Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Devlet ne hükûmet ne?
0:00 0:00
1x
a- | +A

Bülent Kuşoğlu’nun Cansu Çamlıbel’e verdiği söyleşinin etkileri devam ediyor. Kuşoğlu öyle tuhaf laflar etti ki, devlet ve hükûmet kavramları tekrar tartışmaya açıldı.

Önce Kuşoğlu’nun ifadelerinden başlayalım. Mutlak butlan kararı çıkmış, Kuşoğlu “Devlet aklı bir şeyler kurguluyor” diyor. Ne kurguluyor acaba? İnsan böyle laf eder mi? Kemal Kılıçdaroğlu CHP’nin başına tekrar devlet tarafından getirilmiş diye anlaşıldı Kuşoğlu’nun lafı. Hâlbuki ortada sadece bir mahkeme kararı var.

Gizemli bir derin yapı var ve bunlar ülkeyi yönetiyor düşüncesine kapılan çok kişi var. Kuşoğlu Soğuk Savaş döneminde kalmış. İnanılır gibi değil. Mansur Yavaş Özgür Özel’den yana olmuş ama hâlâ “adayımız o olabilir” diyor. Daha çok "devre yakan" ifadeleri var Bülent Beyin...

Devlet ne, hükûmet ne tartışması da bu minvalde yürüyor. Peki devlet ne? Bence şu:

İran ve ABD arasında gerilim var. Daha doğrusu ABD ve İsrail haydutluğu var. Çevremizde olan bitenlere karşı hükûmetimizin de elbette bir planı var. Sayın Erdoğan ekibini topluyor. MİT Başkanı, Genelkurmay Başkanı, Millî Savunma Bakanı ve diğer danışmanlarla toplantı yapıyor. Hepsini dinliyor, bilgi alıyor ve izlenecek nihai politikayı sayın Erdoğan belirliyor. Bu da devlet politikası oluyor... Başka türlü oluyorsa bize anlatsınlar.

Yerin 500 metre altında, kimsenin tanımadığı adamlar toplanıp karar almıyor. Sürekli devlet aklı kavramına gizem katılması işi tuhaflaştırıyor.

Eskiden devlet ya da derin devlet denilen kavram askerdi... Yavuz Donat abimiz birkaç hafta önce bunu Sabah gazetesinde yazdı. Süleyman Demirel’in asker tarafından öldürülmekten korktuğunu söyledi. Tayyip Beyden önce Kıbrıs, dış politika ve PKK konularında genelde askerin dediği olurdu... Turgut Özal’ın Birinci Körfez Harbi’nde aldığı kararları hafife almamak lazım...

Genelkurmay Başkanı Necip Torumtay, Özal'ın Körfez Harbi’yle ilgili izlediği politikalarına karşı çıkarak 1990 yılı sonunda görevinden istifa etmişti. Geçmişte Menderes, Ecevit, Demirel de askerden belli konularda farklı politikalar izlediler.

Dolayısıyla ortada esrarengiz bir devlet yapısı yok. Hepimizin tanıdığı adamların aldıkları kararlar var.

Türkiye ekonomisi her şeye rağmen büyüyor

Evet faizler yüksek... Evet geçim sıkıntısı var... Evet emekli iyi değil... Kiralar hala yüksek... Bunların hepsi kabul.

Etrafımızda savaş var. ABD ile İsrail’in İran’a haydutluğu devam ediyor. Petrol fiyatları uçmuş. Enerji maliyetleri katlanmış. Tüm bu olumsuzluklara rağmen ilk çeyrekte Türk ekonomisi yüzde 2,5 büyüdü. Ağırlıklı hane halkı tüketiminden ve haberleşmeden olsa da bunlar iyi rakamlar. Zaten şu savaş olmasa işler daha iyi olacaktı.

Savaşın ekonomiye olumsuz etkisi olduğu aşikâr. Dünya normal düzende olsa ekonomik rakamlar daha iyi olur.

Umutlu olmak lazım. Hükûmet de her şeyin farkında. Olumsuzluğa kapılmamak lazım. Sıkıntılar var kabul ama gelecek için karamsarlığa gerek yok.

Cem Küçük'ün önceki yazıları...