Kaydet
a- | +A

Dünyaya geldiğimiz andan itibaren bir yandan yaşamaya, bir yandan da ölmeye başlarmışız. Çünkü nefes alıp vermek yaşamak ama, sayılı nefesleri tüketmek de ölüme yaklaşmak demek... Yüz sene sonra şu an dünyadaki insanlardan kimse olmayacak, yeni milyarlar doldurmuş olacak yer küreyi... Birileri gidecek, birileri gelecek. Otobüs durağı gibi... Dünyadaki bütün kavgalar, savaşlar, mücadeleler otobüs durağını paylaşamamakla ilgili... Oysa otobüs durağı kimsenin malı değil! Otobüs durağı ayrılıktır. Otobüs durağı yolculuktur. Otobüs durağı hüzündür. Otobüs durağı karamsarlıktır. Otobüs durağının tat alacak tarafı yoktur; şöyle bir gelip geçersin. Çeşit çeşit insan portreleri gelir, geçer. Hâtıralarıyla, hayalleriyle, hayıflarıyla, hicranlarıyla, hüsranlarıyla, hikayeleriyle gelip geçerler... Belki küçük ibretler alınabilir otobüs durağından... Yoksa, herhangi "hoş bir seda" kalmaz otobüs durağında...

*** Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü''nde çalışan ağabey, annelerinin komşu kadınlarla oturma odasında sohbet yapması sebebiyle, erkek kardeşiyle birlikte salonda oturuyordu. Ağabey dizindeki laptopla internette bir forum sitesine yazı yetiştirmek için hızlı hızlı yazarken küçük kardeş onu iğneledi: - Şu resmini internette yayınlamaya utanmıyor musun abi?

- Nesi var? - Kasaba fotoğrafçısında çekilmiş vesikalık resim gibi... Sanatsal bir bakıştan yoksun...

Ağabey kardeşinin ağzının payını vermek istedi ama cümle bulamadı, konuyu değiştirdi:

- Ulan habire hurma yiyorsun... O ne öyle, keçinin bağırsaklarından geçen siyah şeylere benziyor! Hem çirkin görünüşlü, hem tatsız.

Küçük kardeşin ağzında kaldı hurmalar... Yutkundu.

Kalkıp soğuk salona geçti, "Ders çalışayım" diyerek... xxx Haftanın ilk günü öğleden sonra küçük kardeş okul dönüşü otobüs durağında beklerken iki polis tarafından karakola götürüldü.

Çünkü bir gün önce maça gitmiş, maçın sonlarına doğru takımının gol atamamasını hakemlere fatura ederek fanatizmine yenilmiş ve elindeki küçük fotoğraf makinesini, takımı aleyhine habire ofsayt bayrağı kaldıran çizgi hakemine fırlatmıştı. Orta hakem (M.I.) makineyi ilgili yerlere iletmiş, makinenin içindeki boy boy fotoğrafları tab edilerek delikanlı kolayca bulunmuştu. *** Kurumun Denetleme Merkezi''ndeki görevine gitmek üzere evden çıkan ağabey ise, otobüs durağında beklerken karın ağrıları sebebiyle yolunu değiştirip şirket doktoruna çıktı. Doktor sorular sordu, muayene etti ve "Sen bir dahiliyeciye görün" dedi. Memur, özel hastanede dahiliye doktorunun kendisine verdiği kağıtla tomografi çektirdi.

Yarım saat sonra tomografi raporunu doktora götürdüğünde iş ciddiye binmişti. İlk kez duyduğu kelimeden ürktü: - Kolonoskopi yaptırman gerekir. Burada yapılıyor. İki gün katı olan hiçbir şeyi yemiyorsun. Sadece komposto ve su... Bağırsaklar temizlenecek ve filmi çekilecek yani.

Ağabey, iki gün sonra kolonoskopinin baygınlığından uyandığında tanımadığı bir doktoru başında buldu. Söylediklerini kesik kesik hatırlıyordu: - ...bağırsağında polipler oluşmuştu, onları içeriden yaktık... şeyden de bol bol ye; hani şu siyah küçük hurmalar... bağırsakların hareketlerini attırıcı ve kansere karşı koruyucu özelliği var... kalbin dostu, birçok hastalığın şifasıdır...

ÖNE ÇIKANLAR