Futbolda şampiyonluğa oynayan büyük takımlardan biri Trabzon''da zorlu bir puan mücadelesindeydi. Bilinen coşku, heyecan, gerilim yine sahadaydı. İstanbul''dan gelen misafir takım, bir an önce gol atmaya çalışıyor, üstün oynadığı maçta bir türlü golü bulamıyordu. "Türk futbolunun yükselen yıldızı" etiketiyle biraz da şımarmış olan genç futbolcu, attığı golün ofsayt diye iptal edilmesinden dolayı yan hakeme ağzına geleni söylüyordu! Orta hakemin "görmediği" bu çirkinliği tribünler görmüştü; büyük bir koro halinde bu genç futbolcuya "Katil (.......)!" diye bağırmaya başladılar. Maç ilerledi, İstanbul''dan gelen büyük takım, genç futbolcunun attığı golle öne geçti. Seyircinin sürekli protestosuyla "boğazına kadar dolmuş" bu futbolcu, golden sonra tribünlere kaba bir hareket yaptı. Tribündeki evsahibi takımın taraftarı küfürlerini arttırdı. Maç boyu bu ağır sözler sürdü gitti. Küfür korosunun içinden liseli bir genç, küfür yiyen oyuncunun hayranıydı. Onun milli takımda ve Avrupa kupalarındaki maçlarda attığı gollerle ayağa kalkmıştı. İstanbul takımı maçı galip bitirdi. Futbolcular duş alıp, otobüse bindi. Genç futbolcuya sürekli küfür edilmesine üzülen liseli seyirci, yarım saattir beklediği otobüsün camında yıldız futbolcuyu gördü.
Heyecanla ve sevgiyle cama yaklaştı, başı eğik futbolcunun dikkatini çekmek için ayaklarının parmak uçlarında yükselerek camı tıklamaya başladı. Genç futbolcu, camın önünde gördüğü liseli seyirciye, hızlı ve öfkeli bir el işaretiyle bağırdı; sesi dışarı çıkmadı ama dudak işaretleri net anlaşıldı: - Defol git lan i...! İndirme beni aşşağı!! Çocuk, yutkunup başını önüne eğerek karanlığa yürüdü...

