Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Bilet
0:00 0:00
1x
a- | +A
Bilet
Başlık ResmiBilet

Kondüktör kelimesini duymuşsunuzdur umarım.
Trenlerde bilet kontrolü yapan lacivert elbiseli vagon otoriteleri hani.
Cam kompartıman kapısına elindeki demirden araçla vurur, milleti yerinden zıplatır. İçeri girmeden, elini uzatır, herkes kalkıp ona biletini verir. İnce mukavvadan bileti elindeki delgi aracına sokup “çıt” diye ortadan deler ve iade eder.

H H H

Recep nefes nefese istasyona geldiğinde, büyük bir tesadüfle Doğu Ekspresi de perona giriyordu.
Sadece bilet alacak zamanı değil, bilet parası da yoktu.

Biletsiz olarak yolculuk yapabilmek için, plan düşündü.
Kondüktör genellikle en ön vagondan kontrole başlayıp arkaya doğru gelirdi. Recep sık sık bindiği için, trenin her şeyini ezberlemişti.
Yatılı okulda okuyordu ve o dönemin her yatılı öğrencisi gibi beş parasızdı.
En arka vagona bindi.

H H H

Bir sonraki istasyona kadar iyi idare etmişti.
Ama, esmer, bıyıklı, devleti temsil etmenin ağır sorumluluğu altındaki kondüktör, ciddi ve asık suratla son vagonun başında göründü.
O anda tren istasyonda durunca, Recep hemen atlayıp, en ön vagona koşturdu.
Fakat kondüktörün zekâsını biraz küçümsemişti. Çünkü onlar, her istasyonda pencereden bakar, yeni yolcuları hafızalarına kaydederdi.

Bilet
Başlık ResmiBilet

H H H

Üçüncü istasyona yaklaşırken kondüktör bu defa ön vagon başında görünüp, cam kapıları tıklamaya başladı.
Recep vagonun öbür ucunda köşeye sıkışmıştı.
Çaresizce sağına soluna bakarken, az önceki istasyondan trene binen bir adamın yanına yaklaştı. Temiz ve güler yüzlü, pozitif enerjili, öğretmen profilli bir adamdı.
Adamın kolundan kibarca tutup, yalvaran gözlerle tuvaletin önüne çekti.
Bu taktiği daha önce okul arkadaşlarıyla birkaç kere yapmış ve olumlu sonuç almıştı.
- Amca, dedi adama, ciddi bir sıkıntım var. Ben öksüz bir öğrenciyim. Param olmadığı için bilet alamadım. Kondüktör geliyor. Birlikte tuvalete girsek, sen biletini uzatsan…
Adam kem küm etmeye fırsat bulamadan, çocuk onu çekiştirdi, tuvaletin kapısını açtı, birlikte içeri girdiler.
Az sonra kapıya iki tık vurdu kondüktör. Recep görünmeden tuvaletin kapısını araladı, “amcaya” kafasıyla işaret etti, adam biletini uzattı.
Kondüktörün bileti deliş sesini içeriden duydular. Bilet geri geldi. Hastane duvarlarındaki tablo gibi, Recep’in işaret parmağı dudaklarının üstünde, bir süre beklediler.

H H H

Dışarı çıktıklarında Recep fısıltı gibi bir sesle:
- Çok teşekkür ederim amca, dedi.
Sola dönüp koridorun başına çıktıklarında, kondüktörle burun buruna geldiler.
Adam, ellerini arkadan bağlamış, az sonra idam edeceği mahkûmu bekleyen bir cellat vaziyetindeydi.

Bilet
Başlık ResmiBilet


Tuvaletten çıkan amca, elindeki bileti havaya kaldırarak saldırgan bir ayının önünden geçer gibi korkak adımlarla yürüdü, kondüktörün hizasını geçince adımlarını hızlandırıp kayboldu.
Kondüktör delgi aletini Recep’in göğsüne dayayarak:
- Sen beni dolandıracağını mı sandın zibidi, dedi.
Recep sustu.
- Bizim ömrümüz bu yollarda geçti oğlum.
Recep yutkundu.
- Bilet!
- Abi, dedi Recep, köyden kötü bir haber geldi. Param da yoktu, bilet alamadım.
- Hiç anlamam. İş birliği yaptığın adamdan para iste… Bir tanıdık bul. Dilencilik yap. Az sonra duracağımız istasyondan bilet almazsan, ben de seni trenden atarım.
Tren yeni istasyonda duruncaya kadar çocuğun başından ayrılmadı biletçi. Dev demir yığını küçük bir sarsıntı ile durunca, adam Recep’in sağ kolundan tutup kapıyı açtı ve dışarı savurdu.
Çocuk dikkatli olmasa, istasyonun beton zeminine yapışacaktı. Neyse ki bir iki sarsıntı ile dengesini buldu.
Bir süre istasyonda dikildi Recep.
Bu arada tren kıpırdamaya başladı. Dev tekerler giderek hızlanıyordu. Biletçi pencereden ruhsuz şekilde bakıyordu. Recep trenin giderek küçülüşünü izledi.
Devir, “Verdimse ben verdim” diye sağa sola usulsüz para saçan başbakanların, “Rüşvetin belgesi mi olur” diyen iş adamlarının devriydi.
Ama devletin küçük görevlisi kondüktör, gariban bir ortaokul çocuğunun yedi liralık bilet yolsuzluğuna izin vermemişti.
Recep, dudaklarında belli belirsiz bir tebessümle istasyonun iki arka sokağındaki evine doğru yürümeye başladı.

Sadık Söztutan'ın önceki yazıları...