Kaydet
a- | +A

Önce biraz gereksiz bilgiye ne dersiniz? Türkiye''de her sporun bir federasyonu vardır. Allah eksikliğini vermesin, hemen her gün yeni bir federasyon kurulduğu için, bugün itibariyle (yani 2007''de) 55 ayrı spor branşında faaliyet gösteren federasyonumuz mevcut!

Bir spor branşıyla ilgili organizasyonlar, kulüpler, sporcular, ülkedeki bütün faaliyetler o federasyona aittir. Bir de ülke federasyonlarının bağlı olduğu uluslararası birlikler vardır. Futbolumuzu çekip çeviren Türkiye Futbol Federasyonu, Avrupa Futbol Birliği''ne (UEFA) bağlıdır, mesela... Ya da Türkiye Boks Federasyonu, Uluslararası Boks Birliği''ne (AIBA) bağlıdır, güreş (FILA)''ya, basketbol (FIBA)''ya... Bir de, bütün sporların bağlı olduğu, çeşitli faaliyetlerinin yanında en büyük spor organizasyonu olan olimpiyatları organize eden Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) var. İşte bütün bu uluslararası kurumlar, bir organizasyon yaptığı zaman, aylar öncesinden ülke federasyonlarına yazı yazıp, bu yarışları yerinde izleyecek medya mensuplarının listesini isterler. Buna "akreditasyon sistemi" denir.

Zamanında akredite olmayıp, yakasına o kartı asmayan kişi, servetini dökse, gazeteci olarak uluslararası yarışların kapısından içeri giremez. Tamam mı? *** 03.11.2002 tarihinde, 2004 Olimpiyatları için akreditasyon talebi Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi tarafından gazetelere ulaştırıldı. "Ülkelere verilen kotalar sınırlı olduğundan olimpiyatları takip edecek olan gazetenizin mensuplarının isimlerini en geç 01 Aralık 2002 akşamına kadar bildirin" deniyordu. *** Y.S., gazetelerin tek tabanca olduğu dönemlerin ünlü spor muhabiriydi. Ama yeni medya araçlarının ve genç gazetecilerin türemesi ile şöhretini eritmişti.

Doğrusu ünü kaybolmuştu ama yine de meslekte uzman biriydi. Spor müdürüne çıkıp, "Olimpiyatlara ben gitmek istiyorum" dedi kararlı bir şekilde... Oysa müdürün başka hesabı vardı. Gazeteciliğe başladıktan sonra büyük bir sıçrama yapan genç bir yazar ile, yine haberden habere koşan iyi niyetli, çalışkan genç bir foto muhabirini gönderecekti. Her ikisinin de olimpiyat tecrübesi yaşamasını istiyordu. Her iki gence de durumu bildirmiş, "Hazırlıklara başlayın" demişti. Tecrübeli Y.S. bunu gurur meselesi yaptı.

Müdüre küstü. Gitti, kendisinin yerine tercih edilen genç yazarla şiddetli şekilde kavga etti; "Müdüre dalkavukluk yaparak meslekte yükselmek mümkün değildir" diyordu.

Ardından, otuz yıldır birlikte çalıştığı patrona çıktı.

Gerçekten de patron spor müdürünü aradı ve "Olimpiyatlara Y.S. gidecek" dedi.

***

Kendisine çok iyi bakan, yüzünden hayat fışkıran, tombul yanaklı tecrübeli gazeteci Y.S., olimpiyatlara yaklaşık üç gün kala, gece yatağında kalp krizi geçirerek vefat etti. (Yalnız yaşıyordu.)

Spor müdürü, IOC''ye yazı yazarak durumu bildirdi, akreditasyon listesinde değişiklik yaptırdı. Tecrübeli gazetecinin toprağa verildiği gün genç yazar Atina''nın yolunu tuttu.

(Otobüs Durağı cuma ve cumartesi yayınlanır.)

SADIKS boşluk yorumunu yaz Turkcell,

Telsim, Avea 2866''ya gönder

ÖNE ÇIKANLAR