Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Dizi ve filmler şiddeti körükler mi?
0:00 0:00
1x
a- | +A

Geçen hafta Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da iki elim olay yaşandı. Şanlıurfa’da okulun eski öğrencisi Ömer Ket tarafından pompalı av tüfeğiyle yapılan saldırıda toplam on altı kişi yaralandı. Kahramanmaraş’ta İsa Aras Mersinli, yanında getirdiği 5 tane 9 mm tabanca ve 7 tane şarjör ile sekizi öğrenci biri öğretmen olmak üzere 10 kişiyi öldürdü ve 13 kişiyi yaraladı...

Bu iki vahim olaydan sonra haklı olarak bazı eleştiriler de geldi. Mafya konulu dizi ve filmlerin çocukları olumsuz etkilediğini ileri sürenler oldu. Sabah kuşağında yayınlanan kadın programlarının da toplumun ahlakını bozduğunu ileri sürenler var...

Sabah programlarını zaten ev hanımları izliyor. Çocuklar izlemiyor. Sabah programlarına bir çekidüzen verilsin. O programlar toplumda olan biteni anlatıyor. Müge Anlı'yı izliyor diye kimse cinayet işlemiyor. Öyle olaylar yaşamasa zaten programlara konu olmazlar...

Dizi ve filmlere gelince. Şahsen dizi ve filmlerin genel olarak çocukları ya da gençleri olumsuz etkilediğini düşünmüyorum. Kurtlar Vadisi, 2003’te yayınlanmaya başladı. YouTube'da eski bölümleri hâlâ oynuyor. O dizileri izleyip kaç çocuk şiddete başvurdu? Son iki olayı saymazsak böyle olaylar yaşanmadı. Zaten gençler ve çocuklar neyin hayal neyin gerçek olduğunu biliyor. Diğer mafya dizilerini de izleyip şiddete meyleden var mı? Belki tek tük. Dizi ve filmler gençleri olumsuz etkiliyor demek doğru değil. En azından elde böyle bir veri yok. Dizi ve filmlerin yetişme çağında bazı olumsuz etkileri başka şey, şiddete meyletmek başka şey. Bu devirde dizi ve filmleri yasaklatmak pek mümkün değil.

1970 ve 80’ler Türkiye’sinde mafya ülkede söz sahibiydi. 1990’larda mafya ihalelere bile müdahale ederdi. O tarihlerde ekranlarda mafya dizisi yoktu. Peki mafya nasıl vardı?

Bu son olaylara kadar kimse böyle dizi ve filmlerin olumsuz etkisinden pek bahsetmezdi. Peaky Blinders diye milyonların izlediği bir dizi var. O diziyi izleyip kimse, “Ben mafya olayım” demiyordur. Tam tersi, “Bunlar ne kötü insanlardır” diyorlardır.

Mario Puzo’nun Godfather kitabı yayınlandığı ilk dönem Batı’da İncil’den daha çok satıyordu. Sonra 1972’de Francis Ford Cappola filmini yaptı. Filmi herhâlde o günden bugüne dünyada 100 milyondan fazla kişi izlemiştir. Belki çok daha fazla. Godfather’ı izleyen biri mafyadan tiksinir. Gidip de kimse eline silah almaz. Hatta hayatı soyut anlattığı için ibret bile alınabilir.

Şiddet olaylarında suçu dizi ve filmlere atmaktansa aileye, çocukların hayatına odaklanmak gerekir. Anne babayla ilişkilerine bakmak lazım.

Sciencedirect.com’da “Can that really happen? Children’s knowledge about the reality status of fantastical events in television" (Bu gerçekten olabilir mi? Çocukların televizyondaki fantastik olayların gerçeklik durumu hakkında bilgisi) başlıklı bir araştırma yayınlandı. Orada şöyle diyor:

“Popüler çocuk çizgi filmleri fantastik olaylarla dolu olsa da, çocukların bu olayların gerçek olmaktan ziyade fantastik olduğunu anlayıp anlamadığı hakkında çok az şey biliyoruz. Çalışma 1'de, 4 ila 6 yaş arası 54 çocuk ve 18 yetişkin, popüler bir çizgi filmden 4 video klipte tasvir edilen 10 gerçek ve 10 fantastik olay gösterildi. Her klibi izledikten sonra katılımcılardan olayın gerçek durumunu değerlendirmeleri ve yargılarını açıklamaları istendi. Sonuçlar, 4 yaşındaki çocukların bile animasyonlu çizgi filmlerdeki fantastik olaylar hakkında oldukça iyi bir anlayışa sahip olduklarını, ancak bu tür çizgi filmlerdeki gerçek olayların gerçeklik durumunu hafife aldıklarını gösterdi. Çalışma 2'de, 4 ila 6 yaş arası 35 çocuk ve 18 yetişkin, bir Çin televizyon programından gerçek insanlar tarafından gerçekleştirilen 10 gerçek ve 10 fantastik olayın video kliplerini izledi. 4 yaşındaki çocuklar televizyonda gösterilen gerçek olayların gerçeklik durumunu hafife aldılar. Bununla birlikte, bu çalışmadaki 'gerçek' arka plana karşı, 4 yaşındakiler de fantastik olayların neredeyse yarısının gerçek olduğuna karar verdiler.”(*)

Yani küçücük çocuklar bile neyin gerçek neyin fantastik olduğunun farkında...

Bence yapılması gereken Mind Hunters (Beyin Avcıları) dizisinde olduğu gibi suçlularla detaylı söyleşi yapıp niçin cinayet işlediklerinin altyapısını çıkarmak.

O dizide, FBI Davranış Bilimleri Birimi'nin kuruluşu, seri katillerle yapılan röportajlar ve bu sayede suçluların zihniyetini analiz ederek gelecekteki cinayetleri önleme çabası anlatılıyor. Tabii bir de onları bu cinayete iten sebepleri bulmak gerekiyor.

Yasaklama, ağır cezalar palyatif çözümler. Elbette yapılabilir. Önemli olan sorunların kökenine inmek.

.....

(*) https://www.sciencedirect.com/science/article/abs/pii/S0022096515001307

Cem Küçük'ün önceki yazıları...