Fırıncı dostum Şevket, büyük bir marketten alışveriş yapmış, kasa başında hesabının kesilmesini bekliyordu. Sucuk, kaşar, et, kola, zeytin ne bulduysa poşetlere doldurmuş olduğu için hesabı uzun sürüyordu.
Kasa görevlisinin okunmayan bazı barkot numaralarını eliyle yazmasından sıkılmış olarak sağa sola bakarken, yan kasada hesaplarını bekleyen pardösülü ve yarım başörtülü orta yaşlı kadınla, esmer güzeli küçük kızına ilişti gözü...
Oradaki kasa görevlisi bayan, müşteri kadına: - Beş lira yirmi kuruş, dedi. Kadın, tezgâh üzerindeki dört ekmek, bir büyük kola ve bir çocuk dergisine, sonra çaresizce elindeki beş liraya baktı. Küçük esmer güzeli kara kaşlı kız hemen atıldı: - Dergi kalsın! Fırıncı Şükrü''nün içi acıdı. Kendi hesabını bırakıp oraya döndü: - Hayır. Lütfen alın dergiyi, bende bozuk para var.
Çocuk şiddetle itiraz etti: - Hayır, dergiyi istemiyorum! Şükrü ısrar ettiyse de, kız çocuğu dergiyi kaparak marketin içine karıştı.
Kasa görevlisi yeni hesabı bildirdi: - Dört lira yirmi kuruş. Kadın beş lirayı uzattı. Esmer küçük kız dergiyi bırakmış olarak geri geldi. Kadın para üstünü, ekmek ve kolayı aldı; çıkıp gittiler. Şükrü kendi hesabını bitirdikten sonra, alelacele marketin içine koşuşturdu, çocuğun iade ettiği dergiyi buldu. Parasını verip, kendi paketleriyle birlikte dergiyi de alarak marketten çıktı. Üzüntü ve heyecanla sağa sola baktı ama anne ile kızını bulamadı. Çok üzülmüştü. Kendi paketlerinden utanıyordu. Çaresizce marketin önündeki kaldırıma oturdu. Bir süre sonra paketlerini alarak arabasını bıraktığı otoparka yöneldi. Satın aldığı ama esmer sevimli kızcağıza veremediği çocuk dergisini, kendisine yardım eden otopark görevlisine uzattı. Moral bozukluğuyla bastı gaza... *** Bütün gün ve gece, o esmer kızcağızın paraları yetmediği için çocuk dergisini iade ettiği sahne gelip geçti gözlerinin önünden... Daha erken davranmadığı, daha çok ısrar etmediği için kendi kendisine kızıp durdu. Koyu bir pişmanlıkla ertesi günü zor etti. Sabahleyin markete giderek yine o üzrerinde "Türkiye Çocuk" yazan dergiden satın aldı. Marketin içini dolaştı, dışını dolaştı... O sevimli, o onurlu esmer kızı boşuna aradı. Umudunu kesip, yine otoparka yöneldi. Arabasına binerken otopark görevlisi koşarak geldi: - Allah razı olsun be abi, dedi, verdiğin dergi çok makbule geçti. Annesi kızımdan daha çok sevindi, "Paramız yetmemişti, sana da söyleyemedik, iyi ki akıl edip almışsın dergiyi" dedi bana biliyor musun...

