Kaydet
a- | +A

Milli Takım, dünkü Bosna Hersek, tükenmiş, hayata dönmenin yollarını arayan Belçika, futbol arenasında sözlerinin bile geçmesi pek mümkün olmayan Estonya ve Ermenistan''ın bulunduğu gruptan en azından bir play-off maçı şansını bile elde edemeden elendi gitti. Görüntü feci...

Peki, bu işte herhangi bir hakem rezaleti, rakip teşvik primi, şikesi, FIFA Başkanı''nın manipülasyonu falan gibi bizim futbolun başarılarının önüne konan uydurmalar var mı? Hayır! Peki, gerçek ne mi? Türkiye''nin ünlü futbol otoriteleri, yorumcuları, teknik adamları 2008 Avrupa üçüncülüğü ile kendini kandırdı. Ve bunun kimse farkına varamayıp, doldur boşalt ile günlerimizin boşuna geçmesine neden olundu. Milli Takım kurmayları da bu dolmuşun içinde dört köşe bir vaziyette 2010 Afrika yolu macerasına çıktılar.

Çünkü ülke futbolu şu acı gerçekle iç içe yaşıyordu: Sadece Terimli Galatasaray ve iki yıllık Lucescu dönemine, Şenol Güneşli iki yıl da eklenmiş ve bu beş buçuk yıllık süreçte hiç de ülke gerçekleriyle bağdaşamayan bir güç, oluşum ile futbolun uluslararası arenasında başarı elde edilmişti. İlk etapta kulüpler bazında iki Avrupa Kupası kazanılmıştır. Bu süreçte 15-16 civarında dünya standartlarında yerli-yabancı futbolcuların tamamının aynı takımda, yani Galatasaray''da toplanmış olması ve Milli Takım''ı Rüştü (Tafarel), Alpay (Popescu), Yıldıray (Hagi) plaseleriyle maceraya başvurulmadan oluşturulması da, bir daha yakalayamayacağımız bir dünya etiketi ile bizi buluşturmuştur.

Bundan öncesi, müthiş yetenekli kuşaklarla donanmış olmasına rağmen sistemsizlik, ilkesizlik, programsızlık ve eğitimsizlik yüzünden heba edilmişti. 2002''den sonra da 1990''lı yılların başında nefesi duyulan sistem, ilke, program var olmuş, ama bu defa da yetenekli kuşak sıkıntısı ve bunlardaki eğitimsizlik yüzünden bu kadarla yetinilebilmiştir. İşte bütün mesele budur.

Yarın Terim''in yerine kim gelirse gelsin, hakiki Terim''den öncesi ile ayakları yerden kesik, boşlukta yürümeye çalışan, iki kere ikiyi beş yapmaya çalışan Terim''den sonrasını iyice incelemelidir. Yoksa yeni hüsranlar kapıdadır... Son bir cümle... Yabancı sayısının artmasını isteyip, ülke futbolunun altına kendi çıkarları adına dinamit yerleştirme peşindekilere kanmayıp, acilen sayıyı azaltmamız gerekmektedir. Yoksa yarının hocaları da Ceyhun Erişlere başvurmak durumunda kalabilirler...

ÖNE ÇIKANLAR