Süleyman Demirel siyasette zirveye çıkmış bir isim. Başbakanlık da yaptı, Cumhurbaşkanlığı da. Görevde olduğu dönemlerde Türkiye güzel günler de, fırtınalı günler de gördü. Muhtıraları da, darbeleri de yaşadı. Tecrübeli siyasetçi olan Demirel'in Sabah Gazetesi'nde Yavuz Donat'a yaptığı açıklamaları okuyunca doğrusunu söylemek gerekirse çok hayıflandım. Referandum için "en acil konu, bir numaralı mesele değil" diyen Demirel bir de sitem ediyor. 12 Eylül hesaplaşması için "Neyin hesaplaşması? 30 yıl geçmiş. İntikam alacak idiyseniz, neredeydiniz? 12 Eylül'ün mağduru biziz... Yani bu oldukça karışık bir iş" diye konuşuyor.
1987 yılında referanduma gidildiğinde halk siyasi yasakların kaldırılmasına çok cüz'i bir farkla 'evet' demişti. Eski siyasilere karşı çıkan rahmetli Özal hemen erken seçim kararı almıştı. İşte o dönemlerde, Türkiye'yi karış karış dolaşan on binlerce kişiyi alanlarda toplayan Demirel halka seslenirken, hür Türkiye'den bahsederdi. Minarelerden ezanı eksilmeyen bir Türkiye'den bahsederdi. Herkesin göğsünü gere gere ben Müslüman'ım diyebildiği bir Türkiye'den bahsederdi. O zamanlar katıldığım gezilerde çok şahit olmuştum bu tür laflara. Darbecilere karşı "Bir Bilen" olarak verdiği mücadelelerle demokrasi tarihimize damgasını vuran o günkü Demirel ve bugünkü Demirel çok farklı gibi geldi bana. Ya sizlere?..
El vergisi, gönül sevgisi
Denetime alınan 13 bin doktordan yüzde 12'si sıfır, yüzde 28'i de 8 bin liranın altında gelir beyan etmiş. Bu incelemenin ortaya çıkardığı başka bir gerçek de bazı doktorlar takibe düşmemek için POS makinesi kullanmıyor, kimileri de fatura kesmiyormuş. Muayenehanelerinin kapatılmasına karşı çıkan doktorlara sormak lazım; vergi kaçırma ya da kayıt dışı kazanç hoşunuza mı gidiyor?
Bazı profesörler muayene peşinde koşmaktan dolayı öğrencilerine vakit ayıramıyormuş. Türkiye'nin yıllık doktor ihtiyacı 14 bin civarındaymış ama ancak tıp fakülteleri 4 bin 500 civarında mezun veriyormuş... Bunlardan hangisi gerçek dışı, hangisi tevatür kararı siz verin.
Laf olsun torba dolsun
"Bir tiyatro oyunundan hatırlarım aç karnına namus 3 gündür. Yani aç, işi olmayan, aşı olmayan insan laikliği de cumhuriyeti de 3 gün koruyabilir."
(Berhan Şimşek-CHP İstanbul İl Başkanı)

