Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Eğer düşünürsek matematik herkese lazım
0:00 0:00
1x
a- | +A

Çoğumuz matematiği okulda zor not alınan bir ders, formüller, rakamlar ve problemler olarak hatırlarız. Hâlbuki matematik hayatın her anında, her yerde ve her meslekte var. Geçen hafta içinde her ikisi de aynı günün farklı saatlerinde matematikle ilgili iki hatıram oldu...

İlkinde kendi sektöründe sayılı firmalardan birinin ikinci nesil veliahdı bir genç ile makamında kahve içiyoruz. Sohbet esnasında delikanlı babasının kurduğu ve büyüttüğü firmanın kendisinin istikbali için garanti olduğunu bildiği hâlde okumakla zaman harcamak istemeyip işin başına geçtiğini ve liseyi bile dışarıdan bitirdiğini anlatıyor. Kendi yaptığının doğruluğunu iftiharla anlatırken bir arkadaşının doktor olarak mezun olabilmek için daha kaç sene okuduğunu ve kendisine hayatta hiç lazım olmayacak matematik dersini hâlâ görmek zorunda kaldığını, dolayısıyla zaman kaybettiğini söylüyordu. Onunla aynı fikirde olmadığım hâlde bunu ona söylemenin bu aşamada gereksiz olduğunu düşünerek susmuştum. Babasının kurduğu düzenin içinde "alaylı" olarak yetişmeyle sınırlı kalmasa, bir de o işin "mekteplisi" olsa kim bilir daha daha ne katkılar sağlayabilirdi ama o ne okumaya ve hele hele matematiğe inanmıyordu...

***

Aynı günün akşam saatlerinde bu defa insan kaynakları konusunda iki kişinin kendi aralarında yaptığı sohbete orada misafir olarak bulunan üçüncü kişi olarak şahit oldum. Mesleki olarak bilgi alışverişinde bulunurken matematik bilgisinin bu işte ne kadar önemli olduğunu söylüyor ve birbirlerine veri analizinde, yöneticilere verilecek raporlarda matematiğin yerini anlatıyorlardı. Açıkçası burada da ben hayretler içinde kaldım. Ben insan kaynakları departmanında matematiğin bu derece önemli olabileceğini ilk defa bu sohbeti dinlerken öğrenmiş oldum...

Bu da beni yıllar önceki bir hatırama götürdü. Yaşadığım sitenin yönetiminde olduğum dönemde sitemin çocuklarına faydalı olabilmek için onları tarihî, turistik mekânlara, müzelere, ilmî, ahlaki, insani değerleri öğrenmelerine vesile olacak yerlere geziler düzenliyordum. Kemerburgaz’da "Matematikevi" diye bir yer olduğunu ve ücretsiz olarak hizmet verdiğini öğrenince çocukları oraya da götürmüştüm. Ben bile o yaşa kadar bilmediğim birçok şeyi orada öğrendim. Bu gezide matematiğin istenirse sevilebilecek muhteşem bir şey olduğunu, rakamlarla oynamak, formüllere dokunmak, problemleri severek çözmenin mümkün olduğunu bizzat orada anladım. Buraya yapılacak küçük bir ziyaret bile insanı günlük hayattaki matematiğin gerçek, eğlenceli ve ilginç taraflarına dikkat çekerek, Altın Oran’dan Da Vinci Köprüsü’ne, Mimar Sinan’ın yapılarındaki muhteşem fikirlerden, perspektife, matematiğin gizemli yolculuğuna çıkarıyor. Ziyaretçiler kanalizasyon kapağının yuvarlak oluşunun bile matematikte yeri olduğunu, matematiğin sanatla ilişkisini, resimde bile matematiğin önemli olduğunu hayretle öğreniyor. Burada ilköğretim müfredatından üst düzey matematiğe kadar her seviyeye uygun birçok örnek uygulama sizlere eşlik ediyor. Tüm bunlar uzman matematik öğretmenleri ve rehberlerle sizlere sunuluyor...

