Dünkü yazımın bir bölümünde ülkemizdeki dünya şampiyonasına düşen NBA'cilerin oluşturduğu basketbolun ABD'nin en çarpıcı, en önemli sanayi dalına ait olduklarına değinmiştim. Dün akşamki maçı şöyle aklımızdan ve gözümüzün önünden bir kere daha geçirirsek, bakın neler göreceğiz... Amerika'nın bana göre 3. sınıf NBA takımı atletik yapı olarak bize çok ağır fark bastı. Bir bizim oyuncularımızın kollarındaki adale düzlüğüne, bir de onlarınkilerin aşılması güç dağları andıran fotoğrafına bakınız. Ayak çabukluğu ancak sirklerde görülebilecek usta cambazlarınkiyle kıyaslanabilir. Savunma yaparlarken sanki her oyuncu ikişerden on göze sahip gibi. Pota altına top indirecek gibi olsanız; daha top oraya gitmeden acaba aldatma yapıp başkasına verir misiniz, ya da oraya verdikten sonra hemen geri alır mısınız; bunu bile röntgenliyorlar. Durant diye bir oyuncuları var bu 3. sınıf NBA topluluğunun. Kalktığı her yerden üçlüğü basıyor. Ve biz buna koca oyunda atış halindeyken bir kere dahi faul yapamadık. Durant'ın dışında etkili oyuncuları olmadığını iddia eden, bizim yorumcular acaba başka takımlardan mı söz ediyorlar diye insanın aklı karışıyor.
Bizim çocuklar fizik kapasite olarak da Amerikalılarla başa çıkamadılar. Bu son derece doğaldı. Çünkü onlar bilmem kaç senedir profesyonel basketbolcular, bizimkiler ise belki de on beş seneyi yeni doldurdular. Onlarda 30 bin kişilik salon sayısı kıyamet gibi, biz dün akşam oynadığımız salonu ancak 25 senede yaptık. Antalya'ya grup getirtemedik çünkü politik kafa engelledi. İşte bu çok ciddi, neredeyse yarım asırlık fark, tabii ki 3. sınıftan olsalar da NBA temsilcilerini şampiyon yapacaktı.
Ama biraz önce hatlarını vermeye çalıştığım çocuklar da bütün olumsuz koşullara rağmen finale kadar çıkarak göğsümüzü kabartmışlardır, onur bahşetmişlerdir ve imkanlar geliştirilirse ileride neler yapabileceklerinin de teminatı sunmuşlardır. Teşekkürler çocuklar...
Bir iki saptama daha yapmadan geçemeyeceğim. Bizim basketbol otoritelerimizden biri Ersan İlyasova'yı bizim basketbolun Messi'si olarak ilan etmişti. Yapmayın... Bu kadar ucuzcu ve palavracı olmayın. Bir de maçları bize sunup, yorumlayan kardeşlerim, bizim çocukların göğsünde ne kadar ay-yıldız olsa da yağlanarak amigoluk yaparak maç da anlatmayın, yorum da yapmayın ne olur...

