F.Bahçe''nin şampiyonluğa giden yoldaki kadro açısından belki de en sıkıntılı maçlarından biri olacaktı, bu Eskişehir oyunu.
Kümede kalma savaşı veren konuk için bu sıkıntı, çokça puana çevrilebilir miydi? Orada da mesele bu idi.
Aragones, başlangıçtaki kadrosunda Deniz''i kulübeye hapsederek büyük bir yanlış yapmıştı. Semih''le Güiza''ya kimin servis yapabileceğini anlaşılan o ki, eldeki potansiyelden bulamamak gibi kariyerine hiç yakışmayan bir seçim yapmıştı.
Savunmadaki Lugano yokluğu çok büyük önem taşımıyordu. F.Bahçe''nin bu oyunda egemenlik kuramayacağı kağıt üzerinde bile kesinliği dururken, Rıza Hoca, hem Batuhan''ı, hem Youla''yı nerede ise maçın sonuna kadar tutup, F.Bahçe''nin bu dezavantajını sanki hafifletmek için bir kurgu sürmüştü sahaya.
0-0''la içeri gidildiğinde, aklımızda bir tek Uğur''un boş kaleye itemediği pozisyon duruyordu.
Dönüşte Edu''nun da hastanelik olduğunu öğreniyorduk ve yerinde Yasin olacaktı.
Ama Eskişehir''deki Youla-Batuhan ikilisi de aynen sahadaydı.
Yani F.Bahçe''nin S.O.S veren stoper ikilisi zorunlu olarak dikkatli kalacak, dolayısı ile de pek pozisyon hatası sunmayacaktı.
Sonra Aragones, Josico''yu yanına alıp Deniz''i oyuna sürünce F.Bahçe orta sahaya da patronluk kurdu.
Uğur''la Gökhan''ın değişikliği çok bir şey fark etmezken, El Saka''nın sakatlanıp dışarı çıkması, Eskişehir savunmasının balansını bozmadı değil.
F.Bahçe maçı bir Roberto Carlos pasına ayak koyan sahadaki belki en kötü oyuncularından olan Deivid''le alacaktı. Aragones, yine de eldekilerle (Josico-Deniz tercihi hariç) doğruları bulurken, Rıza Hoca çift uç adamı saplantısında yeniden tehlikeli bölgenin korkuları içine düşecekti.
Ama bu kötü maç o golle bitmiyordu. Güiza-Semih ikilisi, başka yerden yardım almanın mümkün olmadığı ortamda birlikte çok şık bir golle galibiyeti perçinleyerek düzeltmeye çalışıyordu. Eskişehir ise Batuhan''ın kafasından baldırına kadar her yeri tarayıp kaleye giden golle, en azından kendilerine göre umutlu bir dönüş bileti alıyordu.

