F.Bahçe ile Everton arasında oynanan özel maçta bir vatandaşın bacağından silah ile yaralandığı haberi bir anda ortalığı karıştırdı. Emniyet görevlileri, dışarıda maça avanta girmek için bekleyen seyirciye kapıların açılmasını isteyen ve bu isteği gerçekleşen F.Bahçe yönetimini suçlu sandalyesine oturttu. Bu gerekçede Emniyet''in iddiası, seyircinin üstünün aranamamasıydı. F.Bahçe kanadından ise şöyle bir savunma yapıldı: "Bu emniyet kuvvetlerinin zaafından kaynaklanan bir olaydır. Bizim stadımızda böyle şey olmaz." Bakın, Fenerbahçe savunmasının ikinci cümlesini hafızalarınızda dikkatle saklayın. Çünkü birazdan yazacağım senaryo bu cümle ile bir iki gün içinde birleştirilecektir. Ve nitekim Fenerbahçe Başkanı''nın adeta ajansı haline gelen bir gazetenin muhabiri, kurşunun dışarıdan atılmış olabileceğini, çünkü güvenlik kameralarında herhangi bir kargaşaya rastlanmadığını yazmış. Emniyetin araştırmaları içinde böyle bir pasaj da geçiyormuş. Bu arada, bacağından yaralanan vatandaş Fenerbahçe ile emniyet kuvvetlerini ihmal gösterdikleri gerekçesiyle mahkemeye vermiş. Ve 250 milyarlık tazminat davası açmış. Şimdi senaryo yazacağım. Efendim olay aynen şöyle olmuştur. Fenerbahçe - Everton maçı oynanırken ve de Fenerbahçe''nin müthiş futbolu, golleri peş peşe getirirken, tabii ki bundan en çok rahatsız olan stadın da ev sahibi gibi görünen Galatasaray''dır. Bu Fenerbahçe ile başa çıkmanın zorluğunu gören Galatasaray, çok keskin bir nişancıyı stada acilen postalayarak esaslı bir konuma oturtmuştur. Bu keskin nişancı stadın dışından yaptığı atışla o vatandaşımızı bacağından vurmuştur. Yani olay, tamamen provokasyondur. Ehh başkanın ajansı gibi yazı düzen gazeteci, "Dışarıdan atış yapıldı", İkinci başkan, "Bizim stadda böyle şeyler olmaz" diyorsa bu senaryo ne cuk oturdu değil mi! Haaaa az kalsın önemli bir detayı atlıyordum. Vurulan vatandaş hem Fenerbahçe''ye, hem de emniyet güçlerine dava açtıysa bu vatandaş da olsa olsa ancak Galatasaraylı olur. Yani aslında stada iki Galatasaraylı provokatör yollanmıştır. Bunlardan biri atıcı, diğeri ise hedeftir. Senaryo burada bitti.
İnönü Stadı''nda bir bıçak darbesiyle bir genç hayatını kaybetmişti. Beşiktaş''a da apar topar 24 saat içinde 3 maç ceza gelmişti. Şimdi Fenerbahçe''ye ceza gelir mi? Ne alakası var efendim. Atışı yapan Galatasaraylı, vurulan Galatasaraylı... O halde bu ülke bitmiş beyler bitmiş.
Bu ülkenin bittiğinin altını önceki gün İstanbul Valiliği''nde de imzaladılar. İstanbul Vilayeti, İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Futbol Fedarasyonu ve de ülke sporunun lokotifleri olan Üç Büyükler, ortaklaşa aldıkları bir kararla, bir birleriyle oynadıkları maçlara deplasman seyircisi götürmemeyi uygun görmüşler. Yani Türkiye''de 25 yıl sonra yeni kurtarılmış bölgeler ihdas edilmiştir.
Vallahi hayret... Vallahi pes... Bu konsorsiyumun içinden birileri benzeri bir uygulamanın dünya coğrafyasının her hangi bir yerinde yaşandığını acaba örnek olarak gösterebilirler mi? İç harp yaşanan, askeri müdahale gören, ya da her hangi bir ülkeyle savaş halinde olan yerlerde bile acaba böyle bir uygulama var mı? Onlara şunu da sormak isterim. Deplasmana gelen takımın yöneticisinin şeref tribününe kurulması yasaklanamaz mı? Bu tip maçlarda federasyon temsilcisine, ya da federasyonda makam işgal edenlerin statta görünmelerine gerek var mı? Emniyet güçlerinin, zaman zaman sayıları 4''e, 5''e çıkan bu güçlerin, bu tip maçlarda görev yapmalarına gerek var mı? Peki, Üç Büyükler kendi statlarında ligin diğer 15 takımıyla oynarken, bu 15 takımın alınan karara göre taraftarına yasak görünmüyor değil mi? O zaman şu soruyu sormak hakkımız değil mi? "Diğer 15 takımın taraftarı insan da Üç Büyükler''in taraftarı başka bir şey mi"? Örneğin, Şükrü Saracoğlu Stadı''na Trabzon seyircisi gidecek ama Beşiktaş, G.Saray seyircisi giremeyecek. İnönü''ye Malatyaspor taraftarı gidecek, F.Bahçe ve G.Saray taraftarı havasını alacak. Al Sami Yen''e Rizespor taraftarı keyifli keyifli kurulucak, ama Beşiktaşlı ve F.Bahçeli böyle bir özgür ortamda futbol maçı seyretmekten mahrum kalacak.
Ey Türkiye geriye dön marş marş...
İşte 4 gün içinde karşımızda şekillenmiş bu acıklı tablo var. Şimdi müthiş çekişmeli, rekabet dolu, havuzuna su pompalanmış bu futbolu mu seyredeceğiz?
Haaa, bir de maçlarda görev yapacak gazetecilerin arkası beyaz zeminli vesikalık fotoğrafla fişleneceği haberi geldi. Vay bee... Yoksa Türkiye''de politbürolar kuruldu da bizim mi haberimiz yok?
Geriye dön marş marş...

