Kaydet
a- | +A

F.Bahçe Spor Kulübü Derneği''nin başkanı sayın Aziz Yıldırım''ın önceki günkü "nihayet gerçek basın toplantısını" televizyondan izledim. Sayın başkanın soru-cevaptan önceki bilgilendirme bölümünde öyle bir pasaj vardı ki, insanı 40 yıldır yaptığı meslekten iğrendiriyordu. Artı, işlenmiş ağır bir suçun itirafı da olan bu pasaj, karşılığını bulmamış suçlar dosyası olarak tozlu arşivlere girecekti.

Söz konusu olan; Trabzonspor''un sözleşmeli profesyonel futbolcusu Gökdeniz''in F.Bahçe Spor Kulübü Derneği ile geçen sezon lig sürerken yapmış olduğu ön protokol idi. Bu protokolde Gökdeniz''e bir miktar peşin para ödendiği de yer alıyordu. Bir kulübün, müsabakalar sürerken bir başka kulübün sözleşmesi süren futbolcusuyla böylesine parasal detayları da içeren bir transfer ön protokolu yapmasının karşılığındaki cezayı, bizim Futbol Federasyonu''nun açıklamaya yüreği yetmez. Ama meraklısı FIFA, UEFA ve dünyadaki diğer federasyonlardan öğrenebilir. Hatta geçen sezon ünlü Chelsea''nin ünlü hocası Jose Mourinho''nun bir başka İngiliz takımında oynayan bir futbolcuya sadece şifaen, "Seneye bize gelir misin?" teklifinin İngiliz Federasyonu''nda nasıl cezalandırıldığını da bu belgeyi ıskalayan, ya da kasten değerlendirmekten korkan spor yazarlarının öğrenmesini tavsiye ederim. Çünkü çamura batırdıkları mesleklerinden en azından bir çırpınış hareketi sergilemeleri şansı doğacaktır. Şimdi tozlu arşivlere girmeye ne yazık ki bir kere daha mahkûm olacak bu dosyanın gazetecilik, yani spor yazarlığı ile ilgili acıklı konumuna gelelim... F.Bahçe Spor Kulübü Derneği''nin sayın başkanı aynen şöyle konuşuyordu: "Gökdeniz''le yapmış olduğumuz ön protokol, ismini söylemekte sakınca yok, Akşam Gazetesi''nden Ömer Güvenç tarafından elde edilmiş. Ömer beni aradı, ''Ne yapalım'' diye. Ben de kendisine o olaydan vazgeçtiğimizi ve belgeyi yırttığımızı ifade ettim. Böylece o haber Akşam''da çıkmadı ama sonradan galiba Gökdeniz''in menajeri belgeyi bir başka gazeteye ulaştırmış."

Hale bakın! Gazeteciliğin spor yazarlığı ya da spor yayıncılığı bölümü ne hale gelmiş. Bomba gibi bir belge elde edeceksiniz, sonra bu belgeyi kamuoyuna aktarabilmek için bir kulübün başkanından onay alacaksınız ya da o başkana onay için başvuracaksınız. Bu utanç verici olayı acaba Türk spor basınında kimler değerlendirecektir? Bu gazete, bu konuşmayı dinledikten veya öğrendikten sonra basın ilkelerinden hatta basın ahlâkından acaba bahsedebilecek midir? Hatta gazetenin uzantısı televizyon kanalı, ele geçmiş bir belgenin yayınlanıp yayınlanamayacağı izninin o belgede suçlu durumunda gözüken kişinin onayına kalıp kalmadığını nasıl anlatabilecektir?

Acaba bu önemli belgeyi izne tabi kullanılır duruma sokanlar dimdik ayakta durabilen -ki sayıları ne yazık ki çok az- diğer ilkeli meslektaşlarının karşısına nasıl çıkacaklar, aralarında nasıl duracaklardır? Yazıklar olsun! Türkiye Spor Yazarları Derneği''ni kurup bugün hayatta olmayanların ruhları sızlamıştır. Hayatta olanların da bu arkadaşlarımızın yerine utanç duyduklarından adım gibi eminim.

ÖNE ÇIKANLAR