Fortis Türkiye Kupası''nın bu turunda ilk randevuların en tehlikeli iç saha skorunu F.Bahçe elde etmişti. Bu sadece kağıt üzerinde böyle gözüküyordu. Aslında Türkiye Ligi''nin en çok koşan ama organizasyondaki en zayıf takımı G.Birliği idi. Öylesine ki; sezon başında iki takımın Ankara''da izlediğim lig maçı sonrasında G.Birliği''nin lig bitene kadar maç başına "bir" ortalamayı bile zor tutturacağını yazmıştım. Belki de Kenan Paşa''nın deyimiyle olacak ama nitekim, o riskli skoru F.Bahçe çok kolay bir üst tura taşıdı. Zico''nun kendinden mi, yoksa başkalarından mı menkûl 11''i her bölgede basabilen G.Birliği''nin sadece atlet olan futbolcularına koşu koridoru bırakmayan oyunculardan kurulu idi. Böylece Gençler yana oynamak zorunda kaldı. Süratini sadece arkadan top alıp çıkarmaya harcamak zorunda kaldı. Şayet F.Bahçe''nin koşmakta zorlanan, alan daraltmakta son derece pasif olan AZ Alkmaar ve Antalya maçlarının 11''leri dün sahada olsaydı; bu film Yozgatlı''nın golünden sonra kopmazdı.
Ersun Yanal''ın yardımıcısı Mesut Bakkal da, atlet yetiştirmede çok mahirler ama bir futbol takımının hücuma nasıl kalkabileceğinin, savunmaya nasıl dönebileceğinin gereklerini hiç bilmiyorlar.
Hele hele yaş ortalaması bir hayli düşürülmüş bir takıma Okan''dan santrfor yapmak çok merak ediyorum hangi sivri zekalının tasarrufudur?
Şimdi F.Bahçe bu turu belki de oynamadan ama sahaya çıkardığı günün modeline uyan 11''iyle geçti de merakım şudur: Acaba Sivas''a karşı Lort Alex ve Prens Kezman mı oynayacaklardır, yoksa dün akşamki riskli sonucun altından kolayca kalkıp yarı finali getirenler mi?

