"Saymadım kaç yıl oldu..." diye harika bir alaturka şarkımız vardır. Ben de Trabzonspor''un kaç yıldır şampiyon olamadığını hesaplarken, bizim Sadık müdürle Naci Arkan, Ömer Faruk ve Mazlum Uluç neredeyse koro halinde ve de hafif acımtırak "20 yılını doldurdu" dediler. Demek ki, futbolun neresinden olursa olsun, spora, futbola objektif bakan herkesin bir Trabzonspor burukluğu yaşadığı açık... Zaten ülke futbollarında büyük firma etiketini kazanmışların uzun süren şampiyonluk hasretleri, bunu yaşamayanların yarışlarının heyecanını da törpüler, tadına limon da sıkar. Peki, Trabzonspor nedendir ki, çeyrek yüzyıla dayanmaktadır, o futbolun en büyük mutluluğunu yaşamayalı... Önce ekonomiyi koymalıyız önümüze... İstanbul''un ''Üç Büyükler''i, hiç kuşkusuz, tartışmasız, Trabzonspor''a oranla daha kolay para edinebilmektedirler, uzun yıllara dayanan tarihlerinin kazandırmış olduğu taraftar kesiminin zengin kısmından yararlanabilmektedirler. Bunun yanı sıra havuz sisteminden de aslan payı kopartabilmektedirler. Üstüne üstelik İstanbul''un gencinde, orta yaşlısında, hatta hatta öğrencisinde bile Trabzon''un aynı katmanlarından maddi imkânlar daha bir iyidir. Bu da gişe hasılatı ve kombine terazisinde İstanbul kefesini Trabzonspor''a oranla dibe vurdurmaktadır. Profesyonellik alabildiğine tırmanışa geçtiğinden de, forma aşkı, kent tutkusu falan gibi 25 yıl öncesinde vefat eden özelliği geri getirmek artık mümkün değildir. Gökdeniz hariç...
Biraz da tekniğe girelim isterseniz. Teknik derken, Trabzon ilinin sosyolojik yapısını da bundan ayırmamız mümkün değildir. Trabzon''da doğmuş, yetişmiş ve futbolcu olarak büyümüşlerin teknik sorumluluk aldıklarında, bu evreleri geçirirken karşısında olanların değişmeleri de mümkün değildir. Yani muhalefet iş başlamadan başlayabilmektedir. Bunu yönetici katında da rahatlıkla görebilmekteyiz. Kongreleri de bir spor kulübünün sosyo - sportif, sosyo - ekonomik gerçeği olarak kabul ettiğimizde, bunların da öncesinde ve sonrasında ilde yeni yeni cepheler açtığını inkâr edemeyiz.
Peki, Trabzonspor artık hiç mi şampiyon olamayacaktır? Cevap birazdan gelecek. Bugün takım İhsan hocanın emanetindedir. Yarın için dünya üçüncüsü Türkiye''nin hocası Şenol Güneş gündemdedir. Ancak aynı Şenol ''un bana göre, son 20 yıldaki en başarılı Trabzonspor''u ortaya çıkardıktan sonra, kıl payı şampiyonluk kaçırdığı için başına gelmedik kalmadığını hatırlamamak mümkün müdür? Peki, o gün Şenol böyle bir mükemmel unvan sahibi değildi, bugün ise o unvanı ile ne yapabilir? Bence, tıpkı Milli Takım''da yaptığı gibi malzemenin orasına burasına dokunmadan, sistemini değiştirmeden yürürse başarılı olabilir. Ama bu süreçte Trabzon''daki Şenol karşıtlarının faaliyetlerinin duracağını kim garanti edebilir ki?.. Fazla gevelemeden yukarıda sorduğum sorunun cevabını vereyim... Bence, Trabzonspor''u şampiyon yapacak olan hoca Lucescu ''dur... Ayrıca Lucescu kulübün ekonomisini de yaralamadan iyi kadrolar kurup yönetebilir. Lucescu , şöyle bir anımsamaya çalışırsak, Trabzonspor''un artık klasik olarak kabullenebileceğimiz hem geleneksel, hem güncel futbol yapısını çalıştırmaya, sonuca taşımaya en uygun teknik adama olarak görünmektedir. Tabii futbolda garanti vermek mümkün değildir. Hele hele diğer rakiplerle arada yukarıda saydığım ciddi farklılıklar varken... Ama Lucescu ''nun ülkemizdeki karnesine şöyle bir baktığımızda, gerek ligimizde, gerekse Avrupa kupalarında kazandırdıkları, bugüne kadar hiç bir yabancı hoca tarafından gerçekleştirilememiştir. Hatta hatta Terim hoca hariç, yerliler arasında da böyle zirve vuruşu yoktur.
Evet, ülke futbolunun Trabzonspor şampiyonluğuna, ya da en ucuz deyişle Trabzonspor rüzgârına ihtiyacı vardır. Üstüne üstelik aynı Trabzonspor''un, geçmişi anımsarsak, Avrupa kupalarında başarılı icraat göstermesi ülke futbolunun çıkarınadır. Ben diyorum ki, Lucescu Trabzonspor''a tam anlamıyla biçilmiş kaftandır. Hani tencere yuvarlanmış kapağı bulmuş da diyebiliriz... Bu yazıyı hayatında bir buçuk defa Trabzon''u görmüş, bir 200 senelik İstanbullu olarak yazdım. Amacım sadece ülke futboluna katkıda bulunmak ve de hem Galatasaray, hem de Beşiktaş adına Lucescu ''dan özür dilemek, ya da onun sayesinde şampiyonluk yarışındakilerin sayısına zam yapmaktır...

