Kaydet
a- | +A

KRİTİK Önce babalar duyar

Büyük kulüplerin "sesi en yüksek çıkan" bazı insanlarına bakın. Ortak bir özelikleri var. Yolları şu ya da bu şekilde bir mafya üyesi ile kesişiyor.

Siz sanmayın ki telefonu dinlemeye alınan bir mafya mensubunun konuşmasında adı geçti diye bir spor yöneticisi zor durumda kalıyor. Tam tersine... omzundaki güç apoleti zenginleşiyor. Daha bir nüfuzlu imaja kavuşuyor. Telefonla televizyon programlarını "basıp" gürleyen, takımı puan kaybettiğinde manevi olarak hakemin yakalarını toplayıp, ayaklarını yerden keserek duvara çarpan, lügatinde sürekli "konuşturtmam, hakkını yetirtmem, gereğini yaparım!" tarzında fiiller bulunan, futbol dünyasını esir almış tipler bunlar...

Elbette futbol terörü hiç bitmeyecek, elbette futbolun köşe başlarını hep bu insanlar tutacak, elbette Anadolu''dan şampiyon çıkmayacak. Adalet her alanda ve herkese hükmünü icra edinceye kadar...

-------

TV Saçma soru

Yarışmaların en saçma sorusu nedir bilir misiniz?

Yarışmacıya sorulan "Hazır mısınız?" sorusu... Bugüne kadar hiç "Hayır, henüz hazır değilim, bir sigara içeyim" diyenini duymadım. Ya da, "Sunucu bey, şu kuluncumu bi zahmet kırıverin de ondan sonra" diyene rastlamadım.

-----

FAIR PLAY Futbolun ağabeyleri

Aziz Yıldırım, Fatih Terim, Sinan Engin, Ergun Gürsoy, Ali Şen, Mehmet Ali Yılmaz, Mahmut Uslu, Yurdaşen Karahasan, Yavuz Kayral...

Futbolumuzun önemli kilometre taşları bunlar... Hizmetlerinin yanında çok daha önemli özellikleri, kulüpler arası rekabete esir olup hiç birbirlerine çatmazlar. Dahası, hemen her konuşmalarında birbirlerine destek olur, överler.

Fair play budur.

------ ALTINI ÇİZİYORUM

Aynı evde yaşanan bir cüzzamlının yediği yemekten yiyene hastalığın geçmeme ihtimali vardır. Fakat bir binanın farklı katında bulunan kötü bir insanın, başka kattakilere huyunun geçmeme ihtimali yoktur. (Bir veli)

---------

OKUDUM NOT ALDIM

Deli doktoru diyor ki "Hüzün hastalığı: Hüzün içe doğru bir yolculuktur ve insanı zenginleştirir. Hüznü tedavi etseydik, bugün pek çok edebî şaheseri okuyamazdık. Hüznü bir misafir gibi kabul etmek gerekir." ... "Ben sizi dinledim: Bu cümle 90''lar Türkiye''sinin önemli bir söylemini ifade ediyor. TV tartışmalarındaki ''Ben sizi dinledim'' sözünde gizli bir anlam, asıl niyeti kibarca hasır altı eden bir sinsilik var. Şunu demek istiyor: ''Ben sizi dinledim, sizin söylediklerinizde hiç bir numara yok, şimdi siz beni dinleyin de meselenin ne menem boyutları olduğunu görün.'' Yani daha önce söylenen batıl görüşleri sabırla dinlediğini ve işte şimdi asıl ve son sözü söyleyeceğini bildiriyor. Üstelik çoğu zaman dinlememiş, dinler gibi yapmıştır. Çünkü dinlemek için değil dinlenmek üzere orada bulunmaktadır ve onca sıkıntıya katlanması bundandır. Orada baş aktör kendisidir ve bu yüzden alicenaptır, herkesi dinler. Ne var ki kendisinden önceki bütün konuşmalar boştur ve sahnede yerini ve sırasını aldığında, tılsımlı sözcüklerine karşı itaat ister. İşe bir teşbihle başlamayı ihmal etmez, tartışmada o ana kadar neyin yanlış gittiğini teşhis eder ve gerçeğin yöntemini gösterir.

Herkes konuşuyor. Herkes önemli şeyler söylüyor. Herkes dinliyor. Oynuyorlar, oynuyoruz. Türkiye, hararetli bir kumpanya." ...

"Kıyılarımızdan çekilen edebiyat: Amerikalı romancı Norman Mailer, çok değil, elli yıl sonra best-seller''ları bilgisayarların yazacağını söylüyor. Hayaller yitirildi. Günümüzde her şeyin sentetiği yapılabildiği gibi hayallerin de sentetiği üretilebiliyor. Televizyon, bir hayal üretme cihazı olarak, yitirilmiş sahici hayallerin yerine sentetiklerini koydu. Artık edebiyat saflarımızdan çekilebilirdi. Evlerine konuk gelmesin diye bayram günlerinde tatil yörelerine kaçan insanlar, neden zihinlerine bir romandan yabancı bir kişiyi buyur etsinlerdi? Edebiyat, hayallerini yitirmemiş insanların uğraşıdır. Hayallerimizi yitirmek istemiyorsak, saflarımızı sıklaştırmak zorundayız." ... "Dilsiz toplumun tuvalet yazıları: Bu toplum, duvarlara yazı yazanların ağzına acı biber sürdü ya, şimdi grafitti ''yeraltına'' indi. Toplum sokaklarda bağırmaya korkuyor, tuvalet köşelerine sığınıp kapı arkalarına dile dökemediği her şeyi kusuyor. Arkadaşının yüzüne söyleyemediğini gidip tuvalet kapısına karalıyor. Gencecik ömründe gidip bir kıza ilan-ı aşk edememiş delikanlı, hınçla tuvaletin kapısına organ resimleri kazıyor. Sokakların yılmış ve sindirilmiş insanı, üç duvar ve bir kapı arasında süper erkek oluveriyor. Düşleri elinden alınmasaydı belki oraya kocaman bir okyanus çizecekti. Üzerine bir vapur... Sonra ona binip kim bilir nerelere gidecekti." (Hüzün Hastalığı, Psikiyatr Kemal Sayar)

-------

TÜRK''ÜN BİRİ BİR GÜN...

İzmir''in Ödemiş İlçesi''ndeki Halil Kaya SSK Hastanesi''nde, kadro fazlalığı nedeniyle işten çıkarılmak istenen 11 işçi çekilen kura sonucu belirlendi.

-----

VAY HAYVAN VAY! Kutup ayısı, fok, penguen gibi soğuk iklim hayvanlarının derileri yağlı ve özeldir. Eksi 70 derecede üşümeye başlarlar.

------

SAHİBİ BELLİ SÖZLER "Kendim için bir şey istiyorsam namerdim."