Avrupa Parlamentosu’nda Türk Silahlı Kuvvetleri’ne yönelik alçak iftiralar içeren kararın kabul edilmesi; üzerinde dikkatle durulması gereken bir gelişmedir.
1974 Barış Harekâtı ve kahraman Türk ordusunun Kıbrıs çıkarması, adadaki katliam ve soykırım eylemlerinin karşısına dikilmek için gerçekleştirilmiştir. Bunun tarihî gerçekliği tartışmasızdır. Buna rağmen Avrupa Parlamentosu’nun yeni kararıyla Türk askerini “tecavüzcü” iftirasıyla karalamaya çalışması, aslında esas gayesini de açıkça ortaya koymaktadır.
Bu alçak iftiranın arkasındaki sebeplere dikkatle bakmak gerekiyor. Ermeni ve Kürt kozu zayıfladıkça Avrupa’nın yeni iftira kozlarına ihtiyaç duyduğu görülüyor!..
Türkiye'nin güçlenmesinden rahatsızlar!
Doğu Akdeniz’deki mücadele ve Türkiye’nin bölgede giderek güçlenen hâkimiyeti en çok Fransa’yı, Yunanistan’ı ve -Avrupa’ya dâhil olmamasına rağmen- İsrail’i rahatsız ediyor. Bu tablo, yeni küresel sistemin şekillendiği bir dönemde Avrupa’nın Türkiye’yi Avrupa’dan uzak tutma çabasının da bir yansımasıdır.
Avrupa’nın, KKTC’yi yalnızlaştırmak ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin argümanları üzerinden kendisine hareket alanı açmak istediğini görüyoruz. Bunun yansımasını, Avrupa’nın Türk devletleri ile ilişkilerinde Kıbrıs şartını dayatmasında da gördük. Dolayısıyla yaşananlar tesadüf değildir!..
Türkiye’nin Afrika, Orta Asya, Orta Doğu ve Akdeniz’deki etki alanı genişledikçe Avrupa’nın bunu kendisi açısından travmaya dönüştürmesi, attığı adımların gerçek gayesini de ortaya koymaktadır. Bu kadar düşük ve ahlaksız bir seviye üzerinden siyaset üretmeye çalışmak beceri değil, bilakis kabiliyetsizlik ve çaresizliktir...
Avrupa Parlamentosu’nun bu iftirası, doğrudan Türk askerini hedef alan bir saldırıdır. Aynı zamanda TSK’nın Orta Doğu ve Akdeniz’deki başarılarından duyulan rahatsızlığın da bir yansımasıdır. Nitekim Yunanistan Başbakanı NATO Zirvesi’ne geldiğinde de benzer iftiralar yeniden gündeme taşınmıştı. Yunanistan’ın “Türkiye tarafından tehdit edildiği” yönündeki yalanın bugün uluslararası siyasi retorikte geçerli akçe hâline getirilmeye çalışıldığı da açıktır...
Uzun yıllar boyunca Türkiye’ye “soykırım” yalanı üzerinden "Ermeni kozu" kullanılarak baskı yapıldı. Geldiğimiz noktada ise Ermenistan Başbakanı Paşinyan bile bu kozun artık oyun dışı kaldığını kabul ettiği için bu söylemlere ortaklık etmiyor.
Kürt meselesini terör yapıları üzerinden okuyan ve yorumlayan Avrupa da artık bu kozu eskisi kadar kullanamıyor. Çünkü Türkiye, bu kozun çürümesi için gereken iradeyi ortaya koymaktan çekinmedi...
Eski refleksleriyle hareket ediyorlar!
Şimdi ise uzun zamandır adadaki Türk askerini hedef alan yeni bir siyasi söylem inşa edilmeye çalışılıyor. Avrupa liderlerinin Orta Asya’daki devlet başkanlarına “mavi boncuk” dağıtması, onların da bazılarının bu boncuklara talip olması sizce de manidar değil mi?!
Burası bir mücadele alanıdır. Evet, yeni dünya kuruluyor ve herkes gardını buna göre alıyor. Türkiye yükselen bir güçtür ve bunu artık herkes görüyor. Eski refleksleriyle hareket eden Avrupa ise kendine ve siyasetine yeniden bakmak zorundadır.
Bu iftiraların Avrupa Parlamentosu’ndan çıkması, Avrupa’nın siyasi elitinin içine düştüğü acizliğin de göstergesidir. Bizim de Avrupa’ya bakarken tarihimizi unutmamamız, devletimize uzatılan ellerin arkasındaki mimarları göz ardı etmememiz gerekiyor.
Türkiye, adil dünya mottosundan vazgeçmeyecektir. Barış için gerekeni bugüne kadar yaptı, bundan sonra da yapmaya devam edecektir.
Avrupa Parlamentosu’nun, özellikle NATO’nun başarılı Ankara Zirvesi’nin hemen ardından böyle bir kararı gündeme taşıması, üzerinde dikkatle düşünülmesi gereken bir gelişmedir...
Acizlik, ahlaksızlığa kapı açmamalıdır. Zira kahraman Türk ordusuna yönelik iftira, ahlaki boyutun yokluğuna delalet etmektedir.

