Bizim başarımız dışarıda olanlar ile değil evimizin içinde olanlara ölçülür. Yapacağımız en önemli yatırım eşimiz, çocuklarımız ve diğer aile bireyleri için yapılandır. Dışarıdan sekülerleşme ve konfor arayışı, içeriden bireysel çıkar ve menfaatçilik kuşatması altında yaşanan ciddi kırılmalar aileleri ile çatışma hâlindeki çocukları sokağa taşıyor.
15 Nisan 2026 tarihinde Kahramanmaraş ilinin Ayser Çalık Ortaokulu'nda bir okul saldırısı gerçekleşti. Okulun 14 yaşındaki erkek öğrencisi İ. Aras Mersinli, yanında getirdiği 5 tane tabanca ile dokuzu öğrenci biri öğretmen olmak üzere 10 kişiyi öldürdü ve 13 kişiyi yaraladı.
Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı, okulda silahlı saldırıyı yapan fail için olay öncesinde iki psikoloğun çocuk psikiyatrisi tedavisi tavsiye ettiğini ancak anne P.M’nin bu ikazı dikkate almayıp polikliniklere başvurmadığını bildirdi.
Saldırı sonrasında önemli tartışma konusu: "Anne-baba çocuğun suçundan ne ölçüde sorumludur ve benzer olayların yaşanmaması için tamir edilmesi gereken zayıf halka nedir?..”
Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı, okul rehberlik servisinin, çocuk psikiyatri polikliniğinde tedaviye ihtiyaç duyduğu yönündeki tavsiyelerine rağmen, oğlunun psikolojik durumunu göz önüne almayarak psikiyatri polikliniklerine müracaatta bulunmayan annenin sorumluluklarını ihmal ettiğini belirledi
Aynı zeminde benzer bir olayda, psikolojik rahatsızlığı bulunan ve tedavi görmesi için mahkeme kararı bulunan kişinin saldırısında iki polisimizin şehit olmasıdır. Bir başka olay ise, bir babanın uyuşturucu bağımlısı olan ve kendisine saldırdığı için çıkan tartışmada yaraladığı oğlunu kaybetmesi. Babanın hikâyesinde de benzer arızalar var.
Olayları değerlendiren uzmanlar benzer yıkımların yaşanmaması için yol haritası olarak aileye bir bütün olarak bakılması gerektiğini belirtiyorlar: “Çocuğu rehabilite etmeye çalışıyoruz ama çocuk üründür. Aileyi rehabilite etmemiz gerekiyor. Olayları ebeveyn-çocuk ilişkisi üzerinden okumak lazım…”
Sağlık Bakanlığı, koruyucu sağlık hizmetlerini güçlendirmek maksadıyla Türkiye genelinde “Esenlik ve Sağlıklı Yaşam Merkezleri” kurmaya hazırlanıyor. Avrupa ve Amerika’da hızla yayılan, vatandaşların sağlıklı yaşaması için sağlık profesyonellerinin ve psikologlarının da bulunduğu “wellness” adlı kurumlar Türkiye’de “esenlik” adıyla hizmet verecek.
Ailede ve evlerde taşınması gereken sorumluluk kendine aile dışında yardımcı arıyor. Nihayetinde ailede tahribata yol açan sorumluluk “wellness”e mi havale ediliyor?
Beklentiler çözümün aile içindeki bireylerin sorumluluğu üstlenmesi ile halli yönündeydi. Aile içinde bir kişide davranış bozukluğu varsa çözümün ilk muhatabı ve aktörü tahribatın mekânı ve hedefi olan ailedir. Ateş, düştüğü yeri yakar.
Ankara Kent Konseyi (AKK) Başkan Vekili Savaş Zafer Şahin, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da yaşanan okul saldırılarına ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Gençlerin kendilerini ifade edebilecekleri sosyal ve kamusal alanların güçlendirilmesi ve şehirle kurulan ilişkinin yeniden inşa edilmesi büyük önem taşımaktadır” diyor.
Gençlerin kendilerini ifade edebilecekleri sosyal ve kamusal alanların ilki ve önemlisi tartışmasız olarak AİLEDİR.
“Bir insanı incitmenin en pratik yolu onu yok saymaktır.” Aidiyet duygusunun ailede kazanılmaması, bireyin hayatında derin ve kalıcı hasarlar bırakır. Bu tahribat çocuklarda çok daha güçlü olur, şiddete döner. Aile içindeki “ihmaller, sosyal dışlanma ve aidiyet eksikliğine” maruz kalan çocuk içeride ve dışarıda şiddete başvuruyor.
Gençlik, “fark edilme, önemsenme, anlaşılma” yolu arıyor. Kendi ailesi içinde fark edilmeyen çocuk kimliğini inşa etmek, sesini duyurmak ve fark edilmek için parmaklarını kesiyor. Saldırganların ortak özelliği; “sosyal çevre tarafından dışlanmak, yoğun bir değersizlik hissi ve utanç duygusudur…”
Her ortamda gençlerin geleceğe nasıl hazırlanacağı tartışılırken, ailenin merkezinde olmadığı hiçbir operasyonun sahada karşılığı olmaz…

