Şayet F.Bahçe, içinde bulunduğu grubun ikinci sırasından üçüncü sırasına düşüp de UEFA''ya bile gitse idi, bu tablo, futbolun ihanetinden başka bir şey olarak yorumlanamazdı.
İnter''le oynanan birinci ile ikinciyi belli edecek müsabakadan önce tabii ki, CSKA-PSV maçına dikkat kesilmiştik. Futbolun tıpkı günün ısısı gibi sıfırın altına düştüğü bu oyundan bir lotarya gol, PSV''yi 7 puana çıkarmıştı. Sonra San Siro''ya baktık. İtalyan futbolu zaten 20 yıl önceki Avrupa futbolu sıralamasındaki birincilik yerinden neredeyse ilk 10''a zor girer bir hale süratle gidiyor. Uzun yıllar şampiyonluk yaşamamış ama sonra Juventus''un şikeleriyle bu unvana taşınmış, hemen sonrasında da "koyunun olmadığı yerde Abdurrahman Çelebi olmuş" İnter, ne tuhaftır ki, bizim ligin üçüncüsünün karşısına İtalya Ligi lideri olarak çıktı. F.Bahçe, oyunun ilk yarısında rakibine hiç pozisyon vermeden kendisi de bir İtalya takımı karşısında deplasmanda çıkılabileceğinden çok fazla hücuma gidebildi.
Şayet, tek uç adamın arkasından hücumcu çoğalması nasıl oluşur bunu becerebilselerdi soyunma odasına da önde giderlerdi. Bu yarıda F.Bahçe savunması sağ kanadındaki desteksizlik hariç, sapsağlam, dipdiri ayakta kaldı. Ama Aurelio''yla Selçuk "neme lazım" düşüncesine fazla sarıldıklarından Alex de bildiğimiz Alex olduğundan, iş Deivid ve Vederson''un desteğine kaldı. Onlar da devrenin sonlarına doğru yapılmış tuhaf yer değişikliğinin yanı sıra tuhaf da oynadılar. Bir İtalyan takımının takım presi - ki günümüz futbolunda olmazsa olmazdır - bir Türk takımı karşısında daha az nota düşmesi gerçekten şaşırtıcı idi. Yukarıda da değindiğim gibi; F.bahçe ilk yarıda, kim bilir belki de bir Colin Kazım ya da Ali Bilgin''i kullanabilseydi Vederson''la Deivid''in yapamadıklarını da yapılabilirdi. İnter''de kim kaç para alıyor ya da kaç mâl oldu bilmiyorum ama belli ki euroyu İtalyanların aklı kesmemiş.
*** Oyunun ikinci yarısı da İnter''i öne geçiren gollere kadar da o gollerden sonrasında da ilk 45''ten çok farklı değildi. Bir tek farklılık vardı İtalyan takımı adına, o da fizik gücü olarak F.Bahçe''nin 60. dakikadan sonra düşüşüydü. Yazımın ilk bölümünde de yani soyunma odasına gidilmezden önce F.Bahçe''nin sağ kanadında desteksizlik yaşandığını, bu yüzden de oradan bazı atakların tehlikeli sinyalleriyle dolu olduğunu belirtmiştim. Nitekim, İnter''in Cruz ve İbrahimoviç''le gelen golleri, ilk yarıdaki tespitlerimin altına adeta imza koyuyordu. F.Bahçe, dar alanda savunmayı kötü yapmamıştı ama hücuma çıkarken uzayamayarak ya da enine yayılamayarak zaaf göstermişti. Yine ilk bölümde değindiğim gibi. Semih''in arkasındaki Alex hareketsizliği, Aurelio''nun da yardımda gecikmesi İnter''i ikinci yarıda rahatlatan unsur idi.
Sonuçta F.Bahçe bana göre sadece maçı kaybetti ama Şampiyonlar Ligi''nde ikinci tura çıktı.
>> BENİM YILDIZIM İnter takımının oyunun tamamında hep öne çıkan ve bütün ataklarını organize edip savunma yerleşiminde bile payı olan Cambiasso idi.

