Kaydet
a- | +A

Çeyrek final kuraları çekildiğinde erken final damgası yiyen G.Saray-F.Bahçe derbisinin ikinci ayağı müthiş geçti. Kadıköy''deki ilk oyunda rakibinden iyi oynayan, net golleri kaçıran G.Saray olmuştu.

Ali Sami Yen''deki rövanşta ise F.Bahçe''nin esas çocuklardan kurulu onbirinin Feldkamp''ın hangi tavşanına göre oynayacağında turun kazanç formülü yatıyordu. Yani bu turun kârlı takımını Feldkamp''ın kuracağı kadro belirleyecekti. Şayet beklenmedik bir tavşan çıkarsa, F.Bahçe tura yakın olacak, yok G.Saray''ın eldeki potansiyelinden mantığa uygun bir kadro görünürse şanslar en azından eşitlenmiş olacaktı. Feldkamp çift santrforlu gibi görünen ama Ümit Karan''ın Lincoln de dahil olmak üzere büyük çalışkanlıkla orta sahası 5''lenebilen bir G.Saray formülü kurdu. Yalnız gibi görünen Hakan Şükür''e soldan Arda hatta zaman zaman Volkan, sağda Lincoln, Ümit Karan ve Barış karışımı Sabri destekli bir manga görev yaptı. Bu oyuncular Mehmet Topal''ın çevresinde de çabuk birikerek F.Bahçe''nin Aurelio - Selçuk ikilisine aman vermezken, Alex''le ve dolayısıyla da Kezman''la olan bağlantısını kestiler.

Deivid''in hem sağa hem sola hem de ortaya yetiştirmeye çalıştığı fiziksel destek topla aynı dokuyu sergileyemeyince F.Bahçe etkisiz kaldı. İlk yarıyı Ümit Karan''ın harika pası ve Hakan Şükür''ün şık golüyle önde bitiren G.Saray aslında skor tabelasına ciddi bir zenginlik de yazabilirdi ama Volkan ve son vuruşlardaki şanssızlık, belirsizlik, etkisizlik buna izin vermedi. Lugano''nun göz göre göre hem de hakemle dirsek dirseğe iken yardımcı hakeme gözlük tavsiyesinde bulunması ikinci sarıdan haklı kırmızıyı getirirken, F.Bahçe''nin de moralini en azından ikinci yarıya kadar sıfırladı.

Hakem Cüneyt Çakır bu yarıda kaç sarı gösterdi hesaplamadım ama G.Saraylı Volkan''a gösterdiğini anlayamadım doğrusu... İkinci yarıda 10 kişilik F.Bahçe''nin giderek tükeneceğini bekleyenler, tam tersine 60.dakikadan sonra G.Saray''ın parça parça dağıldığını izlemeye başladılar. Özellikle Lincoln''ün saklanışı, Feldkamp tarafından en saygılı seyirci biçiminde izleniyordu. G.Saray''ın geri dörtlüsüyle Hakan Şükür arasındaki alan tam anlamıyla oyun formasyonundan uzaklaşırken, F.Bahçe''nin bu bölgeyi iyi kapatarak, başka bir gole izin vermeyip maçı son saniyeye kadar 1-1''le bitirmenin organizasyonu içinde gördük. Fazla riske girmeeden hem de Kezman sıfır çekerken, hiçbir dağınıklığa rastlamadık. Zico''nun Selçuk''u çıkartıp, Semih''i oyuna alışı ise o dakikaya kadarki felsefenin de değiştiğini gösteriyordu. Yani F.Bahçe artık tamamen saklanmak yerine o tek golün arayışına çıkıyordu. Ve nitekim, Gökhan ilk denemesinde beceremediğini ikinci denemesinde harika bir şekilde skor tabelasına yazdırıp sahada başarılı olabilmek için illaki eşit sayılarda oynamanın gerekli olmadığını gösteriyordu. Aynı Gökhan, çok az hakemin verebileceği bir kararla centilmenliğe aykırı hareketten oyun dışı kalırken, F.Bahçe de 9 kişiye düşmüştü.

Ama ne var ki, Nonda ve Serkan''ın girişleri çok rötarlı olduğundan turu geçme yolları neredeyse kapanıyordu. Sonuçta F.Bahçe; birbuçuk defa kalesine gittiği G.Saray''ı kalesinde 5 tane net gol pozisyonu görmüş olmasına rağmen az kalsın kupadan eliyordu. Ancak futbol; hakemin son düdüğü çalmadan hele ki sahada skor dengesi varsa; sonucu en zor alınan spordur.

Nitekim tur hakkı olan G.Saray, yukarıda da değindiğim gibi sahaya çok rötarlı gelen Nonda''nın marifeti ve Ümit Karan''ın buzdolabı kaldığı bir pozisyonda galibiyeti yani turu getiren golü buluverdi. Tabii bu maçın en çok konuşulacak yönü hakemin en doğru kararlarının olduğu kırmızı kartlardır. Hakemin F.Bahçe''yi 8 kişi bırakışının ardından acaba F.Bahçe''nin yöneticileri bu defa Hasan Doğan''ı mı istifaya davet edecekler? Çok merak ediyorum doğrusu...

>> BENİM YILDIZIM Dün akşam yazımın ilk yarısıyla ilgili bölümünde belirttiğim gibi neredeyse 3 görevi yapmaya çalışan ikinci yarıda bu işi daha da ağırlaşan ama eksiksiz başarı gösteren Deivid idi.

ÖNE ÇIKANLAR