Son dönemde Ukrayna’nın Rusya içindeki hedeflere yönelik saldırılarında belirgin bir artış yaşanıyor. Özellikle insansız hava araçlarıyla düzenlenen saldırılarda Rusya’nın petrol rafinerileri ve yakıt üretim tesisleri doğrudan vuruluyor. Bu durum, savaşın sadece cephe hattında değil, enerji altyapısı üzerinden de yeni bir boyut kazandığını gösteriyor. Bu saldırıların savaşın seyrini değiştirip değiştirmeyeceğini zaman gösterecek. Ancak görünen o ki zarar gören tesisler nedeniyle Rusya’da akaryakıt tedarikinde ciddi sıkıntılar yaşanıyor.
Rusya da bu saldırılara çok daha ağır karşılık veriyor. Ne yazık ki savaşın en büyük bedelini her iki tarafta da siviller ödüyor.
Kremlin, Zelenskiy’nin meşruiyetini sorgulayan söylemini gündemde tutmayı sürdürse de liderler düzeyinde bir görüşmeye artık daha ılımlı yaklaşması dikkati çekiyor. Henüz masaya oturulmuş değil. Ancak sürecin yeniden diplomasiyi işaret etmesi bile başlı başına olumlu bir gelişme olarak değerlendirilebilir.
Görünen o ki Zelenskiy, saldırıları artırarak Putin’i doğrudan kendisini muhatap almaya zorlayan bir strateji izliyor. Bunun ne ölçüde sonuç vereceği ayrı bir tartışma konusu. Ancak tarafların mevcut şartlarında bir değişiklik yaşanmadığı sürece masada hangi başlıkların konuşulacağı da en önemli sorulardan biri olmaya devam ediyor.
Çünkü savaşlarda müzakere masasına oturmadan önce sahada elde edilen kazanımlar, masadaki şartları doğrudan etkiler. Bugün yaşananlar da tam olarak bunu gösteriyor.
Avrupa faktörü ve Trump’ın hesabı
Savaşın seyrinde İngiltere ve Avrupa’nın rolü de ayrı bir başlık olarak öne çıkıyor. Moskova, savaşın ilk gününden bu yana Avrupa’yı süreci tırmandıran taraf olarak görüyor. Bu nedenle Putin’in sık sık Trump ile yaptığı Alaska görüşmesinden çıkan sonuca atıfta bulunması tesadüf değil. Putin’in “Alaska’da konuşulan ana başlıklara bağlıyız” mesajı da bu yaklaşımın bir yansımasıdır.
Ukrayna ise ABD ile ilişkilerini Avrupa’dan bağımsız tutmaya çalışıyor. Bunun kendi açısından haklı gerekçeleri bulunuyor. Çünkü Trump, Avrupa’nın güvenlik ve savunma yükünü tek başına omuzlamak istemiyor.
Diğer taraftan Trump açısından Ukrayna’ya silah satılması ve bunun maliyetinin Avrupa tarafından karşılanması iyi bir anlaşma anlamına geliyor. Trump’ın meseleye yaklaşımı ideolojik olmaktan çok ticari ve stratejik görünüyor. Onun önceliği, hangi konuda olursa olsun masayı kuran ve anlaşmayı yapan lider olarak öne çıkmak.
Bu nedenle Putin, savaşın başından itibaren Trump’ı sürecin merkezine çekmeye çalıştı. Bugün ise Zelenskiy’nin de benzer bir strateji izlediği görülüyor. Yorucu ama sonuç üretmeye yönelik bir satranç oyunu oynanıyor. Anlaşılan o ki Ukrayna lideri de bu konuda yeni bir siyaset geliştirmeye başlamış durumda.
Türkiye’nin sessiz diplomasisi
Rusya-Ukrayna savaşını sona erdirmek için en yoğun diplomatik çabayı gösteren ülkelerin başında Türkiye geliyor.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yaklaşık bir yıl arayla önce Moskova’yı, ardından Kiev’i ziyaret etmesi bu açıdan dikkat çekici.
Moskova’da MGIMO Üniversitesi tarafından fahri doktora ünvanına layık görülen Hakan Fidan’ın, Kiev’de de Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy tarafından ikinci derece Liyakat Nişanı ile taltif edilmesi sembolik açıdan son derece önemli.
Bu iki gelişme birlikte değerlendirildiğinde, Türkiye’nin hem Moskova hem de Kiev nezdinde güvenilir bir muhatap olarak görüldüğünü ve Ankara’nın savaşın sona erdirilmesine yönelik yürüttüğü arka plan diplomasisinin karşılık bulduğunu söylemek mümkündür.
Adres Türkiye
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin hemen her fırsatta müzakerelerin adresi olarak Türkiye’yi işaret ediyor. Buna ABD Başkanı Donald Trump’ın da sıcak yaklaşımı eklendiğinde ortaya dikkat çekici bir tablo çıkıyor.
Aslında savaşı sona erdirmek isteyen aktörler var. Ancak sahadaki çatışmalar, barış şartlarını her geçen gün daha da ağırlaştırıyor.
Moskova, kendi şartlarını kabul ettirmek amacıyla askerî baskıyı artırırken; Kiev ise bunu kabul etmemek için Rusya’nın derinliklerine yönelik drone saldırılarını yoğunlaştırıyor.
Başka bir ifadeyle taraflar, masaya oturmadan önce müzakerenin ana başlıklarını drone’lar, füzeler ve roketlerle belirlemeye çalışıyor.
İstanbul Masası kurulabilecek mi?
Türkiye ev sahipliğine hazır.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın açıklamalarından da anlaşıldığı üzere Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Donald Trump, Vladimir Putin ve Volodimir Zelenskiy’yi aynı masada buluşturmayı hedefliyor. Bu masanın İstanbul’da kurulması isteniyor ve tarafların ilkesel olarak buna itiraz etmediği görülüyor.
Ancak şartların bu buluşma için henüz olgunlaşıp olgunlaşmadığını bilmiyoruz.
Moskova-Kiev hattında bugün için net olarak görülen gerçek ise şudur:
Saldırılar şartları belirliyor; şartlar ise masadaki müzakerenin içeriğini şekillendiriyor.

