Kaydet
a- | +A

Yirmi İkinci Piyade Er Eğitim Tugayı''nın yemekhanesinin televizyon olan bölümü kalabalıktı.

Askerler, ekrandaki futbol maçının heyecanına kapılmış, kâh bağırıyor, kâh hakeme küfrediyor, kâh faul yapan rakip futbolcuya keplerini fırlatıyorlardı.

Televizyondaki maç önemliydi; uluslararası alandaki en başarılı takımımız yine bir Avrupa maçında, İngiliz takımı karşısındaydı. Tugaya geleli henüz 8 gün olmuştu ama erler maçın heyecanı ile acemi olduklarını unutmuşlardı.

Askeri disiplin içinde bulunduklarını da...

Kendilerini bir futbol stadının serbest ve baş döndürücü atmosferinde sanıyorlardı. Nitekim, bu gafletin başlarına iş açması gecikmedi. Bir teğmen sert adımlarla geldi, bir anda bıçak gibi kesilen sessizlik içinde, çevik bir hareketle duvar dibindeki masanın üstüne zıpladı, yukarıdaki televizyonun kapatma düğmesine bastı. Askerler gol yemişten beter oldu. Renkli, heyecanlı, gerilimli bir film ortasından kopmuş, sinema salonunun ışıkları yanmıştı adeta... Sandalye ayaklarının betonda çıkardığı gürültüler içinde herkes ayağı fırlamıştı.

Komutan yemekhanenin dışarı açılan iki kanatlı kapısının önüne gidip durdu; "Sırayla kapıdan çıkacaksınız!" diye bağırarak vaziyet aldı. Önüne gelen her askere bir tokat şaplatıp dışarı atıyordu. Bir, iki, üç, dört, on dört, yirmi dört... *** "Komutan", sıradan gibi görünen bu olayı yıllar sonra bana şöyle anlatmıştı: - Yemekhanenin hemen bitişinde fotoğrafhanede çalışıyordum. Zaten heriflerin takımına gıcığım. Baktım gürültü patırtı yapıyorlar. Hemen yan binadaki komutanımızın odasına gittim. O günlerde komutanımız izindeydi. Gardırobundaki elbisesini giydim, yemekhaneye geçtim. Sivilde hayal ettiğimi, er olarak askerde yaptım. HHH Bitmedi... Delikanlı, askerlik sonrası sevdiği mesleğe, gazeteciliğe döndü. Ve bir gün, görevi sebebiyle, tam da askerlik yaptığı Anadolu şehrinden İstanbul''a dönerken uçakta bir hostese yıldırım aşkıyla tutuldu. Kimya mühendisliğini bırakıp, seyahat tutkusuyla meslek değiştirmiş, henüz dördüncü uçuşundaki bu hostesten bin bir zahmetle cep telefonunun numarasını kopardı. İki günlük mesajlaşmanın bir yerinde hostes sordu:

"Beni seviyor musun?" Gazeteci delikanlının cep telefonunun harf tuşu, dört ay önce askerleri kandırmasının intikamını aldı; acil cevap yazarken bir harfi eksik tuşladı: ".ok seviyorum." "Ç" yerine "B" yazdığını "giden mesajlar" bölümünde gördüğünde ne bir daha mesaj yazabildi, ne de karşıdan bir tepki geldi.

> (Otobüs Durağı cuma ve cumartesi yayınlanır.)

ÖNE ÇIKANLAR