Akıllanmıyoruz.
Yok, takıma ve hocaya demedim.
Medyaya ve kamuoyuna dedim.
Yahu önümüzde örnekler var. En azından kendi gittiğim turnuvalardan hatırlıyorum:
2000 Avrupa Şampiyonası finallerine İtalya’ya yenilerek başladık, çeyrek final oynadık.
2002 Dünya Kupası finallerinde Brezilya’ya yenilerek başladık, yarı final oynadık.
2008 Avrupa Şampiyonası finallerine Portekiz’e yenilerek başladık, yarı final oynadık.
Bi durun ya.
Bir mağlubiyette hocaya ve futbolculara demediğinizi bırakmadınız.
Üstelik iyi oynadık
Maça neresinden bakarsanız bakın, üstün taraf bizdik. Gol pozisyonlarımız rakibin üç katı…
Yediğimiz iki golün bize yakışmadığı doğru… Ama bunlar turnuva bitince değerlendirilecek şeyler.
Bazılarının bu maça ve bu takıma neden kem gözle baktığını biliyorum.
Kalitesi ve mantalitesiyle bu takım, tarihin en iyi millî takımı.
Yeteneği ve karakteriyle bu takım, tarihin en iyi millî takımı.
Karın ağrısı ne?
Futbolcuların çoğu turnuva öncesi besmele mesajı attı. Kimi ayet-i kerime yazıyor, kimi bozkurt işareti yapıyor. Çoğu maçlara dua ile çıkıyor.
Ama kimse küstahlık yapmıyor. Kimse prim konuşmuyor.
Üzüldüğüm şey, skorla birlikte tribünlerdeki taraftarımız…
Bir üstüne su iç
Televizyon molasını su molası kılıfına sokan FIFA, baskın oynayan tarafın süratini kesti. Korner, taç atışı ve oyuncu değişikliğine süre koymak ne kadar doğru ise, su molası da o kadar yanlış.
MAÇIN ADAMI: Patrck Beach

