- Ne gerek vardı baba, o daha bebek! - Aaa, olsun kızım! Bundan sonra böyle... Torunuma her yaş gününde dedesinden bir bilezik... Siz ki ona annemin ismini koydunuz... Gerçi adı Miyaser değil başka bir şey de olsaydı fark etmezdi elbette... O benim sevgili torunum sonuçta... Gel bakalım dedeye Miyaser... * Gerçekten de dede, o gün henüz bir yaşını dolduran kızının kızı Miyaser''e, o yıldan sonra her doğum gününde bir bilezik aldı. *** Bu sıcak sevgi, bu tatlı jest tam da on altıncı bilezik gününde bozuldu. Hem de, gazete haberlerine konu olacak kadar dramatik bir şekilde: "Zekâtını aldığı yaşlı adamı öldürdü! İstanbul''da 74 yaşındaki S.S. zekât vermek için çağırdığı 16 yaşındaki genç tarafından öldürüldü. Vefa''da yalnız yaşayan S.S.''nin cesedi evinde torunu tarafından bulundu. Polis yaptığı soruşturma sonucunda S.S''nin evine temizliğe gelen bir kadının oğlu K.Ö.''yü gözaltına aldı. Zanlı K.Ö''nün, yaşlı adamın kendisini zekat vermek için telefonla çağırdığını, eve gittiğinde ise 10 lira verdiğini, bunun üzerine başına vurup evden kaçtığını anlattığı belirtildi." *** On altı yaşındaki Miyaser, dedesinin mezarından en son ayrıldı. Gözleri şişmişti ağlamaktan... Menfur olayın ortaya çıktığı andan beri kimse ile konuşmuyordu.
Henüz insan ilişkilerini, aile dengelerini bilmediği için, annesine ve babasına kızgındı; neden dedem sürekli bizde kalmıyordu diye... *** Mezarlıktan ayrılan arabalara binmeyi reddeden Miyaser, Edirnekapı''dan yaya olarak Saraçhane civarına gelmişti ki cep telefonu çaldı. Dedesi arıyordu.
Yani cep telefonunun ekranında öyle yazıyordu; "Dedem." Ürpererek telefonu açtı: - Efendim? - Neredesin kızım? Annesiydi. - Neden dedemin telefonundan arıyorsun anne?! Annesi ağlamaya başladı: - Ben de onu söylemek için aradım kızım. Her şeyimizi çalmışlar! Biz mezarlıkta iken eve hırsız girmiş. Ben de telefonumu yanımda götürmemiştim, baban da... Telefonlar da gitmiş. - Peki dedemin bilezikleri? - Yaa, senin bileziklerin de çalınmış kızım, maalesef... Her şey, her şey. Polis burada şimdi. Dedenin telefonu da onlardaydı, şimdi onlardan aldım yani. *** Miyaser yılgınlıkla cadde kenarındaki park duvarına oturdu. On altıncı doğum gününde, dedesini ve dedesinin bileziklerini kaybeden genç kız, cep telefonunun rehber bölümündeki "Dedem" yazılı satırı da gözyaşları ve hıçkırıklarla silerek, yüreğine yazdı.

