Fenerbahçe Teknik Direktörü Daum ben bu yazıyı sevgili Baha''ya yazdırırken, büyük ihtimalle diyordu ki, "Ne var yani? Avrupa Kupası''nda bir maç kazandık. Hem de deplasmanda." Tabela öyle diyor da Daum''a ben de şu soruyu sormadan edemiyorum; "100 milyon euro maliyetli takımının karşısında Emre veya Mehmet Topuz''un ayakkabılarının maliyetinde bile olmayan, futbolu ofsayt rekoru kırarak hiç bilmediğini kanıtlayan, sadece koşup zıplayan ve de futbol dünyasında ismi belki de en son beş ülkenin takımlarından biri olan Sheriff''in ismi mi maçı zora soktu?" Fenerbahçe böyle bir rakip karşısında koca 90 dakika içinde sadece o da bire bir olmak üzere Emre''siyle pres yapmaya çalışıp resmen futbol fukaralığı sergiledi. Girdiği iki pozisyondan birinde topa ayağını sürmeyen takımın kaptanıyla maçı kazandı. Bilica''yla Lugano''nun ve de kaleci Volkan''ın sanki Sheriff''le tam tersine değerler içindeki olması gereken direnişleri acaba Daum''u utandırdı mı? Kazım''la Uğur''un bırakın takıma katkılarını, oyuna etkilerini adeta yürüyüşlerini 70. dakikaya kadar seyreden bir teknik direktör tabii ki, "Ne var yani, kazandık" gibi artık futbolun sosyoekonomik hatta sportif olgusuna kafayı hâlâ yatırayamayışıdır.
Moldova takımı böylesi bir turnuvada kalifiye olmak için yüz fırın ekmek yeme ihtiyacı sergilerken, maliyeti dediğim gibi 100 milyon euronun üzerinde olan dünya ve Avrupa üçüncüsü bir ülkenin takımı böyle mi futbol oynamalıdır? Can simitleri sayısız değildir. Bir gün sayıları tükenecektir. O zaman oynamayı çoktan hak eden Mehmet Topuz, Vederson hatta bu koşullarda artık oynaması beklenen Özer Hurmacı hesap soracaklardır. Sonuçta Fenerbahçe grubunda 3 puanla tanışmıştır. Dünkü futbol fotoğrafında keyifli olan varsa benden de bir bravo.

