Kaydet
a- | +A

Yazımın başlığını, sağolsun Alaattin Metin meslektaşım, arkadaşım verdi. Yok yok, karşımda, ya da yanımda oturup değil, perşembe günü çıkan bir yazısının başlığından aldım. Yazı, şeref tribünleriyle ilgiliydi ama, benim yazım stadların o bölümü ile ilgili olmayacak. O hâlde... Evet, Fenerbahçe Spor Kulübü Derneği''nin tüzüğünün birinci maddesi, tamamını yazmaya gerek yok, üyelerin dayanışmasını, birliğini, bütünlüğünü sağlamak, onların sosyal gereksinmelerini karşılamaktan söz eder. Gelin görün ki, bugün bu üyeler arasında bir sınıf farkı oluşturulmuş durum vardır. Nasıl mı ? O hâlde... Fenerbahçe Spor Kulübü Derneği''nin, bugün palmiyeler arasında yükselen Faruk Ilgaz Tesisleri''nin işletmeciliği, kulübe gelir getirmesi maksadıyla, pahalı ürün satan bir firmaya verilmiştir. Ürünlerin pahalılığı, sayıları ağırlıkta olduğu gibi aynı zamanda da Kadıköy kökenli üyeler tarafından kaldırılamamaktadır. İşte bu yüzden, yönetim Kalamış''taki bir zamanların ünlü mekânı Todori''yi, Vakıflar''dan ucuz ürün sunma stratejisi ile kiralamış ve bu mekâna Faruk Ilgaz Tesisleri''ni kaldıramayanlara açmıştır. Açmıştır diyorum, çünkü başkanın söylemi bu merkezdedir.

Bakın bugünkü tablonun açık ve net yorumu şöyledir. Hatta bu bir yorum değil, apaçak gerçeğin ta kendisidir. Yani zengin, paralı üyeler ve konukları Fenerbahçe Spor Kulübü Derneği''nin kullanımına Büyükşehir Belediyesi tarafından yıllar önce tahsis edilmiş Faruk Ilgaz Tesisleri''nde yipip, içecek ve eğlenecekler buna karşılık maddi gücü yeterli olmayanlar ise kulübün sınırları dışında aynı ortamı bulmaya zorlanacaklardır. Şimdi palmiye ağaçlı tesislerin kapısına sadece "Fenerbahçe Spor Kulübü Faruk Ilgaz Tesisleri" tabelasının konmasının gerekçesi de kendiliğinden ortaya çıkmıştır. Oysa, tabelanın Yüksek Divan Kurulu''nun, yanılmıyorsam 1992''de aldığı bir kararla "Fenerbahçe Spor Kulübü, Faruk Ilgaz SOSYAL TESİSLERİ" olması gerekmekteydi. "Sosyal" kelimesinin tabeladan, hem de Yüksek Divan Kurulu''nun kararına rağmen atılışı, bugünkü "imkânı kısıtlı üye sürgününün" temelini oluşturuyordu. En acısı da, kulübün en yetkin organlarının başında ve içinde bulunanların, televizyonda "Yönetim, dolayısıyla kulüp para kazanmak zorunda" gibi bir yaklaşımla, bugünkü tabloya "renk" katmalarıydı. Kulüp şayet para kazanmak fikri ve hedefi ile yola çıkıyorsa, o zaman zengin, paralı üyeler ve konukları için Fenerbahçe Spor Kulübü Derneği''nin sınırları dışında bir lüks mekân oluştursaydı. Çünkü kulübün sınırları içinde her türlü sosyal gereksinmeyi edindirmek, üye ayrımı yapılmaksızın, en birinci görevdir. Pek yakında tadilatı düşünülen tüzükte böyle der... Yani sınıf farkı meydana getirmek ne anayasamıza, ne de tüzüğe uygundur. Ama... "Ben yaptım, iyi de oldu", yani Defakto durum artık kabullenme alışkanlığı yapıyorsa, işte o zaman Fenerbahçe''nin gerçek sahiplerinin kendilerine Kadıköy''ün çok ama çok uzaklarında mekânlar seçmesi gerekecektir. Ne zaman mı? Bilmem...

ÖNE ÇIKANLAR