Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Dijital çağda iletişimin dönüşümü
0:00 0:00
1x
a- | +A

Çaldığımız kapılarda kayma var!..

Özellikle gençlerde mutsuzluk, yalnızlık ve duygusal tükenmişlik artıyor. Bir ankette katılımcılara “Dertlerini kiminle paylaşabilecekleri” sorulmuş. “Sohbet botları” diyenlerin sayısı yakın arkadaş, hatta aileleri diyenlerden fazla çıkmış.

Kuşatma altındaki gençlerin dünyayı nasıl algıladığı, dil, semboller, imaj ve hikâyeler, korkular ve umutlar, toplumsal gerçekliği nasıl tanımlandığı ve hangi değerlerin meşrulaştırıldığı “İletişim süreçlerinde” saklıdır.

Sürekli ekran başında geçirilen zaman gençlerin “ideal ve iddialarını” değil “görünür olma ve statü” kazanma isteklerini tetikliyor. Bu çok kötü bir takas!.. Sosyal medya ve dijital oyun kuşatmasında maruz kaldıkları sosyal yalnızlaşma sonucu dünü hatırlamayan, mevcudu yaşamayan çocuklar geleceğin temelini de kaybediyor.

Çevirim içi zorbalığa teslim olmamak için sonuçlarla yüzleşen ve büyüyen tehdide direnen toplum topyekûn “Arıza nerede?..” sorusuna cevap arıyor.

Dr. Batuhan Mumcu “Dijital Çağda İletişimin Dönüşümü” adlı çalışmasıyla(*) sosyal yalnızlaşmaya karşı güçlü bir yol haritası paylaşıyor. “Üretici-Alıcı” ayırımının bulanıklaştığı Dijital çağa teslimiyetçiliğe “başkaldıran” bireylerin artık alıcı olmanın ötesinde “Yorumlayıcı ve yön belirleyici” olduklarına-olmaları gerektiğine dikkat çekiyor.

Dijitalleşmenin hızlandırdığı “toplumsal dönüşüm” hem yeni imkânlar hem de yeni sorular ve sorumluluklar üretmektedir. “Dijitalleşmenin” kavramsal bir zeminde ele alınarak, “yapısal dönüşüm” anlamın üretildiği, paylaşıldığı ve müzakere edildiği bir “toplumsal alan” olarak değerlendiriliyor.

Dijital dönüşümün sosyolojik boyutlarının ele alındığı “Dijital iktidar” bir baskı aracı olarak değil “rıza, katılım ve görünürlük” ilişkileri içinde işleyen bir yapı olarak değerlendirilmekte,

Ayağımızın takıldığı yer; dijital çağın kültürel dokusunu anlamaya yönelik temel kavramlar olduğunu vurgulayan Dr. Batuhan Mumcu “Dijital vicdan, iletişim etiği ve yeni katılım biçimleri” olduğunu, Dijital Çağda devam eden heyecan verici yolculuğumuzun, “kimlik, bilinç ve özneleşme” temelli olarak birey ve toplulukların konumlandığı alan olduğunu vurguluyor.

Kamusal alandaki “bilgi çarpıtma, itibar suikastı ve sahte gerçeklik” üzerinden esen etik fırtına, dijital toplumun geleceğine ilişkin kamusallık ve yönetim tartışmaları “devlet-platform ve yurttaş” arasındaki “yeni ilişkiler” belki hepimizin birbirimizden bağımsız bu yolculuğa iştirak edeceğimiz alandır.

Bu buluşma bizi yeni bir gerçekle “Dijital göçebelik” ile yüzleştiriyor ve Dijital Çağın insanını metafizik ile iç içe bir bütün olarak ele alarak inceliyor.

Gündelik hayatın, büyük ölçüde dijital platformlar, yapay zekâ ve algoritmalar tarafından şekillendiği günümüzde toplumunun yön verici anlam toplumuna geçiş yolculuğu. Bu yolculuk, “Fikri” toplumsal hafızanın merkezine koyarak, yalnızlık, teslimiyet ve Dijital Narsizme meydan okumadır.

Gerçekten de hemen herkesin düşünce dünyasında cevap aradığı soru; “İnsanı hem zorlayan hem de ona yeni konumlanma imkânı sunan teknolojinin yönünden ziyade insanın bu teknoloji ile ne yaptığıdır.” Asıl daha önemli olan ise, savrulmalarından endişe ettiğimiz gençlik ile birlikte neyi yapmamız gerektiğidir.

Dr. Batuhan Mumcu, “Dijital Çağda Hakikati Aramak” çalışması ile okuyucuyu dijital çağın sunduğu imkânlar ve sebep olduğu gerilimlere karşıtlık üzerinden değil “insani sorumluluk merkezinde” birlikte yürüyeceği bir yol haritasına davet etmektedir…

.....

(*) Dr. Batuhan Mumcu; “Dijital Çağda Hakikati Aramak” Kadim yayınları-2026

Hikmet Köksal'ın önceki yazıları...