159 takımla başlayıp 2 takıma kalan Ziraat Türkiye Kupası'nın 177. maçı öncesi Aykut Kocaman'ın da Tolunay Kafkas'ın da 1'er Türkiye Kupası vardı. Ama 51.Türkiye Kupası, bundan öncekilerin hepsinden daha önemliydi. Çünkü bu kupanın kodu "3 Temmuz"du ve 2010-11 lig kupasını çekiştirip duran iki takıma, "İşte size kupa, kozlarınızı paylaşın" demişti kader...
Maç, daha düdük çalmadan başladı. Zokora "kan davasını" sürdürüyordu; kendisine elini uzatan Emre'ye mukabele etmek yerine burnunu siliyordu. Maça fırtına gibi giren Trabzonspor değil, -daha 9.dakikada- Sow'la Fenerbahçe golü buldu. Derken Zokora bir kez daha sahne aldı... Maçın başından itibaren "kolladığı" fırsatı 13. dakikada buldu; Emre'nin topla ilk buluşmasında karnına tekmeyi yapıştırdı. Geçen sezon lig maçında Kamil Abitoğlu'nu yaptığı gibi, Fırat Aydınus da kırmızı yerine sarı kartı tercih etti.
Emre'yi sevmem. Ama her randevuda Didier Zokora'dan "dayak yemesine" de isyan ediyorum. Maçın özeti şöyle; Trabzon topu kapıyor, Volkan Şen kaptırıyor... Gol de böyle geldi, sayısız gol pozisyonu da...
***
Takımlar ikinci yarıya çıkarken Tolunay Kafkas, Zokora'yı soyunma odasında bıraktı. Çok çok doğru bir tasarruftu. Aynı Kafkas keşke Volkan Şen'i de ikinci yarıya çıkarmasaydı... Devre önce Sow, sonra Baroni'nin müthiş şutlarını Tolga'nın eritmesiyle başladı. Tolunay Kafkas bir kupa finalini santrforsuz oynayan ilk teknik adam olarak tarihe geçecekti ki, geç de olsa maçtaki en önemli hamlesini yaptı; Trabzonsporlulara saç baş yolduran Volkan Şen'i çıkarıp Henrique'yi oyuna aldı.
Nitekim genç Brezilyalı bir anda Trabzon'a hareket getirdi; 25 dakikalık oyunu ile bordo-mavililerin en iyisi oldu. Ama maçtaki net pozisyonlar yine Fenerbahçe'den geliyordu. Baroni direkten dönüyor, Webo kaleciyle karşı karşıya durumda laubalilikle ağları bulamıyordu.
***
Neticede inişli çıkışlı bir sezonun sonunda bu kupa Fenerbahçe için teselli oldu.
Unvanını korudu. Tebrikler.

