Daha önce zikrettik defalarca yazılarımızda…
Diplomaside dünyanın en iyi ülkeleri arasındayız…
Sebebini de izah edelim sizlere:
Çok yönlü bir strateji uyguluyoruz.
Emin adımlarla süreçleri yönetiyoruz.
Ve de çok başarılı bir noktadayız…
ABD başta olmak üzere her ülke takdir ediyor.
Dünyanın bu kaotik ortamında,
Savaşların belirsizleştiği bir atmosferde,
İklim değişikliklerinin tehdidi altında,
Enerji, gıda, su çıkmazları arasında,
Gidip gelen bu kamburlaşmış dünyada…
Türkiye nasıl bir yol izleyecek?
Edindiğim bilgiler ve öngörüler ışığında,
Geleceği de kapsayacak şekilde,
Bazı izlenimlerimi aktaracağım elimden geldiğince…
***
Terörsüz Türkiye süreci amacına ulaşmak üzere…
AK Parti’de hummalı bir çalışma var.
Yasal düzenlemelere yönelik aşamaları ele alan...
MHP bütün gücüyle sürecin arkasında…
Kısa sürede sonuçlanmasını istiyor.
Bu sürecin önemi sadece ülkemiz açısından değil…
İçinde bulunduğumuz coğrafya için de geçerli.
ABD/İsrail ve İran çatışmasını, Gazze’deki Yahudi soykırımını.
Ukrayna-Rusya Savaşını, Lübnan’a İsrail saldırılarını…
Diğer olumsuzlukları da dikkate aldığımızda:
Ülkemizin yükü çok ağır ve hassas…
Barış ve huzurun sağlanması bizim için en öncelikli mesele.
Suriye de bunun en güzel örneği.
Bu aşamayı sağladığımızda bir adım ileriye geçeceğiz.
Ekonomik adımları atma sırası gelecek.
Ortak iş birliği ve yatırımlarla ilgili perspektifte.
Bu girişimimiz de üç halka üzerinden gidecek.
İlk halkada bölge ülkeleriyle bu imkânı yakalayacağız.
İslam ülkeleri ise 2. halkada dâhil olacak.
Daha sonraki hedefimiz ise son halkaya ulaştıracak.
Asya’daki diğer ülkelerle ortaklığı geliştirme aşaması.
Türk dünyasıyla kardeşlik bağımız da bu zincire tabi olacak.
Böylece Asya’da konumumuzun gücü katlanacak.
Taşlar yerli yerine oturduğunda…
Avrupa’nın arayışlarına da ilaç gibi geleceğiz.
Kapılarımızı çalma işini hızlandıracaklar.
Diğer yandan Afrika açılımımız da bizim bir artımız…
Amerika kıtalarında da adımız sanımız var.
Velhasıl özetlersek:
Gelecekte her konuda merkez olacağız.
Liderler liginde en üstlere yerleşeceğiz.
Sağlam ve güzel ittifaklara yol açacağız.
Yeter ki iç cephemize halel getirmeyelim.
Dış güçlerin oyunlarına düşmeyelim.
Birlik ve beraberliğimizi koruyalım.
Gerisi kolay, Allah’ın izniyle…
***
Geldiğimiz noktayı daha iyi anlatmak bakımından…
Diplomatik önemde iki toplantıdan da kısaca bahsedelim.
İlki, geleneksel hâle gelen Antalya Diplomasi Forumu…
Üç gün süren ve dün sona eren toplantı büyük ilgi gördü.
