Her hafta bir üniversiteyi ağırlıyoruz
FATİH ÜNİVERSİTESİ'NİN YABANCI ÖĞRENCİLERİNİ MİSAFİR ETTİK
TÜRKİYE'DE OKUMAK
Kimi Nijeryalı, kimi Çinli. Renkleri de farklı dilleri de... Dünyanın dört bir yanından üniversite eğitimi için ülkemize gelen gençleri dinledik. Onlara "Türkiye'de okumak nasıl bir duygu" diye sorduk.
SORU ÜSTÜNE SORU
Türk insanını çok sıcakkanlı bulan yabancı gençler kendilerine yöneltilen soruların bir türlü bitmediğini söylüyor. Nijeryalı Dede Ayiko "Bazen bu sorulardan ben de Türk'üm deyip kurtuluyorum" diyor.
Ülkemizde 17 bin civarında yabancı öğrenci eğitim alıyor. Bunlardan 758'i Fatih Üniversitesinde okuyor. 'Fatih'in kampüsü, Birleşmiş Milletler gibi; tam 78 farklı ülkeden öğrenci bulunuyor. Öğrenciler, kendi kültürlerini tanıtmak için her mayısta "7 Kıta 7 Renk Kültür Festivali"ni düzenliyor. Biz de bu hafta sayfamızda ve gazetemizde Fatih Üniversitesinde okuyan 'yabancı' öğrencileri konuk ettik. 3 kıta 12 ülkeren gelen arkadaşlarımız Türkiye'de yabancı öğrenci olmayı anlattı.
Maxsim Cassir, Moldava'dan gelmiş. Matematik bölümünde birinci sınıf öğrencisi. Ülkesinde Türk kolejinde okuduğu için Türkçe'sini bir hayli ilerletmiş. Lisan öğrenmek onun yeteneği gibi. Çünkü 5 dil biliyor. Okulda yabancı öğrencilerden oluşan tiyatro grubunda oyunculuk yapıyor. Bir yıldır İstanbul'da. Ama turneler için birçok ile gitmiş. Ankara, Diyarbakır, Çorum, Konya, Adana'yı görmüş. "Akşehir'e, Nasreddin Hoca'nın çizdiği dünyanın orta noktasına gittim" diyor gülerek.
EZEL'İN HASTASIYIM
Shehu Usman Yakubu (Bildiğiniz Şeyh Osman Yakup), Nijeryalı... İşletme bölümünde 3. sınıf öğrencisi. Yani 3 yıldır İstanbul'da. "Türkiye benim ikinci vatanım oldu. Eğitim almak için başka yere gitsem de döner dolaşır Türkiye'ye geri gelirim" diyor. Türkleri çok yardımsever bulan Osman, yerli dizilerimizi de yakından takip ediyor. "Mesela. Ezel'i çok seviyorum" diye konuşuyor ardından da latife yapıyor: "Sahi ona benzemiyor muyum?" Genç Nijeryalıya en ilginç gelen otobüslerimiz olmuş. Bunu şöyle anlatıyor: "Okula gitmek için Hadımköy (O Hadımkoy diyor) otobüslerine biniyoruz. Muavin durakta 'Boş araba boş araba' diye bağırıyor. Ama araba tıklım tıklım. Biz içirede tek ayak üstündeyiz. Bu çok ilginç bir şey."
Tsotne Chalabreia da Çuvaşistan'dan gelmiş. Uluslararası ilişkiler birinci sınıf öğrenci. İleride elçi olmak istiyor. Türkiye'de gençlerin yaşlılara saygı göstermediğini söylüyor, otobüslerde onlara yer verilmediğini belirtiyor. Biz de küçük büyük herkesin sigara içtiğini ifade ediyor.
BEN YASİN, BİLDİĞİNİZ YASİN!
Yacine Diop Senegalli. Ekonomi üçüncü sınıf öğrencisi. "İsmin ne" diye soruyoruz, "Yasin" diyor, ardından da açıklama yapıyor: "Bildiğiniz Yasin işte. Sizde erkek ismi. Onun için herkes duyunca çok şaşırıyor." Yasin okulun tiyatro grubunda. Geçen sene Konya, Antalya, Isparta, Aydın'a gitmiş. İstanbul'da insanların kendilerine alışık olduğunu belirten Yasin, "Ama diğer şehirlerde çocuklar ve yaşlılar bize ilgiyle bakıyor. Bir gün asansöre bir çocuk bindi. Beni görünce annesine sordu: "Anne bu yangından mı çıkmış?" Tabii ben de güldüm geçtim."
HACI BABA GİBİ BİR ŞEY
Nijeryalı Dede Ayiko'nun da ismini anlamakta zorlanıyor tekrar ettiriyoruz, "Bildiğiniz Dede işte, sizin hacı baba gibi bir şey diyor" gülerek. Sosyoloji okuyan Dede, kendilerine çok fazla soru sorulduğunu söylüyor.: "Müslüman mısın, nerelisin, ne yiyorsunuz, annen baban ne iş yapıyor, kaç lira maaş alıyorlar, gibi ilginç sorular soruyorlar. Bazen sorulardan 'Ben de Türk'üm' deyip kurtuluyorum."
