Siyasette usta-çırak ilişkisi çok önemlidir. Üç gün önce ölümünün 14. yılında rahmetle andığımız Türkeş, liderlik yapabilecek birçok genç yetiştirdi. Devlet Bahçeli, Namık Kemal Zeybek, rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu bunlardan sadece birkaçı. Rahmetli Özal, Süleyman Demirel'den çok şey öğrenmişti. Türkiye onun döneminde kapısını dünyaya açtı. Rahmetli Özal'ın yetiştirdiği Yıldırım Akbulut geçiş döneminde çok 'başarılı' başbakanlık yapmıştı. Erbakan Hoca'nın öğrencileri şu anda Türkiye'nin yönetiminde; biri Cumhurbaşkanı, diğeri Başbakan. Bu iki lider döneminde Türkiye birçok ilklere imza attı. Dünyanın en itibarlı ve sözü geçen ülkesi hâline geldik. Sol da İnönü, Ecevit, Baykal ve Hikmet Çetin'i yetiştirdi... Kılıçdaroğlu'na gelince; usta-çırak ilişkisi içinde yetiştiğini söyleyemeyiz. Kaset skandalı ile kendini CHP genel başkanlığı koltuğunda buldu. Siyasi ufku hiç yok gibi. Statükoyu muhafaza eden tipik bürokrat zihniyeti ile hareket ediyor. Başarılı olma şansı çok zayıf.
Peki bütün bunları niye atlattık: Biliyorsunuz Kılıçdaroğlu, Erdoğan için, "Sevsinler senin ustalık dönemini" diye laf atmıştı ya Erdoğan da anında cevabını yetiştirdi: "Sen çırak bile olamadın" diye... İşte bu olaydan yola çıkarak kısa bir ufuk turu yapalım dedik.
Keşke Erdoğan, Kılıçdaroğlu'na el verse de sol da bir lidere kavuşsa, ne dersiniz?!.
Riyakârlık!..
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, askerliği "insan öldürme sanatı" olarak nitelendirdi. Malum çevrelerden kimse itiraz etmedi. Genel Başkan Yardımcılarından Süheyl Batum, "Meğer kâğıttan kaplanmışlar. Biz asker zannedermişiz" diye çıkış yaptı. Malum çevrelerden kimse itiraz etmedi. Geçtiğimiz gün de genel başkan yardımcılarından Gürsel Tekin, "Askerlikte çöp toplamaktan, beden eğitimi yapmaktan başka bir şey yok" diyerek kendince teşhis koydu. Yine malum çevrelerden kimse itiraz etmedi.
Ama geçtiğimiz dönemde Başbakan Erdoğan, "Askerlik yan gelip yatma yeri değildir" deyince kıyamet kopmuştu. Kamuoyununda günlerce tartışılarak halkın zihni bulandırılmak istenmişti. "Şimdi sırası mı?" diyebilirsiniz ama ikiyüzlü politikaya ne güzel örnek değil mi?..
Matruşka
Ana muhalefet partisinin ABD'ye heyet göndermesinin sebebi, dünyaya açılmakmış. Daha düne kadar toplumun büyük kesimine ulaşmakta zorluk çeken CHP'nin dünyayı nasıl etkileyeceğini merak ediyorum doğrusu. CHP yönetimine naçizane tavsiyemiz; Türkiye'nin kıyılarına sıkışıp kaldınız. Bu darboğazdan çıkmanın yolunu bulun. Önce açılacaksanız; fakir-fukaraya açılın, dar gelirli insanlara açılın, işçiye-memura açılın, esnaf-sanatkâra açılın, ekonominin dinamosu özel sektöre açılın. Öyle çakma projeler üreterek, medyaya reklamlar vererek, televizyonlarda boy göstererek halka açılma olmaz. Türk halkına ne verdiniz ki; dışa açılmaktan medet umuyorsunuz? İktidarın anahtarını Amerika'da değil, Anadolu'da arayın!..

