KRİTİK
Bir şeyi anlamıyorum; takımlar sezon hazırlıklarına başlıyor, ortada yeni transferler yok. Madem bir kaleci alacaksın, bir stoper alacaksın, niye daha erken bir zamanda almıyorsun? Takımla birlikte hazırlık çalışmalarına katılmayan futbolcuların neye mal olduğunu Larnaka''da gördük. Kaleci Jefferson ve Fabiano Eller ile ilk kez resmi maçta bir araya gelen Trabzon defansı şaşkınları oynadı.
Yenen goller amatörce... Yenileri hemen tu kaka etmemek lazım; futbol tarihimiz sezon başında şaşkınlık yaşayıp sonra lige damgasını vuran futbolcu örnekleriyle dolu...
Trabzonspor bu turu geçecektir. Geçmelidir. Futbolda her şey olabilir ama, bir Türkiye takımının Kıbrıs Rum Kesimi takımına elenmesi yoktur! Sokullu Mehmet Paşa''nın Venedik sefirine söylediği ünlü benzetme ile söylersek:
İlk maçtaki mağlubiyetle onlar sakalımızı tıraş ettiler, turu alarak biz onların kolunu keseceğiz.
Ve Trabzonlu biraz sabırlı olursa tıraş edilen sakal daha güçlü çıkacaktır.
DETAY
Allah''ın hikmeti... Hiç kimseye her şey tam olarak verilmiyor.
Tersinden söylersek, bazı şeyler eksik verilmişse onu dengeleyen üstünlükler de bahşediliyor. Elleri sakat olan adam, ayaklarıyla süper yazı yazıyor.
Gözleri görmeyen kişinin hissetme yeteneği müthiş oluyor. Diğer insanlar göre sesi güzel olan bir sanatçının bu üstünlüğünü törpüleyen başka kaprisi bulunuyor. ... Çita en süratli koşan hayvan ama önüne kattığı ceylan da en seri yön deştiren... Yani o ölüm koşusunda iki tarafın şansı yüzde elli... ... Tanju en golcü ama en karakter problemliydi. Rıdvan en süratli ama en çabuk sakatlanan idi...
Sergen en teknik ama en tembel...
Gibi...
Yattara''da olan da budur; takım arkadaşlarına göre en seyredilesi adam... Terazinin öbür kefesinde de sorumsuzluk özelliği ile dengelenmiş. Hiç kimseye her şey tam olarak verilmiyor.
BAŞKA ATALARIN SÖZLERİ
"Gençliğin güzel bir yüzü, ihtiyarlığın güzel bir ruhu vardır."
(İsveç)
OKUMUŞ NOT ALMIŞIM
Varmak
ölmek demek "Zenginliğin, sevginin ya da özgürlüğün peşinden koşarak bitkin düşersin. Bir şeyleri elde etmek için yapmadığını bırakmazsın. Ama bir kez elde ettiğin mi hiç de tat almazsın bundan. Ya boşa harcarsın ya da elini sürmeden yanından geçersin. Çoğu kez de geçmişe dönüp uğraşmayı, didinmeyi, acıları yeniden yaşamayı düşlersin. Düşünü gerçekleştirmiş olmak boşlukla bırakır seni. ''Hep ilerlemek, hiç bir zaman varmamak istiyorum'' diyen kişi mutlu kişidir. ''İlle de varacağım'' diye inat eden ise mutsuz. Varmak ölmek demek. Yapabileceğin tek şey yolda biraz oyalanmak, bir iki durak yeri bulmak kendine..."
(Doğmamış Çocuğa Mektup, Oriana Fallaci)
THE ORIGINAL
Yüz kişilik
bir dünya Eğer dünyamızı, orantılarını değiştirmeden yüz kişilik küçük bir topluluğa düşürebilseydik:
- 57 Asyalı, 21 Avrupalı, 14 Amerikalı, 8 Afrikalı olurdu. - 52 kadın, 48 erkek olurdu. - 30 beyaz tenli, 70 diğer renklerden olurdu. - 23 Müslüman, 30 Hıristiyan, 47 diğer dinlere mensup insan olurdu. - Bütün dünya zenginliğinin yüzde 59''u 6 kişide olurdu. - Dünyanın bu en zengin 6 kişisi de Amerikalı olurdu. - 80 kişi standartların altında evlerde yaşardı. - 70 kişi okuma yazma bilmezdi. - 50 kişi kötü beslenirdi. - 1 kişi doğmak üzere, 1 kişi ölmek üzere olurdu. - 1 kişi üniversite eğitimi almış olur, 1 kişinin bilgisayarı olurdu.

