararının yanında, ikinci husus ise, parti merkezinin boşaltılması kararı. Evet, butlan kararının icabı olarak, bu tahliyenin yapılması gerekiyor. Ancak Özgür Özel; “Baba Ocağı'nı terk etmeyeceğiz. Bir yere gitmiyorum. Odamdan dışarı çıkmayacağım” diyor. "Bize burayı mahkeme değil, delegeler teslim etti… Direnmeye devam edeceğiz” diyor.

İşte zurnanın zırt dediği yer de burası… Delegeler partiyi teslim etti fakat, bu delegelerin iradesinin sakatlandığı iddiasıyla açılan davada da aleyhte karar çıktı. Özgür Özel ve destekçileri, parti yönetimlerinin mahkemeler tarafından değil, siyasi kadrolarla şekillendiğini seslendiriyor. Bu söylem özünde doğru. Ama iş burada bitmiyor. Anayasa ve kanunların aradığı şey nedir? Parti delegelerinin hür iradeleriyle ve hiçbir etki altında kalmadan oylarını kullanmasıdır. Şayet para ve menfaat karşılığı veya başka türlü vaatlerle, delege iradesi sakatlanmışsa, orada hukuk devreye girer. Butlan davasında olduğu gibi… Elan cevabı aranan soru şudur: Bizzat CHP’li delegeler tarafından yapılan şikâyetler, belgelenen iddialara dayanan itiraf ve ifşaatlar ve bunun neticesinde yine bizzat CHP’liler tarafından açılan iptal davası… Mahkeme kararında ifade edildiği üzere, “emredici hukuk hükümlerine” rağmen, tersi yönde giderek anayasa ve kanun hükümlerinin ihlaline göz yummak mümkün müdür? 36. Hukuk Dairesi'nin verdiği kararı ‘siyasi’ olarak nitelendirenler (Bu arada Özgür Özel’e geçmiş olsun ziyaretlerinde bulunan bazı muhalefet partileri bu konuda ağız birliği içinde…) bunca hukuksuzluk orta yerde dururken, siyaset adına hangi ilkelere dayanıyorlar acaba? Delege pazarlıklarının pavyon kapılarına kadar düşürüldüğü bir ortamda, ne kadar temiz siyaset yapılabilir ki?

Özgür Özel ve yandaşları, bir kanunsuzluğun getirdiği sonucu savunmak üzere bir başka hukuksuzluğu devreye sokmaya çalışıyor… Galiba Özel’in müktesebatı, sokak hareketleriyle sınırlı. Çünkü "Saraçhane akşamları"ndan bu tarafa Özel, ha bire meydanlara kalabalık toplayıp sonuç almaya çalışıyor… Hâlbuki, biraz geriye dönüp baksa yaptığının beyhude olduğunu derhâl görecektir. Hatırlayınız bir zamanlar CHP başka birtakım örgütlerin de yan desteğiyle birlikte, CUMHURİYET MİTİNGLERİ yapıyordu? Peki, sonuç ne oldu? Şimdi de Özel “Gerekirse hayatı durdururuz…” diyor. Acaba ne dediğini kulağı duyuyor mu? Özel, partisini göz göre göre bir çıkmaza doğru sürüklüyor. Kanunsuz sokak hareketleriyle meşru bir netice elde etmek mümkün değil! Birilerinin bu konuda Özel’i ikaz etmesi, CHP adına yararlı olacaktır... Özel’in hukuk kurallarının uygulanmasına karşı, kuralsız eylemlere sarılması asla rasyonel bir hareket değil. Kaldı ki, CHP’yi bütünüyle böyle bir istikamete sürüklemesi mümkün görünmüyor. Bu ısrar olsa olsa partide ayrışma ve bölünmeler yönünde yeni sonuçlar doğurur...

Velhasıl CHP’de dananın kuyruğu kopmuştur! Mevcut durum fırtına öncesi sessizliktir. Hiçbir şey artık eskisi gibi olamaz. Birbirini “sırtından hançerleyecek” kadar siyasi ihanet içinde olmakla itham edilen taraflar arasında, rekabetin ötesinde bir mücadele hüküm sürüyorsa, orada hangi sonuç alınacaktır? Bugünkü hâliyle mutlak butlan kararı, Kemal Kılıçdaroğlu’nun eline ciddi bir imkân vermiş bulunuyor. Bakalım düne kadar hep tekrarladığı “ARINMA” ameliyesini hangi ölçekte gerçekleştirebilecek? Üç-dört günlük zaman zarfında gelişmelerin rengi belli olur. Ya Kemal Bey kendisine verilen yetkiyi etkili biçimde ve süratle kullanıp neticeye gider. Veya CHP içinde uzun sürecek bir sancılı dönem devreye girer…

Kemal Bey geri geldi, ama işi hiç de kolay değil. Yedek parti de çözüm olmaz. EKİM’den ekin yeşermesi çok ama çok zor.

İsmail Kapan'ın önceki yazıları...