Kaydet
a- | +A

Ünlü takımların dışında kalanların gollerini sadece TRT verdiği için, Pazar geceleri mecburen devlet kanalına yazılıyoruz. Bir kere, otuz yıldır TRT''nin katı ve taviz vermez kuralları ile yetişen, "Efendim ''haya'' derken a''ları uzatıyoruz, ''kaatil'' değil ''katil'' diyeceksiniz, ''haakem'' diye uzatanı ekrana çıkarmam!" gibi inceliklerle büyüyen ''gariban'' spikerler, bugünün TRT yorumcuları Tanju Çolak''ı, Bülent Yavuz''u, Yılmaz Vural''ı filan dinlerken dişlerini gıcırdatıyor mu bilemem ama, kendimi bildim bileli bu "kamu" ekranında hiç kişisel meselelerin bu kadar dillendirildiğini görmedim. "Yılmaz hocam, Yüksel ile Sina benim için şöyle böyle yazdı, ben muhteşemim aslında", "Faikçiğim, benim sopam için de yazdılar, biz sopamızı pozisyonlarda kullanıyoruz" yakınmaları... "Vaayy hocam, sen maçlara çıkarken parfüm mü sıkıyon?", "Gel Hüseyin diyeceğim ama ekranda kullanılan kelimelere dikkat etmek lazım, hah hah ha" cıvıklıkları...

Maç özetlerini seslendiren Kerem Öncel futbolcuya ayıp ediyor. "Harika bir kafa!" diyor, "Mükemmel bir şut" diyor, isim yok.

Muhtemelen Anadolu takımlarında oynayan futbolcuları doğru dürüst tanımıyor. Ben burada Kerem''i kast ederek, "TRT''de harika maç anlatan bir spiker var" desem, isim yazmasam canın sıkılmaz mı Kerem?

Yıldızları altında... Maçların yıldız tabloları hangi kıstasa göre yapılıyor?

Bunu tartışmak gerekir. Bir futbolcu sahaya kaç puanla çıkıyor?

Gazetelerin yıldız anlayışına göre, sıfır puanla... Çalışırsa, bonus topluyor.

Mesela, 80. dakikadan sonra maça girenlere soru işareti (?) veriliyor. Yani hiç puanı yok, bu maçta da bir şey yapmadı, kanaat sahibi olamadık, demek. Ya da, bir kaleci... Ünlü bir takımın kalecisi, "öteki" takımlardan birine karşı oynuyor. Maç İstanbul''da... Kalesine maç boyu hiç top gelmiyor. Bu kaleci kaç yıldız alacak? Top gelmedi diye o maçta kötü bir performans mı göstermiş olacak? Dedim ya, tartışmak gerek.

Derin gazeteciler "İşte size Türkiye''nin en çok bilinen sırrı Fehmi Koru''nun hiç bilinmeyen bir sırrı daha: Fehmi Koru da, Taha Kıvanç, Bülent Şirin ve diğer birçok müstear ismi gibi gerçek birisi değildir aslında!" (Cemal Kalyoncu) ... "Hoş bir hayalim var: Ölüm ilanımın yerine teşekkür ilanı yayınlatmak istiyorum. Yani öldüğümde, benim ben olmamda katkısı olan bütün kurum ve insanlara açık teşekkür... Mutlu etmek için bana bir yemek yapmış olanı bile, adıyla sanıyla oraya yazmak..." (Nuri Çolakoğlu) .. "Benim için tiyatro yazarlığı esastır. Makalede değişik düşünceleri ortaya atmanız zordur. Ama tiyatroda çok kişiyi konuşturarak bir çok fikri söyletme imkânınız vardır. O tarafı sardı beni." (Refik Erduran) ... "Danimarka''da bir rahibe okulundaydım. Sevmediler beni herhalde. Babama bir gün okuldan telefon geldi. Ben bu telefonu bekliyordum da biraz. Çünkü her şeye cevap verir, tartışırdım. Telefonda, ''Biz bu çocuğu artık istemiyoruz'' dediler. Sonuçta babam, verilebilecek en büyük cezayı verdi; hiçbir şey söylemedi." (Emine Uşaklıgil) (Cemal A. Kalyoncu, Derin Gazeteciler)

ÖNE ÇIKANLAR