Kaydet
a- | +A

Metin ile Musa güvenlik kulübesini geçip Beykoz Konakları''na girdiler.

Bir hafta önce temizlik robotu sattıkları Şaziye Hanım, Bodrum''dan telefonla aramış, "Hizmetçim şu anda villaya gidiyor. Siz de gidin o robotun nasıl çalıştığını hizmetçiye öğretin" demişti. İki kafadar tarif edilen villanın zilini çaldılar. Açan olmayınca makul bir süre bekleyip tekrar çaldılar.

Hayır, ses seda yoktu. Villanın arkasına geçtiler, balkonda filan kimse var mı diye... *** - Alo, Abdullah Bey''le mi görüşüyom? - Evet, benim? - Gardaş bu senin iki pazarlamacı elemanın, Beykoz''da bir villadan yüklü miktarda para çalmışlar. Burası Acarkent Jandarma Karakolu. Ben komutanım. Buraya gelir misin bi zahmet? - Bu mümkün değil komutanım. - Ne mümkün değil? Gelmen mi, hırsızlık mı? - Hırsızlık komutanım, mümkün değil. - Yahu görmeden, bilmeden mümkün değil deme! Daha adamların ismini bile söylemedim. Villadan çalınan para üç yüz bin dolar, kayıp kasa bunların arabada, ortada başka da bir şüpheli yok. Nasıl mümkün değilmiş? Sen gel hele bir, buraya gel! *** Abdullah Bey karakolda da aynı inancını sürdürüyordu: - Komutanım, ben kendimden şüphe ederim, bunlardan etmem. Bir yanlışlık olmalı. Bu arkadaşlar, "Çocuklarınıza vermeyi öğretin" diyen bir terbiyecinin şemsiyesinin altındalar. Birisinin bir şeyini çalmaları mümkün değil! - Abdullah Bey size anlatamadım galiba; çalınan kasa bunların aracında... Bagajdaki çekicin ucunda bile kasanın boyası var yahu! İki pazarlamacının müdürü Abdullah Bey diyecek bir şey bulamadı. Gasp suçuyla mahkemeye sevk edilecekti Metin ile Musa... *** Bu hassas konunun daha iyi anlaşılması için başa dönelim: Metin ile Musa güvenlik kulübesini geçip Beykoz Konakları''na girdiler.

Bir hafta önce temizlik robotu sattıkları Şaziye Hanım, Bodrum''dan telefonla aramış, "Hizmetçim şu anda villaya gidiyor. Siz de gidin o robotun nasıl çalıştığını hizmetçiye öğretin" demişti. İki kafadar tarif edilen villanın zilini çaldılar. Açan olmayınca makul bir süre bekleyip tekrar çaldılar.

Hayır, ses seda yoktu. Villanın arkasına geçtiler, balkonda filan kimse var mı diye... ... Metin ile Musa villanın arkasına gittiklerinde orada çöpe atılmış boş bir çelik kasa görmüşlerdi. Musa, "Yazık abi, giderken şunu götürüp hurdacıya satalım" deyince, kasayı arabanın station bagajına koymuşlardı.

Tekrar ön tarafa geldiklerinde hizmetçi kadın da kapının önüne gelmişti.

İçeride robotun kullanımını gösterdikten sonra iki pazarlamacı çıkınca hizmetçi onların arabalarında gördüğü kasa sebebiyle hemen karakolu aramış, iki arkadaş kısa sürede derdest edilmişti. Hizmetçi kadın Bodrum''a telefon edip Şaziye Hanım''a da durumu bildirmişti.

Bütün deliller pazarlamacı Metin ile Musa''nın aleyhineydi. Gittikleri villada kayıp üç yüz bin dolar, sağı solu bir gün önceki kazada yamulmuş ve kaportası çekiçle düzeltilmiş bir otomobil ve bagajında kırılmış bir kasa... Kendilerinden başka masum olduklarını bilen yoktu. *** Hayır, onların suçsuz olduğunu bilen biri daha vardı; hem de taa Bodrum''da! Şaziye Hanım durumu öğrenir öğrenmez jandarma karakoluna telefon etti ve komutana şöyle dedi: - Ben o çocukları tanıdım. Evimde bir saat robot pazarladılar. Onlara kefilim, hırsızlık yapacak insanlar değiller. Siz benim hizmetçiyi sıkıştırın. Gerçekten de jandarmanın sorularıyla köşeye sıkışan hizmetçi kadın, hırsızlığı sevgilisi ile birlikte yaptıklarını itiraf etti, bahçeye gömdükleri on bin dolar hemen bulundu, "Gerisi sevgilimde" dedi. Jandarma hırsız sevgiliyi arıyor.

ÖNE ÇIKANLAR