Kaydet
a- | +A

Amatör küme, ikinci lig ve son üç yıl da birinci lig.... Sayısız maç oynamıştı ama hiç penaltı atmamıştı.

Kaçırmaktan korkuyordu. ***

-Kendi hesabına- ilk kez Türkiye Kupası finalindeydiler; sezonun son maçıydı; uzatma dakikaları da golsüz bitmiş ve maç penaltılara kalmıştı! Bugüne kadar hiçbir hocasına itiraz etmemiş bir oyuncu olarak, penaltı listesine adının yazılmasına da ses çıkaramadı.

Karşılıklı dörder penaltı da gol oldu ve topun başına o geldi.

Büyük stres içindeydi, ayakları titriyordu. Penaltı noktasına adeta sendeleyerek yürüdü.

Tribünde on binler... Sahanın tam ortasında futbolcular... Teknik adamlar... Kameralar... Hakemler... Herkesin gözü onun sağ ayağındaydı. Çim zemin ayaklarının altından kayacak gibiydi.

Kendisinin de hissettiği zayıf bir vuruşla penaltıyı kaçırdı! Kalecinin kucağında gördüğü top, futbol hayatında gördüğü en nefretlik meşin yuvarlaktı... Son penaltıyı gole çeviren rakibi, takımına bu büyük kupayı kazandırmıştı.

O, yerin yarılmasını boşuna bekledi.

Stat başına yıkılmıştı... *** İki gün sonra kupayı kaybeden takımdan bir oyuncu beni aradı; "Sana bir faks geçeceğim" dedi.

Faks makinesinden yazıyı alıp okuduğumda içim burkuldu.

Penaltıyı kaçıran futbolcu, bütün takım arkadaşlarına birer mektup göndermişti.

Mektup duygu yüklüydü: "Sevgili arkadaşım,

Uzun sayılabilecek futbol hayatımda ilk ve tek penaltımı attım, bildiğiniz gibi onu da kaçırdım. Fransız romancı Henri de Montherlant, bir penaltı atışı sırasında şutu atacak oyuncunun kaleciden daha zor durumda olduğunu kaydeder. Çünkü kalecinin penaltıyı kurtarması genelde uzak bir ihtimaldir. Penaltıdan gol yemek bir kalecinin başarısını da gururunu da gölgelemez; çok doğal sayılır bu... Ama bir oyuncunun penaltı kaçırması farklıdır; yedi metre otuz iki santim genişliği, iki metre kırk dört santim yüksekliği olan bir kalenin tam ortasına ayarlanmış on bir metrelik bir mesafeden, önünüzde duran bir topu gole çevirmeniz gerekmektedir. İşte ben bunu başaramadım! Bu utancı, bir futbol sabıkası olarak ömür boyu taşıyacağım; ama sizden, tam yedi turun sonrasında ucuna geldiğiniz bir büyük zafere engel olduğum için affınızı istiyorum. Bağışlayın beni..."

> (Otobüs Durağı cuma ve cumartesi yayınlanır.)

ÖNE ÇIKANLAR