F.Bahçe''nin, oyun alanını daraltan, pas aralarını kapatan, yani oyunu alabildiğine zora sokan rakipler karşısında organizasyondan koptuğunu bundan önceki maçlarda görmüştük. OFTAŞ da çok koşan, çok mücadele eden bir ekip olarak böyle bir endişe ve korkuyu maç öncesi Kadıköy''e taşıyordu. Ama başlama düdüğü ile birlikte OFTAŞ''ın sadece rakibi oynatmama adına eylem yapabildiğini, bunun dışında kazandığı toplarla F.Bahçe''nin kendine göre çok ağır basan klaslarını hiç bir aksiyonda oyun dışı bırakamadı.
F.Bahçe, karşısında yukarıda anlatmaya çalıştığım bir ekip bulacağının hesabıyla bir kere fizikman ve kafa olarak maça çok iyi hazırlanmıştı. Rakibi kadar, hatta bazı bölümlerde rakibinden daha fazla koşmaya gayret gösterdiğine tanık olduk. Tabii ki, F.Bahçe topa sahip olduğunda özellikle bütün aksiyon tarlalarını ekerek harika ürünler çıkmasında, bir numaralı rolü oynayan Aurelio''suyla hücum zenginliği yaşadı. Aurelio''nun takımı bir lokomotif gibi öne çekişinin arkasındaki Maldonado garantisinden de söz etmek gerekir. Geri dörtlüsünün önünde çok tipik bir ön libero işlevi gören Şilili yeni transfer, top kazanmanın yanı sıra kendisine kullanılan topları da hiç riske girmeden hep garantiye oynadı.
F.Bahçe''nin, savunması üzerine çift santrforla oynama yanlışına düşen Ankara takımına hemen hemen hiç pozisyon vermeden oynadı desek yalan olmaz. Kezman, dönüşünün yeniden kulübe olmaması adına bu formanın içine girdiğinden bu yana belki de en fazla koşu mesaisi verdiği maçı oynadı. Koşuların kilometresini ölçmek gibi bir adetim yok ama sanki Aurelio''dan sonra en fazla koşu yapan oyuncuydu.
Alex, iki uç adamı da F.Bahçe savunmasının üstüne oynayan OFTAŞ''ın bu yanlışından alabildiğine yararlanıp rahat oynadı ama, bu defa son vuruşlarda karavana attı.
Deivid çok çalışkan, Uğur ise karmakarışık görüntüsüyle zaman zaman Roberto Carlos''un çıkışlarına da engel oldu.
Sonuçta F.Bahçe çekindiği oyundan çok rahat ve kolay sıyrıldı. Bunda İkinci Lig oyuncuları topluluğuna karşı, dünyanın sayılı milli takımlarında oynayan oyuncuların bir araya gelişindeki klas farkı önemli rol oynuyordu ama, fiziki direnç ve rakibiyle ikili mücadele sınavına girercesine gayret göstermek de bir faktördü.
>> BENİM YILDIZIM Hiç tartışmasız, topun olduğu her bölgede görünüp, neredeyse yüzde yüze yakın bir oranla top kullanabilen, ve de neredeyse o oranla top çalan Aurelio idi.