Bu Forum:
Barışı, adaleti, dik duruşu, diyaloğu, ilkeli dış politikayı…
Temel alan gücümüzün dünyaya açılımı…
Küresel liderlik vizyonumuzun dünyaya bir ispatı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açılışında yaptığı konuşma…
Diplomatik çabalarımızı ve bakışımızı gözler önüne sererken,
Bulunduğumuz noktayı çok güzel özetledi:
“Günümüzde diplomasi yalnızca sorunların, ihtilafların ve çıkarların müzakere edildiği bir alan olmaktan çıkıyor. Diplomasi aynı zamanda insanlığın ortak geleceğinin hangi ilkeler bağlamında şekilleneceğinin tartışıldığı bir zemini de temsil ediyor. Beş sene önce diplomasinin nabzını tutacak küresel bir platform hedefiyle çıktığımız yolda bugün görüyoruz ki Antalya Diplomasi Forumu küresel aklın, global vicdanın ve özellikle de geleceğe dair umudun ortak kürsüsü hâline gelmiştir.”
***
İkinci toplantı da NATO Liderler Zirvesi…
Bu zirve öncesinde AB ve ABD ile temas kurduk.
Dünyanın gözünün kulağının bizde olacağı bu zirvede:
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın tabiriyle…
Küresel meselelerin derinine inilecek.
Temmuz ayında yapacağımız bu zirvenin en önemli özelliği ise…
NATO’daki etkinliğimizin bir göstergesi,
Aynı zamanda da güvenli ülke statümüzün bir işareti olması…
Sözlerimizi Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’la sonlandıralım…
"Değişen Dünya Düzeninde Bölgesel Sahiplenmenin Rolü" panelindeki
Konuşmasından yaptığımız alıntı ile… Bu alıntı…
Sizlere aktardığımızın diplomatik fonksiyonumuzun özeti âdeta:
“Bizler, üç kıtanın merkezinde bulunuyoruz, Asya, Avrupa ve Afrika'nın kesişim noktasıyız. Türkiye olarak diplomasiyi her şeyin üstünde tutup çatışmaların önüne koyuyoruz. Bu yüzden çoklu, bölgesel iş birliklerinde yer almaktayız. Bir yandan NATO'nun parçayız, Avrupa Birliği aday ülkesiyiz. Öte taraftan Türk Devletler Teşkilatına üyeyiz, İslam ülkeleri arasında daha fazla iş birliğinden ve bölgesel güvenlik yapılarının, güvenliğin tesis edilmesi için kurulmasından yanayız."
TOM BARRACK, BU İŞLERİ BIRAK!
ABD’nin Ankara Büyükelçisi…
Trump’ın Suriye Özel temsilcisi…
Barrack’ın ağzından bal damlamış:
İsrail’e, ‘Türkiye ile uyum içinde ol’ demiş.
Avrupa’yı korumak için yaptıklarımızı…
‘İnanılmaz’ diye nitelendirmiş.
En önemlisi de:
“Türkiye bulaşılacak bir ülke değil ”söylemiyle…
Övgü üzerine övgü döktürmüş.
Ama… Dikkatli olmamız lazım…
Yeni planlar peşinde olabilir…
Daha önce, Suriye, PKK, PYD konusunda…
Bize karşı beslediği sevgiyi biliyoruz!
Kışkırtma konusunda çok uzman bir kişilik…
Böyle dostumuz varken, düşmana gerek var mı?
Doğrusu pek bilemedik?!.
YAPAY DİL!
İş bulmakta büyük bir imkândı, dil bilmek…
Kalıp hâline getirilmiş, kulaklara da küpe olmuştu:
“Bir dil bir insan, iki dil iki insan…”
Şimdi dil bilmenin de pratikte bir faydası yok gibi?!.
Yapay zekâ ile birçok dilde konuşabiliyorsunuz…
O hâlde:
Artık özdeyişi yenileme zamanı geldi…
“Bir dil bir insan, yapay zekâyla çok dilli insan.”
Lakin şunu da belirtmemizde yarar var:
Yapay zekâdan dil öğrenmek insana haz verir mi?
Asla… Sadece insanı tembelliğe iter…
Hazıra konacağınız için öğrenme isteğini yok eder.
Biz söyleyelim ama yine de tercih sizin?!.

