Kaydet
a- | +A

F.Bahçe ile Beşiktaş, İstanbul''daki ikinci derbiye topuyla tüfeğiyle çıktılar. Tabii bu deyimi kullanırken, Beşiktaş''taki Tello eksikliğini de bir kenara not etmek gerekir. Beşiktaş''ın sinerek, daha doğrusu kendi yarı alanında fazla adamla birikip oynayacağını düşünürken, ya da beklerken, tam tersine karşımıza, F.Bahçe''nin yarı alanında ön liberolarının da katılımıyla, neredeyse beşli veya altılı bir dar alan paslaşma timiyle karşılaştık. Buna karşılık F.Bahçe''de, yine sezon başından beri izlediğimiz Alex''te toplanma, ya da Carlos - Vederson hattından öne çıkma aksiyonları vardı.

Beşiktaş savunması daha 16. dakikada Gökhan''ı kaybetmesine rağmen, gerek takımının atağa çıkışlarında, gerek F.Bahçe''nin gelişlerinde bir pozisyon hariç, ilk yarıda çok dengeli bir çıkış - dönüş trafiği çizdi. F.Bahçe savunması ise Bobo''nun attığı gol, Bobo''nun Burak''a attırmadığı gol gibi arkasına düşen toplarda kademeden uzak bir görüntü sergiledi. Sadece Roberto Carlos bunlardan birindeki eksikliğini, bir başkasında zamanında gelerek affettirdi.

Alex''in arkasındaki ön liberolara hiç yardım etmeyişi, Deivid ve Vederson''un da önceki maçlara oranla o bölgeye gerektiği kadar destek göstermemesi, Beşiktaş''ın topu rakip yarı alanda mümkün olduğunca tutma, bulursa araya bırakma stratejisinin, bir ilk yarı boyunca Koray ve Cisse''nin zaman zaman top kaybındaki yarışmaları hariç, düşünüldüğü gibi gitti diyebiliriz.

İlk yarıya sıkışan iki gol dışında yukarıda da değindiğim gibi Bobo''nun Burak''a attırmadığı ve Alex''in iki tam ona göre pozisyonu değerlendiremeyişi dikkat çekti. Bu ilk 45 dakikalık süreçte hakem İsmet Arzuman''ın F.Bahçe''nin maç öncesi çıkardığı yangından korunmaya çalıştığını gördüm.

İkinci yarı soyunma odası dönüşünde, F.Bahçe''nin oyuna ağırlık koyabileceği beklentisi dakika dakika kendini göstermeye başladı. Beşiktaş takımının ilk yarıda F.Bahçe yarı alanında kurduğu pas tezgâhını tekrarlamak şöyle dursun, kendi yarı alanından bile çıkmakta zorlandığını gördük. Özellikle Bobo''nun ikinci yarının daha hemen ilk dakikalarında fizikman tükenişine, Burak''ın da ileri uçta oynamayı bilmeme eksikliği eklenince, F.Bahçe savunmada alabildiğine bir rahatlığa erişti. Vederson çizgi, Roberto Carlos ön arka değişikliği de böylece tıkır tıkır işlemeye başladı.

Koray''ın ayakta duramayacak hale gelişi, Delgado''nun da ince narin oyununda devamlı yakalanışı, Beşiktaş''ın maçtaki bütün var oluş şanslarını yavaş yavaş sahadan dışarı çıkardı. Ertuğrul Hoca, Burak''a tahammülüne 63. dakikada son verirken, Koray''ı da alıp 82''de bütün riskleri sahaya sürmüş oldu. Bu bölümde F.Bahçe daha etkili pas yapıp, daha soluklu öne çıkmasına rağmen, en ciddi gol pozisyonunda Beşiktaş''ta nefesleri ve fiziksel durumları sona ermiş,

Delgado-Bobo paslaşması sahneledi ama Bobo''nun, "Benden gitsin de nereye giderse gitsin" vuruşu neticesiz kaldı.

Maçın daha başında üzerinde spekülasyonlar dolaştırılan hakemi İsmet Arzuman, 77. dakikada Serdar''a kendisini ekarte ettikten sonra sağ ayağıyla tekme sallayan ve isabet ettiren Deivid''i oyundan atmayarak ilk yarıdaki feci yönetiminin üzerine tüy dikti. F.Bahçe''nin ikinci golündeki, "Zico şans topları" peş peşe gidip gelirken, son sunumu kaleci Hakan yapınca, gol işini en iyi beceren yerlilerden olan Semih fileleri kaldırıverdi.

Sonuçta iki kadro arasındaki F.Bahçe lehine olan farklılıklar, futbol olarak ve gol olarak değil ama özellikle kalite açısından ortaya çıkıverdi.

Ancak futbol hakemliğinin sonuna gelen ve ilk yarıdaki rezil yönetimini, maçın sonundaki net Beşiktaş golünü vermeyerek adeta mühürleyen İsmet Arzuman, böylece maç öncesi F.Bahçe yangınının paçalarından kafasını sardığını bir kere daha ortaya koydu. Şimdi sormak lazım. Bu Ulusoy kimin federasyonu oldu? Bu Beşiktaş''ın bu sezon katledilen yedinci puanı oldu benim hesabıma göre.

>> BENİM YILDIZIM Maçın yıldızı; yine görünmeyen adam gibi her yerden çıkan, en olumlu işleri yapan ve de F.Bahçe özellikle ilk yarıda kendi alanında topa sahip olamazken, her şeyiyle mücadele eden Aurelio idi.

ÖNE ÇIKANLAR