Yedi yaşında Çanakkale muharebelerine katılan Recep Duray, hatırasına şöyle devam ediyor:
"Saliha Nineyle cephaneliğin önüne gelince nöbetçilerden biri sordu: -Hayırdır Saliha Nine?
-Bize de malzeme ver götürelim evladım, dedi. Beli bükülmüş, ancak bu sözleri söylerken gençlik yıllarındaki gibi dinçleşen bu Osmanlı kadınının sözleri askerin gözlerini yaşartmıştı... Hemen kapıyı açtı. İçerden 5 kutu tüfek mermisi, iki kutu da el bombası getirdi. Ama Saliha Nine memnun olmamıştı:
"Sağ elim boş kalır!"
-Ben bunları sol elimle taşırım, sağ elim boş kalır evladım. -Dur Nine, şurada boş bir kağnı var, daha fazla cephane alır... Birkaç asker gelip, top mermilerini kağnıya yüklemeye başladılar. 15 dakika sonra kağnı dolmuştu. Ben, Ahmet ve Üzeyir kağnıda, Saliha Nine de öküzlerin yanında yola çıktık. Yarım saat süren bir yolculuktan sonra siperlere vardık. Herkes bir işle meşgul olduğundan bizi kimse fark etmedi. Askerler siper kazıyor, bazıları da cephane boşaltıyorlardı.
Şafak sökünceye kadar on sefer yapmıştık. Uykusuzluktan gözlerim şişmişti, ama aç sayılmazdık. 18 Mart sabahı güneş doğarken düşman gemileri ateş etmeye başladılar. Gelibolu sırtları alev, duman içinde kalmıştı. Ağaçlar köklerinden sökülüyor, insanlar bombanın tesirinden havaya fırlıyordu. Dehşet verici bir manzaraydı. Hepimiz siperlerdeki askerlerin yanına girdik. Toplara mermiler dolduruluyor, biz de askere mermi yetiştiriyorduk. Yaralananların sesleri, top seslerine karışıyordu...
Babam da şehit olmuştu
Bu alev ve duman içinde bir ara başımı kaldırıp Boğaza baktım. Düşman gemileri kanla karışmış sulara gömülüyordu. Fakat siperler şehid ve yaralılarla doluydu. Etrafıma bir baktım; bakmaz olsaydım. Yerde kanlar içinde yatan Saliha Nineyi gördüm. Evet, çok arzu ettiği şehidlik makamına ermişti...
Siperden dışarı çıktım. Ağlayarak gidiyordum. 10 dakika yürümüştüm ki, önümdeki siperde de babam ve ağabeyimi kanlar içinde yerde yatarken gördüm. Onlar da şehid olmuşlardı. Yanlarına çöktüm. O küçük yaşımda, ağzımdan şu sözler dökülüverdi: -Kanınız boşuna akmış olmayacak. Ben de bu vatan için sizin sizin gibi şehid düşüp, Saliha Nineye verdiğim sözü yerine getireceğim... Bugün hâlâ her 18 Mart günü bu hadiseyi hatırlarım..."

