Yıllarını bu memleketin kalkınmasına vakfetmiş, ömrünü alın teri ve göz nuruyla bezemiş kıymetli ekâbirlerimiz, aziz emeklilerimiz...
Kadim bir hakikattir ki; “Gün doğmadan neler doğar” der, teselli buluruz. Lâkin bugün emeklinin hanesine doğacak güneş, ne acıdır ki TÜİK rakamlarının ve mutfaktaki yangının koyu gölgesinde can çekişmektedir.
Ocak 2026’da sineden koparcasına verilen %12,19’luk maaş artışı, çarşı pazarın amansız hışmına uğrayarak şimdiden buhar olup uçmuştur. Bugün feleğin çemberinden geçmiş o vakur kitle, tüm dikkatini temmuz ayındaki yasal güncellemeye kilitlemiş vaziyettedir.
Kanuni mecburiyet gereği, temmuz ödeme tarihlerinden itibaren bir önceki altı aylık döneme ait TÜFE oranındaki artışın maaşlara dercedilmesi elzemdir. Lâkin sormadan edemiyoruz: Bu yasal zorunluluk, emeklinin omuzlarındaki ağır hayat yükünü hafifletmeye kâfi gelecek midir? Gelin, rakamların diline kulak vererek mevcut durumu birlikte analiz edelim…
İKİ ADIM KALA HESAP ZAMANI
Maaşların son şeklini alacağı o kritik viraja şurada iki aydan az bir zaman kaldı. 3 Haziran 2026 Çarşamba günü ilan edilecek olan mayıs ayı enflasyon verisiyle birlikte, emekli maaş güncellemesi iyice belirginleşecektir.
TÜİK tarafından ilan edilen resmî verilere göre, nisan ayı itibarıyla emekli maaşlarına yansıyacak kümülatif artış rotası netleşmiştir. Aşağıdaki tablo, enflasyonun son 4 aylık seyir defterini ve emeklinin hakkı olan güncel oranı göstermektedir.
Tabloda açıkça müşahede edildiği üzere; ocak, şubat ve mart aylarının kümülatif toplamı olan %10,04’lük artışa, nisan ayının %4,18’lik verisi eklendiğinde kümülatif enflasyon tam %14,64 seviyesine ulamıştır. Binaenaleyh, bugün itibarıyla her SSK ve Bağ-Kur emeklisinin cebine koyacağı %14,64’lük maaş güncellemesi yasa gereği kesinleşmiştir. Bu oran, artık tartışmaya kapalı bir amme alacağı hükmündedir.
MERKEZ BANKASI VE RİSK MATRİSİ
Geçtiğimiz günlerde Merkez Bankası, hem cari yıl hem de müteakip yıllar için enflasyon hedeflerini maalesef yukarı yönlü revize etti. Merkez Bankası Piyasa Katılımcıları Anketi’ndeki projeksiyonlara göre, önümüzdeki iki ayın enflasyon beklentisi; mayıs ayında 1,89, haziran ayında ise 1,52 olarak tahmin edilmektedir.
Bu verilere göre kümülatif hesaplama işletildiğinde, SSK ve Bağ-Kur emeklilerimizin maaşında %18,58 oranında bir güncelleme ihtimali doğmaktadır.
TÜİK bu beklentilerin hilafına, ihtiyatlı davranıp mayıs ayında 1,50 ve haziran ayında 1,50 oranında rakamlar açıklasa bile, neticede karşımıza %18’i aşan (%18,10 oranında) bir güncelleme çıkmaktadır. Sınır boylarındaki savaş durumunu, dış faktörleri ve TÜİK’in önceki açıklamalarından kaynaklanan öngörülerimizi harmanladığımız en kötü senaryoda ise; anılan emeklilerin maaş güncellemesinin %17,5’tan az ve %19,5’tan fazla olamayacağını tahmin etmekteyim.
Bu bağlamda; Merkez Bankası Piyasa Katılımcıları Anketi ile ciddi ulusal ve uluslararası finans kuruluşlarının beklentileri topluca irdelendiğinde, temmuz ayında emekli maaşlarına yapılacak zammın %17,5 ila %19,5 bandında seyredeceği iktisadi bir neticedir.
YİRMİ BİN SINIRINDA BÜYÜK MUAMMA
Daha önceden de belirttiğimiz üzere asıl muamma, “en düşük emekli maaşı” uygulamasının akıbetidir. Hükûmetin bu uygulamayı tamamen sonlandırıp sadece sosyal yardıma muhtaç olanlara destek vereceği yönündeki söylemler, milyonlarca emekliyi 20 bin TL sınırında sabitleme riski taşımaktadır.
Üstelik seçime sınırlı bir zaman kala, siyasi irade bu toplumsal riski göze alabilecek mi? Göze alsa bile, hangi en düşük emekliye, hangi kıstasa göre nasıl destek verilecek? Henüz bu konuda netleşmiş ve somutlaşmış bir idari çalışma ortada yoktur…
Yıllardır kemer sıkan, tabiri caizse “sabır taşı çatlayan” emeklilerimiz için bir seyyanen zam veya refah payı bu temmuzda verilecek mi? Ankara kulislerinin dehlizlerinden sızan haberlere dayanarak maalesef diyorum. Savaşın getirdiği küresel belirsizlikler ve bütçe disiplini gerekçeleri ileri sürülmektedir. Yukarıda belirttiğimiz yasa gereği verilmesi mecburi olan güncelleme dışında, şimdilik ufukta ilave bir iyileştirme görünmüyor.
Lafın özü; seyyanen zam veya refah payı verilme ihtimali Ankara kulislerinde şimdilik uzak bir “hayal-i muhal” olarak durmaktadır. Ancak, karamsarlığa mahal yok. Sistemin sürdürülebilirliği ve toplumsal refahın tesisi için bu yöndeki haklı taleplerimizi her daim taze tutacağız.

