Kaydet
a- | +A

Öztekin Reis sadece kendi köyünün değil, bütün komşu köylerin tanıdığı, sevdiği bir adamdı. Çünkü sahibi olduğu bir minibüsü ve bir kamyonu ile bütün o civarın hizmetindeydi. Köyden kasabaya yolcu taşıyan minibüsünde para toplamazdı; yolcular inerken "gönlünden kopanı" bırakırdı; parası olmayan vermezdi. Kamyoneti ile de yük ve yolcu taşırdı. Oğlu Serdar, ehliyet yaşının altında olmasına rağmen babasıyla dönüşümlü olarak bazen minibüsü, bazen kamyoneti kullanıyordu. Hatta bir kasaba yolculuğundan dönerken kamyoneti devirdi; küçük şoför takla atan arabadan sağ çıkınca, "kariyerini geliştirmiş oldu." Zaten oğlan, babası Öztekin Reis''in nezdinde, diğer üç kızına göre ayrıcalıklıydı. Serdar''dan sonra arka arkada doğan üç kız kardeş, sanki tunçtan bir heykelin dibine konan lambalar gibi, erkek çocuğu daha bir ön plana çıkarmıştı.

*** Bir kış gününde, köydeki iki katlı evinin önünde, karlar üstünde oğlunun düğününde coşku ile oynuyordu Öztekin Reis... Çalgıcıların temposuna uygun olarak dönen halayın en başında ve elindeki mendili keyifle sallarken, birden gruptan ayrıldı. Elini beline götürdü; tabancasını çıkarıp, gelinin yanında sessizce oturan oğluna uzattı. Damat ile gelinin görüntüsü trajikomikti; tüysüz ve masum çehresi ile damat, kısacık boyu ve bebek yüzü ile gelin, gerçek düğünden çok, bir ilkokul piyesinde oynuyor gibiydiler. On altı yaşındaki damat endişe ile babasının gözlerine baktı ama bir yandan da elini tabancaya uzattı. On beş yaşındaki gelin, yapmacık tebessümle kayınpederini ve kocasını izliyordu. Çocuk tabancayı eline alınca Öztekin Reis parmağı ile gökyüzünü gösterdi. Soğuk demirin namlusu damadın küçük elinin arasında göğe doğru çevrilince, kalabalığın çoğu o yana döndü. Bazı kadınlar elleriyle iki kulaklarını kapattı.

Damat da gözlerini kısarak başparmağı ile tetiğe dokununca, çıkan büyük gürültü komşu köylerden duyuldu. Aynı anda kalabalığın kenarında bir yerde bir çocuk yüzünü tutarak yere düştü! Elektrik direğinin fincanına çarpan mermi sekerek, bekçinin altı yaşındaki oğlunun sol gözünü çizip yere düşmüştü.

*** Öztekin Reis düğünün ihtişamını bozmaya niyetli değildi. Yaralı çocuğun babası ve annesini de arabasına alarak apar topar şehrin yolunu tutmadan önce, karısını, gelin ve damadın yanına adeta sürükleyerek götürdü, kısık sesle; - Düğünü bozmayın, dedi. *** On altı yaşındaki damadın gerdeğe girdiği saatlerde, altı yaşındaki bekçi oğlu da hastaneye giriyordu.

Tetkikler sonucunda çocuğun gözünün bir daha görmeyeceği anlaşıldı. Öztekin Reis, zaman zaman kendi işlerinde de çalıştırdığı bekçiye hemen oracıkta, hastane çıkışında hatırı sayılır bir para verdi. Çocuğun sol gözü ile birlikte mesele de kapandı. *** Fakat, bu olaydan on yıl sonra köyüme gittiğimde, bekçi olayın devamını bana şu şok cümle ile anlattı: -...O düğünden üç sene sonra Reis hastalanıp yatağa düştü. Hastalığının iyice ağırlaştığı bu dünyadaki son gününde, bir erkek torunu dünyaya geldi. Hiç unutmuyorum, bebeği sedirin yanına getirip dedesine gösterdiklerinde, Öztekin Reis torununun doğuştan (şimdi hangisiydi unuttum,) bir gözünün kapalı olduğunu gördü. Reis çocuğun doğduğu gün öldü, torun ise şimdi yedi yaşında Kars''ta ilkokula gidiyor.

ÖNE ÇIKANLAR