***

Türkiye gazeteme bu anekdotlarımı derleyip gönderirken maksadım özellikle genç nesle faydalı olabilmekti. Bir fıkra ile devam etmek istiyorum...

Emekli öğretmen bir yaşlı adam bastonuna dayanarak yürürken yanına lüks bir otomobil yaklaşıp, camını açıyor. İçindeki genç sesleniyor. “Hocam buyurun sizi gideceğiniz yere götüreyim, hem biraz hasret gidermiş olurum.” Tanımadığını anlayınca tekrar sesleniyor. “Hocam ben 3571 Ahmet. Nam-ı diğer İpsiz Ahmet.” Yaşlı öğretmen en renkli öğrencilerinden biriyle yıllar sonra karşılaşmanın hayreti içinde arabaya biniyor. Yol boyu sağdan soldan, hatıralardan bahsederken ona şunu soruyor: “Ahmet evladım arabandan, kılık kıyafetinden, anlattıklarından anladığım kadarıyla işlerin oldukça iyi. Hâlbuki senin derslerle aran pek yoktu, hele de matematiğin... Bu nasıl oldu?” “Hocam matematiğim yine iyi değil. Ticaret yapıyorum. Bire alıyorsam, üçe satıyorum. Aradaki yüzde iki ile geçinip gidiyorum.”

'İpsiz Ahmet’in cevabı fıkra olarak belki tebessüm ettiriyor ama asla matematiğin gereksiz olduğunu anlatmıyor. Matematiğin kavram ve kurallarını, ilmî olarak bilmese bile bunlara uygun hareket edenin hayatta başarılı olacağını anlatıyor. Artık fıkradaki gibi kâr oranını isteyen yüzde iki, isteyen yüzde iki yüz desin. Sonuç önemli. Hele bir de matematiğin hem ilmi bilinse ve hem de pratiği, işte o zaman başarı sebepler âleminde kaçınılmaz olur. Tabii ki nasip faktörü apayrı ve çok farklı bir konu...

***

Hemen herkesin bildiği çarpım işleminin hayra vesile olacak bir uygulaması ile matematiğin önemi konusunu bitirmek istiyorum...

Geçenlerde bir hoca efendi sohbetinde şöyle demişti:

“Buyurun bir hesap yapalım. Aldığımız nefesin karşılığını matematikle hesap edelim. 10 litrelik bir oksijen tüpü bugün yaklaşık 5.000 TL. Bu 6 saat gidiyor, yani günlük 20.000 TL.lik oksijene ihtiyacımız var. Aylık ne eder, 600.000 TL. Yıllık ise yuvarlak hesap 7.000.000 TL. 80 yıllık ömür için ise 560.000.000 TL’lik oksijen lazım. Yani Rabbimizin bize verdiği o kadar çok nimet var ki, saymakla bitiremeyiz bunları. 5 duyu organımızı, vücudumuzun bütün azalarını şöyle bir düşünsek. Havada, karada, denizde yani âlemde insanoğlunun istifadesine sunulan milyonlarca nimeti sayabilsek. Aklımızı, fikrimizi, duygularımızı ve yaşadığımız vatanımızı, mensubu olmakla iftihar ettiğimiz Müslüman Türk milletimizi, en önemlisi sahip olduğumuz en büyük nimet, iman nimetimizi. Sadece hiç düşünmeden yani emeksiz elde ettiğimiz oksijen nimetinin bedelini ödeme imkânımız yok. Kaldı ki bütün nimetlerin değil bedelini; adını sıralamaya matematikteki sayılar yeterli değil."

Konumuz matematikti ve son örnekte sadece çarpım tablosunu kullanarak tefekkür etmekten bahsetmiştik. Yüksek matematik bilinse, fizik, kimya, tıp, astronomi, ekonomi bilinse sadece çarpım tablosu bilenden daha ileri ne hikmetlere kavuşulur, gerisini siz düşünün.

Elvan Küçük

Anlat Derdini Feridun Ağabey'de önceki yazılar...