CAZİBE BAZEN UYDURUYOR
Azerbaycan'dan gelen Khayala Muradlı, biyolog adayı. Şimdilik hazırlık sınıfında okuyor. İlk geldiğinde herkes ona "Cazibe" muamelesi yapmış. Muradlı, "Onun gibi konuşuyorsun diyorlardı. Yahşi Cazibe'yi birkaç sefer izledim. Dizi Azerbaycan'da da takip ediliyor. Cazibe, gerçekten bizim gibi konuşuyor ama bazen dilimizde olmayan farklı kelimeler de kullanıyor" diyor.
ÇİNLİ AZİZ, TÜRK EDEBİYATI OKUYOR
İlmi Çin'de değil Türkiye'de buldu
7 yıl önce Türkiye'ye gelen Şangaylı Shen Jui Chih, "İlk zamanlar eşek şakalarından hiç hoşlanmıyordum şimdi ben yapıyorum" diyor.
Peygamber Efendimiz, bir hadis-i şerifinde "İlim Çin'de de olsa, gidip alınız" buyurmuş. Çinli Shen Jui Chih de ilim için Çin'den gelmiş. Shen, "Aziz" manasına geliyor. Türkiye'de herkes ona "Aziz" diyor. Zaten o, Müslüman Çinlilerden. Tayvan'da doğmuş, Şangay'da büyümüş. 7 yıldır Türkiye'de. Liseyi Manisa'da okumuş oradan da Fatih Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatını kazanmış. "İleride Türkiye de kalmak istiyorum, buradaki iş imkânları benim için daha kolay çünkü Çince, Türkçe ve İngilizce biliyorum. İş adamı olmayı düşünüyorum" diyor. İlk zamanlar insanların kendisine uzaylı gibi baktığını anlatan Aziz, "Türkler eşek şakasını çok seviyor. Mesela yüzüme vuruyorlardı şakadan. Bu bizde çok ayıp bir şey. Bir süre alışamadım. Şimdi ben vuruyorum. Eski Türkçeyi öğrendim. M. Akif'in şiirlerini çok seviyorum" diye konuşuyor.
SOKAKTA ÇANK ÇUNK SESİ
Coamart Abdulmalik Ulu da işletme öğrencisi. Herkes onu Japon zannediyor. Ama o bir Kırgız. Bazen okul çıkış saatine denk geldiğini anlatan Coamart şunları söylüyor: "Sokakta herkesten çank çunk sesleri geliyor. Jackie Chan ve Bruce Lee diyorlar. Tekvando karate var mı diye soruyorlar. Her yerden gelip fotoğraf çektiriyorlar. Ne için diyorum, facebook için diyorlar... Çok ilginç bir durum..."
Beyenç Gurbonov, Türkiye'de okuyan amcasının oğulları vesilesiyle ülkemize gelmiş. Çok fazla dil ve uyum problemi yaşamamış. "Üniversitede 30 Türkmen var. Çabuk alıştık" diyor. Genetik Mühendisliği birinci sınıf öğrencisi Malili İbrahim Sogore ise o kadar şanslı değil. Bir yıldır Türkiye'de fakat Türkçe'yi yeteri kadar ilerletememiş. Yavaş ilerlediğini söylüyor.
Temel fıkralarını ondan dinleyin
Alex Gunaguara, Ugandalı. Matematik bölümünde okuyor. Bir yıllık Türkçesiyle konuşma şekli komik mi komik. Arkadaşları arasında Temel fıkralarıyla biliniyor. Türkiye'de okumanın çok heyecan verici olduğunu ifade eden Alex şöyle diyor: "Türkler çok ilginç insanlar. Çok misafirperverler. Herkes benimle konuşmak istiyor, kucak açıyor, çay ısmarlamak istiyor, fotoğraf çektirmek istiyor. Bazıları siyah insanları ilk defa görüyor. Mahalledeki çocuklar bizden korkuyor. Bazen de bizi karıştırıyorlar. Okulda en çok, 'Hangi takımı tutuyorsun' diye soruyorlar."
Alex, bize de bir fıkra anlatıyor: "Bir gün Temel satılık papağanları inceliyormuş. En pahalı papağanın önünde durmuş. Üzerinde 3 milyon lira yazıyormuş. 'Ne kadar dil konuşuyor' diye sormuş. 'Türkçe Fransızca, Almanca, İngilizce' demiş satıcı. O da 'Lazca konuşuyor mu?' diye sormuş. 'Hayır' cevabını almış. Sonra Temel papağanın burnunu okşamış 'Yazık bu burna' demiş."
SİZDE ÇAY SAATİ YOK
Matematik öğrencisi Ugandalı Alex Gunaguara "Türklerin en ilginç özelliği bence çaya düşkün olmaları. Çay için burada zaman önemli değil, her vakit içilebiliyor. Siz çok iyi çay demliyorsunuz" diyor. Alex ardından da ikram ettiğimiz çayı keyifle yudumluyor.

