Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
İfa edilemeyen seyyanen zammın zincirleme tesirler...
0:00 0:00
1x
a- | +A

Tarih 2023 seçim arifesi... Devletin en âli makamından, bizzat Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından bir müjde verildi: "Memura verilen seyyanen zam, emeklisine de aynen yansıtılacak." Aradan üç koca yıl geçti.

İletişim Başkanlığı’nın afişleri soldu, sosyal medya paylaşımları arşivlerde tozlandı ama o vaat bir türlü emeklinin kesesine girmedi. Bugün memur emeklisi, o günkü vaatleri birer "senet" gibi elinde tutuyor ve devletinden sözünü yerine getirmesini bekliyor.

Yalnızca 2,5 milyonu aşkın memur emeklisinin değil, emekliliği dolan memurların da feryadı artık ayyuka çıktı. Seyyanen zam vaadi yerine getirilmediği için memurlar emekli olamıyor. Zira emekli olduklarında, aldıkları maaşın %40 nispetinde düşeceği gerçeğiyle yüzleşiyorlar.

Bu mağduriyet dalgası sosyal medyadan mahkeme salonlarına kadar taştı. Yerel mahkemelerden netice alamayan emekliler, son çare olarak Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulundu. Bu mesele sadece bugünün emeklisini değil; hâlihazırda çalışan milyonlarca memur adayını ve kamuda iş hayali kuran gençlerimizi de yakından ilgilendiriyor.

İşte milyonları ilgilendiren bu kritik süreci mercek altına alıyoruz."

EMEKLİ MAAŞI DEĞİL, ADALET UÇURUMU!

Memur emeklileri; “Görevdeki memur ile emeklisi arasındaki bağ koptu. 77 yıllık gelenek yerle yeksan oldu. Eskiden emeklilik, bir ‘istirahat dönemi’ idi; şimdi ise tam bir ekonomik uçurum oluştu” diyorlar.

Hakikaten çalışırken alınan maaşlarda, emeklilik dilekçesi verildiği an %40’lara varan düşüşler vuku buluyor.

Bu durum sadece emekliyi değil, kamuya girmek için gün sayan gençleri de vuruyor. Zira maaşı kuş kadar kalacak olan memur, koltuğuna tabiri caizse "demir atıyor". Emekli olamayanın yerine genç nefer giremiyor.

ANAYASA MAHKEMESİNDE “SEYYANEN ZAM ARAYIŞLARI”

Memur emeklisinin serzenişleri ayyuka çıkınca, konu yargıya taşındı. Sosyal medya platformlarından yükselen sesler artık Anayasa Mahkemesi’nin koridorlarında yankılanıyor.

Emekli memurlarımızın hak arayışındaki temel taşlar şunlardır:

  • Eşitlik İlkesi: Aynı statüdeki kamu görevlilerini "aktif" ve "emekli" diye ayırmak, hukuk devletinin ruhuna mugayirdir.
  • Mülkiyet Hakkı: Emekli maaşı bir mülkiyet hakkıdır. 2026 itibarıyla faiz ve gecikme zammı hariç toplam kaybın 525 bin TL’yi aşması, mağduriyet teşkil etmektedir.
  • Sosyal Devlet: Enflasyon canavarı emekliyi de memur kadar yakarken, koruma kalkanının sadece bir kesime tutulması adaleti zedeler. Keza seyyanen zam almayan memur emeklisi önce toplu sözleşme süresince üç dönem üst üste TÜİK enflasyonun altında güncellemeyle karşı karşıya kalmıştır. 4 aylık enflasyona göre şimdi de %4,13 oranında enflasyonun altında güncelleme ile karşı karşıya…

RAKAMLARIN LİSANI: 35 AYDA BİR SERVET KAYBOLDU

Hesap ortada, rakamlar yalan söylemez. Memur emeklisinin yüksek enflasyon ortamında faizsiz olarak hesaplandığında bile yarım milyonu aşkın kaybı bulunmaktadır. Eğer vadedilen o seyyanen zam bugün cüzdanlarda olsaydı, en düşük memur emeklisi asgari ücretin altında ezilmeyecek, 50 bin TL sınırına yaklaşacaktı.

İfa edilemeyen seyyanen zammın zincirleme tesirleri!
Başlık Resmiİfa edilemeyen seyyanen zammın zincirleme tesirleri!

Bu meblağ; bir emeklinin evladını evlendirmesi, borcunu kapatması, huzurla nefes alması demekti. Memur emeklileri alım gücü bakımından tam 20 yıl öncesinin gerisine düştüklerini söylemektedir.

GENÇLERE KADRO, EMEKLİYE NEFES!

Mesele sadece bir emekli ve memurun değil, memleketin meselesidir. Sadece Millî Eğitim ve Sağlık Bakanlığı’nda emekliliği gelmiş 250 bini aşkın memur, bu zammı bekliyor. Bu kapı açılırsa, 250 bin gencimiz taze kan olarak kamuya girecek. Seyyanen zam, tıkanan sistemin anahtarıdır…

HASILIKELAM: Seyyanen zam, devlet sözü hâline gelen ve ifası zaruri bir ihtiyaçtır.

Sadece memur değil; SSK ve Bağ-Kur emeklileri de aynı ateşle kavruluyor. Hangi statüden olursa olsun tüm emeklilere istisnasız bir "İntibak ve seyyanen zam" yapılması artık kaçınılmazdır.

Aksi takdirde emeklilerimiz ve memurlarımızın serzenişleri dinmeyecektir…

Sosyal güvende kalın!

İsa Karakaş'ın önceki yazıları...