Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Yeni güvenlik hattı kurulurken Türkiye ve NATO zir...
0:00 0:00
1x
a- | +A

Bugün önemli ve tarihî bir zirveye şahitlik ediyoruz.

Bu zirve, Türkiye’nin yeri ve rolüne ilişkin daha net bir tablo ortaya koyarken, NATO’nun geleceğine dair birçok problemin de cevap bulabileceği önemli bir dönüm noktasına işaret ediyor. Ankara ise yeni güvenlik paradigmasının şekillendiği süreçte merkezî bir konumunda.

Ankara ve yeni güvenlik doktrini…

Osmanlı çöktürüldü. Net!

Bunları yazmaya da konuşmaya da devam etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bizi küresel aktörlükten meneden sistem, bugün yeniden Ankara’nın kapısına gelmiş durumda. Dün Türkiye’yi sistem dışına iten akıl, bugün küresel sistemi yeniden şekillendirme arayışında.

Ve tabii hesaplar kapanmadan masa kurulamıyor.

Çevremizde yaşanan tüm gelişmelere bu perspektiften bakmamız gerekiyor. Savaşlar zinciri, kurulacak yeni masaya giden zorlu yolun aynasıdır.

Dünyadaki gelişmeleri değerlendirirken Osmanlı dönemi, o süreç ve çöküşü üzerinde ciddi şekilde durmalıyız. Ancak o zaman Cumhuriyetimizin bugün geldiği noktayı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaptıklarını, hedeflerini daha sağlıklı idrak etmek mümkün olacaktır.

Küresel sistem, Osmanlı sonrası Türkiye’yi uzun yıllar boyunca kendince sadece cephede asker olarak gördü. NATO kurulduğunda Türkiye’nin İttifak içinde yer alması o dönemin doğru hamlesiydi.

Fakat bugün statü ve çap değişimi ile karşı karşıyayız.

Türkiye artık kendisini cephede asker olarak gören sisteme kendi doktriniyle bakıyor. Ve bu doktrin, NATO açısından artık sıradan bir savunma ve savaş felsefesi değildir.

Ankara’daki bugünkü zirveye bakarken gerçekten geldiğimiz noktaya hakkını vererek bakmalıyız.

Türkiye, yeni dünyanın merkezi konumunda.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hedeflerinden biri de Türkiye’yi küresel sistemin içinde patronlar ligine taşımaktı. Bugün artık bunlar sadece beklenti ya da söz değil; somut sonuçların ipuçlarıdır.

Dünya yeniden şekilleniyor.

Henüz savaşlar bitmedi. Çünkü hesaplar kapanmadı.

Türkiye, “beyin ölümü gerçekleşiyor” denilen NATO’nun yeniden güvenlik konsepti oluşturmasında yeni bir sayfa açmasına kapı aralıyor. Bunu yaparken NATO içindeki çelişkili durumlara da el atıyor. Yeniden şekillenme sürecinde ve yeni dünyaya uygun doktrin üretme kapasitesiyle Türkiye aynı zamanda çözüm merkezi hâline geliyor.


Türkiye’nin rolü vazgeçilmez…


Türkiye; savunma kapasitesi, çözüm üretme kabiliyeti ve sahadaki yetenekleriyle topyekûn bir güç merkezidir.

"Ay Yıldız Karargâhı", başlı başına Türkiye’nin kapasite ve kabiliyetinin çerçevesini dünyaya ilan etti. Caydırıcı gücü pekiştirirken, sulhü ve barışı koruyucu formatı da kendi "Türk doktrini" anlayışının merkezine yerleştirdi. Tıpkı Ay Yıldız gibi…
Merkezî güç olmak tarafsızlık değildir. Merkezî güç olmak, adil çözüm üretme kabiliyetidir.

Bugün ve yarın Ankara’dan çıkacak sonuçların en önemli farkı, masada Türkiye ekolünün yeni formatının ortaya çıkacak olmasıdır.

Yani artık masada çözüm üreten, ilke ve ülküsünden vazgeçmeyen, barışa katkı sunan önemli bir aktör vardır.

Ankara Zirvesi’nden barışa ve güvenlik konseptine katkı sağlayacak sonuçlar çıkması temennimizdir.

Türkiye ve ürettiği savunma-güvenlik doktrini, örnek alınması hâlinde NATO açısından da anahtar olabilir.

Burada odak noktamız NATO değil, Türkiye’dir.

Türkiye, kurulan her masada merkezî konumu, sözünün değeri, kolunun gücü ve ürettiği akılla bu yeri hak etmektedir.

Sevil Nuriyeva’nın önceki yazıları…