Kaydet
a- | +A

F.Bahçe''nin tarihinde ilk defa Şampiyonlar Ligi''nde gruptan çıkma maçı olan dün akşamki PSV oyunu, ilk maçın ışığında temsilcimiz adına çok kolay geçmeye adaydı. Bu görüşümü gerek Radyospor''da gerekse, ATV ve TGRT Haber''de yaptığım yorumlarda açık olarak ortaya koymuştum.

İlk maçın ışığından yolumu aydınlatırken bu Hollanda takımının tamamen bir makine düzeninde çalıştığını fark etmiştim. Yani; otomatize olmuş bir ekipti. Ezberlediğinin dışında inisiyatif alan bir futbolcu topluluğu değildi. Hani boş kale bulsalar, son vuruşu yapacak oyuncu sıra onda değilse pas verecek arkadaşını arayacak. Böyle bir futbolcu topluluğunun içinde ezberi bozacak inisiyatif alacak topla rakibin tedbirlerinin arkasına gidecek oyuncu olmazsa, rakip takım olarak siz de bunun tam tersini inisiyatif kullanabilen oyuncu sayısına, en azından bir elin parmakları kadar sahipseniz, makineyi kırar parçalar dişlilerini dağıtırsınız.

İşte, F.Bahçe ile PSV arasındaki belki de herkesi çok şaşırtan F.Bahçe lehine oluşan bu sonuçlar, bana çok sıradan çok normal geldi. Öyle de oymalıydı. Dün akşam Aurelio, Kazım''ın süratini kullanmak adına bu futbolcuya yakın oynayışı, PSV''nin o kanadını dümdüz etti. Hele hele, Semih''in teknik direktörü Zico''ya ve kendisini sadece 15 dakikalık oyuncu olarak yorumlayan yorumculara, "Beni harcadınız. Beni tanıyamadınız" mesajını, hem golleri hem de tek santrforun nasıl oynaması gerekip takımının rakip sahadaki oyununun organize edilişindeki rolünü adete imza atarak sahaya getirişi tam bir ders niteliğindeydi. F.Bahçe''nin savunması da orta bloğu da karşılarında emekliler grubu gibi üç metreye bir pas yapan sözüm ona bir Avrupalı bulunca, her halde kendi arasındaki çift kalelerde bile rahat etmediği kadar kolay bir maç oynadı. Oyunun ikinci bölümü de birincisinden çok farklı değildi. F.Bahçe 2-0 da 3 puanı cebe indirmiş bir takım olarak kendi yarı alanını kademelerle iyi kapatıp PSV''nin son çırpınışlarını da sonuçsuz bıraktı. Sadece Kovermars''ın oyuna büyük kaşif olarak alınmasıyla yüksek top kazançları yada F.Bahçe''nin ilk topları önlemesindeki zaman zaman dağınıklıkları PSV''ye avantaj olarak sundu. Ama kaleci Volkan kalesinde kendinden çok emin dikilerek bütün bu boşuna çırpınışları sonuçsuz bırakan F.Bahçe''nin son adamı oldu. Alex''in yine sakatlık sinyali ile kulübeye gelişi ise Zico''nun yarınlar için Tümer de sakat olduğuna göre sıkıntı verecek bir rötarı idi. Dün gecenin Semih adlı oyuncusu ise yazımın başında da değindiğim gibi Kezman''lı günlerin ve gecelerin boşuna yaşanmış olduğunun görüntüsüydü.

F.Bahçe takımın rakip sahadaki yerleşimi etkinliği topa sahip oluşu hep Semih mimarisinden sahnelendi. Attığı gol, sebep olduğu gol bu futbolunun fiyakasıydı...

BENİM YILDIZIM Maçın yıldızı bir Avrupa kupası oyununda takımını hücum zenginliğine kavuşturan kendisine ya da gelişi güzel çıkan topların hemen hemen tamamını kontrol edip Alex''i, Aurelio''yu, Kazım''ı ya da diğer oyuncuları oyuna davet eden Semih gecenin yıldızıydı.

ÖNE ÇIKANLAR